Ana Sayfa > Site Yazarları

SERDAR KAYALİ - serdarkayali69@gmail.com
ŞART RÜZGÂRLARI VE ADAMLARI
16 Nisan 2013 - 1345 okunma

ŞART RÜZGÂRLARI VE ADAMLARI
 
Tarihte de günümüzde de İslam elbisesi giydiği halde zihnini, kalbini ve bedenini İslamlaştıramamış kimseler, zümreler her zaman bulunmuştur. Bu kimselerin İslam’a verdiği zararları başkaları verememiştir. Bunlar dinlerini bazen basit korkularından emin olmak için, bazen de asla ulaşamayacakları bir menfaat karşılığında satmışlardır. Basit korkulardan emin olmak isteyenler genelde devlet ideolojisinin sınırlarını çizdiği zihni kirlilikle İslam’a sarılmışlardır. Bunların oluşturduğu din mantığında biraz bilgi, biraz milliyetçilik, biraz çağdaşlık, birazda entelektüellik bulunur. Bu insanlar ırkçı zihin dünyalarından dolayı örflerini neredeyse dinin temel ilkeleriyle aynı seviyede hatta daha üstte tutmayı ilke olarak benimsemişlerdir. Böylece İslam ile sentezleşmiş bir garip yaşam tarzı meydana getirmişlerdir.
 
Günümüzde de bu türden insanlara sıkça rastlamak mümkündür. Bu insanlar genelde ırkları adına faydalı işler yaptığını düşündükleri kişileri kutsallaştırırlar. İslam ile alakaları olmasa bile onlara İslami elbiseler giydirme yarışında ömürlerini tüketirler. Onları yüceltirler. Çünkü ancak onları yüceltebildikleri kadar kendileri yüce olabilirler. Bu insanlar ulu saydığı kişilerin yıllarca süren hayatlarında birkaç kez söylediği İslami sözleri gündeme getirerek onların tastamam Müslüman olduğunu, muttaki olduğunu, düşünüp veya düşündürüp ulularını hem halk nezdinde hem Allah nezdinde kurtarmaya çalışırlar.
 
Tarihi bir profil olan bu insanlar ulu saydığı kişiler karşısında kendilerini sefil görürler. Asla onlar kadar zeki olamazlar. Onlar kadar akıllarını kullanamazlar. Onlar kadar anlayamazlar. Onlar kadar liderlik yapamazlar. Çünkü onlar özeldir. Uludur. Kurtarıcıdır. Hatta bazılarına göre seçilmiştir. Ayrıca daima bu profile önayak olan ve onları dinen ve vicdanen rahatlatan din adamları olmuştur. Bu din adamları genelde küçük menfaatleri çok önemseyen veya küçük tehlikelerden çok korkabilen bir yapıya sahiptirler. Bu nedenle asla hakikati söylemezler. Zamanla söylemedikleri hakikatin düşmanı haline bile gelebilirler ve sonunda hakikatin bir fitne, hakikat davetçilerinin ise birer fitneci olduğunu kabul ederler. Bu uğurda mücadeleden korkmazlar. Aslında korkak kalpleri birden cesaretlenir ve güçlünün yanında olmanın verdiği güven ve rahatlıkla mücadelelerini yapabilirler.
 
Bu insanların maksadı devlet ideolojisiyle toplumlar arasında dini bir bağ oluşturmaktır. Bu görev devlet için çok önemlidir. Çünkü ideolojik yapısına dini bir elbise giydiren devlet artık gerektiğinde rahatlıkla haksızlığa başvurabilecektir. Kanunlarını kendi yapısına uygun olarak çıkaracak ve onları icrada dini bir engelle karşılaşmayacaktır. Bu görev yine bu adamlar içinde önemlidir. Çünkü devlet ideolojisinin emniyetini sağlamakla paylarına düşen küçük paydan faydalanmaya devam ederler.  
 
Bu türden öncülerin çok olduğu toplumlarda insanlara artık yaptıkları her kötülük güzel görünebilir. Önderlerinin heykellerini dikebilirler. Heykeller karşısında ibadetimsi hareketler yapabilirler. Bunda sakınca görülmez. Onlar için bu doğaldır. Hiçbir şekilde tapınma değildir. Onlar için ve onların rahatlatıcıları olan din adamları için bu durumların tevhit dini olan İslam adına hiçbir sakıncası yoktur. Ne heykellerinin birer put olma ihtimali akıllarına gelir ne de yaptıklarının birer ibadet olma ihtimali. Onların din adamları da bazen bu merasimlere katılırlar bazen de lâfzen onları rahatlatırlar. Şöyle derler “Hiçbir sakıncası yoktur. Niyet önemlidir. Bu heykelin karşısında selamlamalar yapsanız dahi onları ilahlaştırmış olmazsınız. Onları ölümsüz olarak düşünseniz bile sakıncası yoktur. Onların kabirlerini büyük yapmanızın, özel günlerde kabirlerinde merasimler düzenlemenizin, onları türlü övgülerle övmenizin, mutlak anlamda onların izinden gitmenizin dinen bir sakıncası yoktur. İbrahim’in kırdığı heykeller ile bu heykeller arasında ilişki yoktur. Mekke müşriklerinin selamladığı heykeller ile bu heykeller arasında bir benzerlik yoktur. Nuh’un kavminin heykelleri ile bu heykeller arasında hiçbir bağlantı yoktur”.
 
Sonuçta bu kimselerin öncülük yaptığı toplumlar doğruyu yanlıştan ayırt edemezler. Böylece ya bu türden din adamlarına köle olurlar ya da ulu saydıkları ve heykellerini diktikleri diğer adamlara. Dinlerine ait ibadetlerini yapabilirler toplum içinde yapıcı roller üstlenebilirler daha başka çok şeyler yapabilirler; fakat zihinlerini asla temizleyemezler. Bir muvahhit duruşu hiçbir zaman gösteremezler. Dur denildiği yerde dururlar. Konuş denildiğinde konuşurlar. Ne durduğunda Allah için dururlar, ne de konuştuğunda Allah için konuşurlar. Bu insanlar için önemli olan şartların rüzgârlarıdır. Nereye eserse oraya yönlenirler. Asla toplumu doğruya ihya edemezler. Çünkü topluma tevhidi inşa edecekleri malzemeleri bulunmaz. Her defasında toplum onları inşa eder. Onlar ise bunun farkında olamazlar. Bundan dolayı toplum onlarla asla çelişmez dolayısıyla sever.
Serdar KAYALİ

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (6):
  serdar kayali:
[10.06.2013 - 04:18]  
Ayrıca bahsettiğin kemalizm, atatürkçülük, milliyetçilik, sosyalizm ve diğer bütün ideolojilerde ihtilaf kaçınılmazdır. Çünkü temelsizdir. kendi içlerinde dahi bir çok çelişkiler, tutarsızlıklar görülür. Çünkü basit akıllı olan insanoğlu tarafından üretilmiştir. Hataya mahküm, hadım, dar, yetrsiz,, yok olmaya mecburdurlar. Daha idolleri yaşarken bile ihtilaftan kurtaramazlar. Eğer idollerine uzun ömürler verilseydi bile idollere tahammül edilmezdi. Yakın türkiye tarihinde görüyoruz. yalnızlaştırılan idolleri dünya tarihinde de görürüz. tabbileri sütü sağılmış inek muamelesi yaparlar onlara. sonradan konuşmayacak etkisi olmayacak heykellerini dikilerek minnettarlıklarını gösterirler. Tarih ideolojiler çöplüğüdür. Hernekadar ölümsüz oldukları Söylense de kabirler idollerle doludur. İdoller hamasetle yaşatılır. Sonunda duyarsızlık denizinde yok olurlar. Bütün bunlar olurken ihtilaf onların kaçınılmaz başlangıcı olduğu gibi durdurulamaz sonlarının nedenidir. İslamdaki ihtilaf bile yaşar. Onlardaki ihtilfı bırak isimlerinden bir şey bulamazssın. Bu nedenle karşılaştırma yaparken mukayese şartlarına uygun olanla yapmak yerinde olur. Halbu ki senin karşılaştırma yaptığın alanlar mukayese şartlarını doğru olarak içermez. Senin gerçekten akıllı birisi olduğunu bilerek akıllı birine yazılacak bir cevabı telefonda yazdım. imla hatalarıyla uğraşmadım. Özür dilerim.
  Serdar kayali:
[10.06.2013 - 03:46]  
Kıymetli abim: islamın tek tip insan yetiştirmediğini bilirim. Fakat islam tek tip itikat oluşturur. Bu nedenle büyük zaman farklılıklarına binaen peygamberler senin tabirinle tek tipdiler. Aynı şeyi söylediler, aynı mücadeleyi verdiler. Ama onlar tek şahsiyet değildiler tabiki. Şahsiyet bakımından farklılıklar Allahın ayetlerindendir. Belki bu nedenle dillerimiz, kültürlerimiz, bizlere etki eden diğer farklılıklar vardır. Şahsiyette tek tip değiliz. Fakat itikatte tek tipiz. İtikattaki ihtilaf Allahın istediği, razı olduğu bir şey değildir. İtikatteki İhtilaf edilen konunun büyüklüğü küçüklüğüne göre hesaba çekileceğiz. Zira Kuranda bu hususta bir çok ayet bulunur. İhtilaf özgürlüğü insana verilmiştir. Fakat ihtilaf ettiği şeyden sorgulanacaktır. Şimdi bazılarının dillerine doladığı ve ihtilaf merkezleri olarak değerlendirdikleri mezhebler meselesi hakkında nedenselliği ve gerekliliği açısından bir çok değerlendirme yapılmıştır. Bu işi bilenler bu hususta sıkıntı çekmezler. Fakat başka bir takım ihtilaf merkezleri olarak görülen tarikatlerin ihtilaf sebepleri islama katttıkları sahte değerlerden kaynaklanmaktadır. Bizlerde zaten bununla mücadele ediyoruz. Bunu savunmuyor meşru görmüyoruz. O halde savunmadığımız, bizatihi mücadele ettğimiz, yanlış olduğunu bildiğimiz bu ihtilaf merkezleri kendi içimizdeki ihtilaf değil dışımızdakilerle yaptığımız ihtilaflar gibidir. Bu durum ise senin bahsettiğin meslenin cevabıdır. İslam ihtilafı hoşgörmez ittifakı hedefler. Bunun tek yoluda aynı kaynaği lafzi değilde hakiki anlamda hakem tayin etmekle mümkündür. Bu yüzden "Allahınipine sarılın tefrikaya çıkarmayın" buyrulmuştur. Hakiki müminler itikatte tek tiptir. Pergamberler gibi. Şahsiyette ise rengarengtirler. Bu da Allahın ayetlerindendir.
  Sinan Baydemir:
[08.06.2013 - 01:36]  
Ah be Serdar' ım tam da beni tarif etmişsin. Zeki, bilgili ve kavrama yeteneği iyi olan birisi olarak tespitlerinde doğruluk payı olan birçok şey olduğunu söyleyebilirim. Ama çok temel bir hataya düştüğünü hatırlatmam lazım, hemen her sahada ve konuda olduğu gibi tek tip müslüman, tek tip Kemalist, tek tip Atatürkçü, tek tip milliyetçi, tek tip sosyalist, tek tip ulusalcılar varmış gibi düşünüyorsun. Oysa en dar anlamda kendi çevrende bile bunun böyle olmadığını rahatlıkla görebilirsin. Yani dinini en doğru şekilde anladığını düşünüp yaşamaya çalışan insanlar nasıl ki tek tip değiller ki kaynak olarak çok açık bir kaynağa Kuran a sahip olmalarına rağmen. Diğerleri için de aynı şey geçerli, tek bir model veya tip yok aslında, bazı klişeler değişmiyor olabilir ama asla tek tip değiller. Zaten bütün bu karmaşa da buradan geliyor. Bize yabancı olan şeyi ötekileştirerek anlamaya çalışmak yerine kendi fikrimizi empoze etme çabasına gireriz, bu aslında kendimize veya savunduğumuz fikre olan eksik inancımızdan gelir. Bu her türlü fikri konuda böyledir. Bu çaba sonuç olarak çatışmaları getirir ki, gerçekte bu sonunun başlangıcıdır. Bazen de empati yapıp bir birimizi anlamaya çalışırız ama gizliden gizliye sabit fikirliyizdir. Cesaretimiz yoktur aklımızın sınırlarını diğer fikirlerin tehlikeli delhizlerine açmaya. Korkarız normal olarak korkarız ya haksızsak diye. benim gerçek hassasiyetimi sana biraz da olsa anlatmaya çalışmıştım; O da ben, islam inancına mensub olduğumu ısrarla söylerken (ki beyan etmek gibi bir mecburiyetim olmamasına rağmen) birilerinin benim Allah ile aramdaki tamamen mahrem olan ilişkiyi sorgulaması ve bunu yaparken MAALESEF Arap milliyetçiliğinin ve emperyalizminin dilini kullanmasıdır.
  feyzat bilgeoğlu:
[07.05.2013 - 18:59]  
şu dunyada hiç kimseye bahşetmediğim lugatı sana seve seve söylemekten çok mutlu oluyorum her platformda seninle gurur duyuyorum.selam ve dua ile...
  Naci:
[19.04.2013 - 11:41]  
Eline sağlık Serdar abi. Düşüncelerin başkaları tarafından anlaşılması zor olabilir. Seni anlayabilmek için KURANI KERİM'i hem çok okumak, hem düşünmek lazım. Muhtemelen aykırı yorumlar kuran ile hemhal olmayanlardan gelir. Hani bizim bir müslüman kesimimiz var ya. Müslümanmısın evet. Namaz varmı Hayır, Kuran okuyormusun, düşünüyormusun Hayır. Ama müslümanım.....))
  ALİ ERSOY:
[18.04.2013 - 08:57]  
Evet Serdar bey sen devre dışı bırakmaya çalışsanda kurtarıcılar ve alimler gerçeği vardır ve var olmaya devam edecektir.Ayrıca herkes lider olamaz.Herkesin her yaptığına da doğrudur demem. Sözlerinde bazı haklı taraflarda var.Ama eleştiri yaptığın konular senin içinde geçerlidir.Önce sevgili hükümetine domuz eti,zina mevzularında çıkışlar yap da sana hakiki müslüman bir erkek varmış diyelim.takdir edelim.Suriye siyasetine bir karşı çıkda taktir edelim.yukarda liderlerin yanlışlarına destek olan hocalara yaptığın eleştirileri o zaman anlayalım ve Suriye meselesinde eşzamanlı yaptığınız resimli sergi çalışmanıza hükümete destek çıkınca bende size nasıl kızdığımı hatırlayın.Milliyetçilik konusuna da takmışsın ben milliyetçiyim ama kafatasçı değilim ayrıca tarihmizde kafatasçılık da yoktur.Miliyetçilik işinide biz çıkarmadık dünya buna göre şekillendi.Bizimde kendimize ait bir devletimiz oldu bunda ne var.senin yada arkadaşlarının gücü varsa bu oluşumu geri çevirin ama önce bizden değil dış devletlerden başlayınbunu başarırsanız,bizde aynen geri döneriz ha bu arda 24 milyon kilometre kare toprağıda bize bağla ondan sonra senin bu anlattığın görüşlere tabi olalım.Eğer biz milliyetçilik yapmassak,milliyetçilik yapan devlet ve milletler karşısında yok oluruz buna inan ne müslümanlık nede millet kalır ortada.Umarım bu gerçeği kafanız anlar.

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


SERDAR KAYALİ Diğer Yazıları

24 Şubat 2015 - İSLAM' DA KEHANET ve BURÇ SAPKINLIĞI
18 Haziran 2014 - Abdulaziz Bayındır Hocanın Kader Çarpıtması
23 Ağustos 2013 - İBN-İ SEBELER VE TESİRLERİ
05 Nisan 2013 - DEĞİŞİM VE MODERNİZM
05 Nisan 2013 - TAŞIN ÜSTÜNE OTURANLAR
04 Nisan 2013 - MESCİDLERİ ALLAH'A BİRAKIN
04 Nisan 2013 - ZİNDANLARIMIZDAN KURTULMAK
04 Nisan 2013 - DAVETLİSİNİZ
04 Nisan 2013 - ÖLÜM
04 Nisan 2013 - ÇOCUK EĞİTİRKEN DUA
04 Nisan 2013 - BİRR’ İN BİR OLMASI
03 Nisan 2013 - ŞİRK’İ PAGANLIKLA SINIRLAMAK
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH