Ana Sayfa > Site Yazarları

Emre KOÇ - emre55koc@hotmail.com
RİVAYETLERİN TOPTAN REDDİ VE TEFSİRDE USÜL ANLAYIŞI: Mürselat 77/50 Örneği
05 Mart 2015 - 1846 okunma

Son dönem Kur’an çalışmalarında karşılaşılan yoğunluğun beraberinde anlayış ve yorum talihsizlikleri, her şeyden önce ilmi çalışmalarda titizlilik dikkatini bertaraf etti. Kur’an’ın rahmet ve hidayet kaynağı oluşu ve muhatapların ilahi mesajdan istifade çabaları maksadı samimi fakat metodu gayet ideolojik bir mahiyetle tebarüz etti. Modern dönem Kur’an anlayışları arasında değerlendirilen Kur’ancı bakış açısı kısmen fikri bir temele oturmasına rağmen, diğer taraftan daha çok bireysel-entelektüel düzeyde etkinlik alanıyla kifayet etti. Elbette bunun sayabileceğimiz birçok sebebi var. Kanaatimizce en önemli sebep, grupsal çatışma ve çekişmelerde hakim dini kültürün Kur’ancı bakış açısına baskın çıkmasıdır. İkinci olarak hakim dini kültür mevcut müktesebattan bir bütün olarak istifade ederken Kur’ancı bakış açısının toptan yada kısmen yapısal tenkit gayretlerine yoğunlaşmasıdır. Üçüncü sebep olarak da, Kur’ancı bakış açısının ayetlere lafızcı yaklaşımı eleştirmesine rağmen aynı metodik hata üzerine mânâ arayışını inşa etmesidir. Bu girizgâhla tezimizin genel çerçevesini çizdikten sonra Kur’ancı bakış açısının Mürselat 77/50.ayete vermiş olduğu meal-i şerifin hikmet-i â’lisini inceleyerek Kur’an anlayışı ve tefsirde usulünü aydınlatıp tavsiyelerimizi sunmakla yetineceğiz.
 
Mürselat 77/50:’’Peki o kafirler/müşrikler Kur’an’a inanmayacaklar da başka hangi söze inanacaklar?!’’
 
1.       Esbâb-ı Nüzul Faktörü
Ayetlerin nazil oluş sebebini tespit etmek, ayetin taşıdığı mesajın doğru anlaşılması için ehemmiyet arz etmektedir. Esbâb-ı Nüzul, Allah ve Mekke toplumu arasındaki diyalektik ilişkiyi, ayetlerin hangi sorunlara çözüm sunduğunu ve hangi hadiseye binaen nazil oluşunu, mevcut şartları tespit için teşekkül etmiş bir tefsir ilmidir. Esbâb-ı nüzul ilmi müktesebatında ‘’rivayette açık-seçik ifade ve sebebin beyanı’’ gibi metin kontekstini sağlayan bir takım ilkeler temin edilmiş olmakla beraber, ayetin yer aldığı pasajda verilmek istenen mesajın bağlamına uygunluğunu ve Kur’an’ın tevhid, adalet ve ahlak gibi ana temalarıyla uyuşmasını sağlayan temel yaklaşım tarzı ortaya konulmuştur. Söz konusu Mürselat 77/50.ayette müşriklerin akide konusunda takınmış oldukları inkarcı tavır, Yüce Allah tarafından soru ve tekid üslubuyla eleştiriye tabi tutulmuştur.
 
Bu minvalde Kur’ancı bakış açısının ayeti bütünsel olarak anlamaktan ziyade ayetteki ‘’hadîsin’’ kelimesine odaklanması gayet dikkat çekicidir. ‘’Hadîsin’’ kelimesine, hicri üçüncü yüzyılda teşekkül etmiş ‘’hadis ilmi’’ şeklinde bir mânâyı takdim etmeleri ziyadesiyle ironiktir. Mekke dönemiyle hicri üçüncü yüzyıl arasındaki zaman ve kültür farkını hiç dikkate almadan toptan rivayet tenkitçiliğine delil temin etmenin, hiç değilse ayeti Kur’an’ın ana temalarıyla sorgulama nezaketini teslim eden insaf duygusuyla nesh edilmesi gerekirdi. Kur’an’ın mesajına bu kadar önem atfedip aynı zamanda bu denli bir sorumsuzca yaklaşımın sergilenmesinin makul izahı yoktur kanaatini taşımaktayız. Giriş bölümünde de dile getirdiğimiz gibi, bu düpe düz, mevzu anlayışın yorum ekseninde katı-lafızcı yaklaşımının tezahürüdür. Yeri gelmişken belirtmeliyiz ki lafızcılık sadece her kelimenin lügat manasında sabit kalmak değil, aynı zamanda icaz ve edebi sanat taşımayan kelimelere edebi ve hatta batıni anlamlar takdim etmektir. İki yönde de mânâ, lafız üzerinden kaybedilmektedir. ‘’H-d-s’’ kökünden türeyen ‘’söz’’e ‘’hadis ilmi’’ anlamı takdim edilmesi de bu nevidendir.
 
Bu şekilde bir tefsirde usül(süzlük) anlayışı, esbâb-ı nüzul faktörünü devreden çıkarmakta, beraberinde ayetin yer aldığı pasajda verilmek istenen mesajı dikkatlerden kaçırmakta ve Kur’an’ın ana temaları arasında olmayan bir şeyi ana tema haline getirmektedir. Velev ki pasajın Medine döneminde nazil olduğunu kabul edelim, ayetteki ‘’hadîsin’’ kelimesine ‘’hadis ilmi’’ manasını vermenin imkânı en az bir yüzyıl kadar daha imkânsızlık arz eder. İlk dönemlerden günümüze incelediğimiz otorite tefsirlerde ayetteki kelime için ‘’hadis ilmi’’manasına dair hiçbir izin bulunmaması da kelimenin manasına açıklık getirmek için yeterlidir.
 
2.       Muhataplık Faktörü
 
Ayet-i kerimede müşriklerin muhatap alınması ve müşrikler tarafından inkârın söz konusu oluşu da dikkate alınmalıdır. Buna rağmen ‘’hadisîn’’ kelimesine ‘’hadis ilmi’’ manası verilmesi aynı zamanda itham içermektedir. Allah’ın,’’Peki o kafirler/müşrikler Kur’an’a inanmayacaklar da başka hangi söze inanacaklar?!’’ayetiyle müşriklerin inkarını sorgulatmasında ‘’Kur’an’dan başka hangi kelam inanmak için kifayet eder’’ yerine ‘’Kur’an’dan başka hangi HADİS RİVAYETİ inanmak için kifayet eder’’ şeklinde bir dikkatin vurgulanması muhatapları da değiştirmektedir. Böyle bir durumda artık ayetin muhatabı olarak müşrikler bir kenara çekilmiş, yerini hadis ilmiyle meşgul olan,’’İNANDIM, İMAN ETTİM’’ diyen Müslüman muhataplar almıştır. Kabaca, müşriklere rağmen hadis rivayet edenlere inkârın cezası azap daha çok layık görülmüştür. İnanç problemi müşrik muhataplarda doğallık arz ederken hadis rivayet eden Müslüman muhataplar inanç konusunda sorunsal bir zemine çekilmiştir. Görüldüğü üzere tabiri caizse ayetleri bedevice yorumlamak, katı-kontrolsüz tekfirciliği meydana getirmiştir.
 
3.       Sonuç ve Teklif
 
Kur’ancı bakış açısı, hadis ilmini nev-i şahsına münhasır metodlarıyla incelemekten (tenkid) ziyade hadis ilmini yapısal (toptan) olarak red yolunu tercih etmekle tahriften başka imkân sunmayan bir metod hatasına düşmektedir. Özellikle belirtelim ki, ekolün henüz ve hatta sistemli fikri bir sisteme sahip olamayışından hareketle buradaki tenkidlerimiz ekol eleştirisinden ziyade, ekolde bu meyanda bir Kur’an ve Tefsirde usül anlayışına sahip olan müntesiplerin tahriflerinedir. Bilhassa yeterli ilmi/fikri birikimin olmayışından kaynaklanan bu metod hatası, ‘’metinlerin Kur’an’a arzı’’ ilkesinin kapsamına da girmemektedir. Zira söz konusu ilke ‘’olayların olgulara arzı’’ gerçekliğini hedeflerken hadislerin toptan reddi savunusu metinlerin bağlamında kendi kendine paradokslar üretip boğuşmaktan başka bir hedefle ihya olamamıştır.
 
Bizim buradaki teklifimiz aynı zamanda sadece hadis ilmini değil, diğer ilimleri de toptancı, genelleyici yaklaşımla reddetmeme yönündedir. Zira bizler asırlar öncesini daha berrak görebilme ihtiyacıyla karşı karşıya isek, tarih ve kültür kompartımanlarında adeta uçarak değil, tutunarak ilerlememiz gerekir. Kur’an’ın tek parça iki kapak bir kitap halinde nazil olmayışındaki hikmet bizlere bu konuda da bakış açısı kazandırmalıdır;
 
Yirmi üç senede nazil olan ayetlerden herhangi birini -bir çırpıda- dosdoğru anlamak ve hayata taşımak bizler için Kur’an’ın ‘’mübin’’ oluşuyla alakalı olmasa gerektir. Daha çok, Allah ve insan arasındaki diyalektik ilişkide nazil olan vahyin ‘’tarih ve kültür’’ kompartımanlarında adeta bir lütuf, rahmet ve nimet olarak taşınmasıyla alakalı olsa gerektir.
 
Emre KOÇ
ADANA-2015

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Emre KOÇ Diğer Yazıları

23 Ağustos 2016 - TEKKELİ DARBENİN TEOLOJİK-SİYASİ ZİHİN KODLARI
28 Şubat 2015 - KADINA ŞİDDET SÖYLEMLERİ VE ADİL TOPLUM İDEALİ
16 Şubat 2015 - MODERNİZM ÖLÇEĞİNDE SEVGİLİLER GÜNÜ ELEŞTİRİSİ ve AİLEDE(!) SEVGİ METAFİZİĞİ
05 Şubat 2015 - İHSAN ŞENOCAK VE CIMBIZLARI: KISSALARIN DİLİ ÖRNEĞİ
24 Aralık 2014 - DİB ADAYI AHMET MAHMUT ÜNLÜ- NÂM-I DİĞER: CÜBBELİ AHMET
15 Aralık 2014 - DARU’L-İSLAM’DA ‘’NOEL’’ ÖRNEĞİ VE MODERNİZM
07 Eylül 2014 - DEVLET-İ ÂLİ MEDİNE İSLAM DEVLETİ YÖNETİMİNDEN MISIR’DAKİ HADİSELER İÇİN BASIN AÇIKLAMASI
23 Haziran 2013 - KÜLTÜREL EROZYONLARIN ALTINDA TERK EDİLEN DİN YORUMLARI ÜZERİNE
18 Mayıs 2013 - BİZ MEDİNE OLAMADIK, RASULULLAH’IN KARDEŞLERİ GERİ DÖNÜYORLAR!
18 Nisan 2013 - ‘’ŞANS OYUNLARININ DİNDEKİ YERİ’’ ŞEKLİNDEKİ YAKLAŞIMLAR HAKKINDA APOLOJİK BİR SORUŞTURMA
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH