Ana Sayfa > Site Yazarları

Serkan Karaaslan - serkankaraaslan44@gmail.com
MÜSLÜMAN GENÇLİK VE FARKLILIK ARAYIŞLARI
10 Nisan 2013 - 3038 okunma

Müslüman kardeşlerim! Bu söyleyeceklerimi ön yargılı bir şekilde okuyup, “Bu kendini bilmez bizlere bilmişlik taslıyor” gibi fikirlere kapılmanızı istemem. Çünkü öyle bir amacım katiyen yoktur. Tek amacım, İslami hassasiyeti olan bizlerin hangi safta, kimlerle, neyi ve niçin savunduğumuzun farkında olmamıza, elimden geldiğince katkıda bulunabilmektir.

   Yazıma şu soruyu sorarak başlamak istiyorum. Bizler yani bu ülkenin, bu ümmetin yarınları olan bizler, nelerin peşinden koşup, nelerle uğraşırken yorulmaktayız. Farklı bireyler olacağız diye arkamıza hiç bakmadan son sürat nereye koşuyoruz? Tamam, farklılık zenginliktir; ama bu farklılığın bizleri nerelere savurduğunun farkında mıyız? Gerçi çok fazla haksız da sayılmayız. Çünkü son zamanların popülizmi "Farklılık çabası içinde olmaya çalışmak"’tır. Kimimiz özgürlük diyenlerle aynı çatı altında toplanmak için var gücümüzle çalışıyoruz; kimimiz bu din daha tamamlanmadı, bu dinde eksik ve yanlış olan ibadetler var ve bizler de “ISLAH” edicileriz diyenlerin müridi olmak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Kimimiz biz her şeyi biliyoruz , her şeyi gördük, her şeyi yaşadık, her şeyi yaşayanlarla aynı cephede savaştık, tüm cenderelerden geçtik diyenlerin peşinden koşuyoruz. Kimilerimiz ise bu vatan elden gidiyor, bu vatanı parçalamaya çalışıyorlar sloganlarıyla, bu ülkede yaşayan ve yaşamaktan da son derece memnun olan insanları galeyana getiren kişilerle aynı safta yer alma çabası içerisindeyiz. Bizler işiten ve itaat eden “tevhidi bilince” sahip müslüman profillerini yeğleyeceğimize, işiten ama uygulamayan sözde Müslüman profillerine talibiz. Bu gerçekten de çok kaygı verici bir durum. Bizim, müslüman gençler olarak şunu kesinlikle unutmamamız lazım :” İMTİHAN ŞUURUNDAN UZAK OLAN İNSANLARLA KURDUĞUMUZ İLİŞKİLERİN SINIRLARINI KORUMADIĞIMIZ TAKDİRDE, BİZLERİ BU ŞUURDAN UZAKLAŞTIRABİLECEKLERİNİ GÖZ ARDI ETMEYELİM.” ( bundan kastım; namaz kılmaktan imtina eden, oruç tutmaktan aciz, zekat vermekten kaçan, hakkı söylemekten korkan, kalbim temiz bahanesiyle kendini rahatlatan veya bunların hepsini yapıp da bu yaptıklarında hiçbir samimiyet gözetmeyen insanlardır. )

   Göklerin, yerin ve arasındakilerin sahibi olan Allah-u Teala, şirk hariç her türlü günahı dilerse affedeceğini söylüyor, fakat bizlere mealen şöyle bir uyarıda da bulunuyor: Bizlere farz kılınan ibadetleri samimi bir şekilde eda etmediğimiz takdirde, bize içi şirklerle dolu bir hayat müjdeliyor(!) . Belki diyeceksiniz ki bu tarz insanlara saygı ve hoşgörü gösterirsek onları bu yanlış yollardan döndürebiliriz. Belki kendimizce haklıyız ancak bu tarz insanlara, İslam’a ısınmaları için hoşgörüde bulunmak onların yapmış oldukları fuhşiyatın farkında olmalarını engellemekten öteye geçmez. Zira İslam hiçbir şekilde günah işleyen birine hoşgörüde bulunmaz, yani İslam günahı hoş görmez. İyilik yapacağım derken arkadaşımızı o bildiği ve yürürken de rahatsızlık duymadığı o yol da, daha da hızlı yürümeye sevk ederiz.

Kardeşlerim! illa Herhangi bir gruplarla Koşmamız gerekiyorsa, bu kimselerin “Kur'an'ı anlamaya ve hayatlarına tatbik etmeye çalışan” insanlar olmasına dikkat edelim. Koşmamız gerekiyorsa, “Kıldığımız namaz bizleri nelerden sakındırıyor derdiyle dertlenenlerle” koşalım. Koşmamız gerekiyorsa, “ben gerçekten samimi bir Müslüman mıyım, Rabbim acaba ahirette benden razı olacak mı? endişesini taşıyanlarla” koşalım. Bunlarla koşalım ki; ileride dönüp arkamıza baktığımız da “Ben ne kadar da yavaş koşmuşum, keşke daha da hızlı koşabilseymişim” diyerek hayıflanmayalım.

   Son zamanlarda popülerliği iyice artmış olan “ özgürlük” kavramını diline dolayanların (Bu kavramı sanki ilk kendileri bulmuş gibi) asıl amacı, insanları özgürleştirmek yerine onları kendilerinin oluşturdukları özgürlük kavramının içerisine dahil edip, temeli menfaat ve çıkar üzerine kurulu olan yapılarına, partilerine, cemaatine (adını ne koyarsanız koyun) köle yapmaktır. Bu saf ve temiz yürekli insanları, kendi çatıları altında toplayıp sonra da kendileri gibi düşünmeyenlere yaşam hakkı tanımamaktadırlar. İnsanların saf duygularını ve temiz yüreklerini kullanan bu kendini bilmezlerin ellerinde, kendimizi oyuncak etmeyelim lütfen! Çünkü bizler 21. y.y.’da yaşıyoruz ve her türlü bilgiye rahatlıkla ulaşabilmekteyiz.

   Dile getirmek istediğim diğer bir sıkıntı ise; bu çağda yaşayan tüm insanların, hemen hemen hepsinin kendi haklarını çok rahat bir şekilde savunabilecekleri görüşünü göz ardı ederek, o insanların özgür iradelerine haksızlık yaparak onların adına rahatça ve cesurca karar verebilenleri kimsenin yadırgama cesaretinde bulunamayışıdır. Bu ülkede yakın tarihimizde nelerin olup bittiğini, nasıl kirli oyunların döndüğünü, bu oyunların hala nasıl devam ettiğinden habersiz yaşamayalım lütfen. Camilerde rahat namaz kılmamız, ibadetlerimizi rahatça yerine getirebilmemiz ve fikirlerimizi korkmadan söyleyebilmemiz bizi “kazandık rehavetine” sürüklemesin. Eğer bunu göz ardı edecek olursak bizi daha çoooooook oyunlar beklemektedir.
   Sözün özü kimlerle, hangi safta neyi niçin savunduğumuza dikkat edelim. Üzerimizden oynanmak istenen oyunlara prim vermeyelim. Bilmediğimiz daha doğrusu sonunu göremediğimiz yollarda, atacağımız adımların kölesi olmaktan sakınalım.
Serkan KARAASLAN


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Serkan Karaaslan Diğer Yazıları

En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH