Ana Sayfa > Site Yazarları

Mehmet HATİPOĞLU - hatipoglu69@gmail.com
MÜBAREK 12 AYLAR
10 Mayıs 2013 - 1656 okunma

   İslamiyetin, Müslümanlar için her zaman, her yerde, her halde ve hayatın her aşamasında yaşanabilecek bir din olması Rabbimizin bize sunduğu büyük bir nimet olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira onun dışındaki diğer dinler belirli bir bölgeye, ırka, belirli zamanlara, belirli mekânlara sıkıştırılmasının doğal sonucu olarak hayattan kopmuş ve yer yer anımsanan, belirli zamanlarda uygulanan bir tatmin aracı olmaktan öteye geçememiştir. Bu durum ise insanlığın Allah’a ve dine olan bakışını olumsuz bir şekilde etkilemiştir.
 
   Hal böyleyken gariptir, özellikle son yıllarda bizde de bu tür sapmalara benzer bir takım uygulamalar ivme kazanarak devam etmektedir. Örneğin; kendimize ait özel geceler ihdas edişimiz, ihdas ettiğimiz bu özel gecelere has ibadetler uydurmamız, bu günlere ait özel ekonomik ilişkiler geliştirmemiz, mevlid törenlerimiz, camilerde de kiliselerdeki gibi ilahi koroları kurmamız v.s. Hemen aklıma İsrailoğullarının Firavunun zulmunden kurtulduktan sonra yolda geçerken gördükleri putlara özenip Hz. Musa’dan kendilerine de böyle bir put yapmalarını istemesini çağrıştırdı. (Araf Suresi, 138-139) Belki bu örnekle bizim ne alakamız var, çok zorlamışsın diyebilirsiniz; ama şunu unutmamamız gerekir ki Kur’an’daki bu kıssalar bize hikâye olsun diye anlatılmamaktadır. Bu kıssaların her birinin hayatımızda bir yeri olmalı ve onların verdiği tedirginlikle olayları değerlendirmeliyiz. Aksi taktirde kafirlerin dediği gibi “esadirül evvelin” deyip geçeriz. Demesek bile tavrımızla zaten bunu demiş oluruz.
 
   Peki, ne vardı İsrailoğullarının bu tavrında? Bu kıssanın hayatımıza yansıması ne olacaktı, diye düşünmeye başladığımızda şunları görmeye başlıyoruz. İlk önce şu hastalıklar beliriyor. Tevhidi kavrayamamak, Allah’ın kudretini bilememek, Allah’ın elçisini ve getirdiğini hafife alarak yeni arayışlara, özentilere girmek. Evet, dinde ve hayat tarzında yeni arayışlar ve özentiler Yahudilerin ve Hristiyanların yaptığı bir işti ve başlarına bela olarak da döndü. Bu durumu Kur’an’dan bilmemize ve peygamberimizin bu yönde uyarılarına rağmen bugün bizde ne yazık ki Allah’ın (c.c.) bizim için seçmiş olduğu İslamiyet dinini sanki hafife alırcasına, yetersiz görürcesine bu dini batıl özentilere kurban etmekteyiz ve bu özenti sapmasını da bir yarış haline getirmekteyiz.
 
   Yine bu batıl özentiye çarpıcı bir örnek olan mübarek üç aylar meselesi. Allah’ın aylarını kafamıza göre taksimlendirip özel bereketler atfederek kutsadığımız bir zaman dilimi. Kur’an’a baktığımızda Allah (c.c.) bazı aylardan bahsediyor fakat bizim bahsettiğimiz aylarla bir alakası yok. Bu aylar savaşmanın haram edildiği aylardır. Tövbe suresinin 5., 36. ve 37. ayetlerinde, Maide suresinin 2. ayetinde, Bakara suresinin 194., 197. ve 217. ayetlerinde; Allah indinde ayların sayısının on iki olduğu, bunların dört tanesinin (Recep, Zilka’de, Zilhicce ve Muharrem) Haram aylar olup, bu aylarda savaşmanın yasak olduğu, savaşma yasağına kesinlikle uyulması gerektiği ve aksi davranışın “büyük günah” sayıldığı, önemle vurgulanmaktadır.

            Görüldüğü gibi Kur’an’da sadece “Haram aylar” kavramı yer almaktadır. Ama Kur’an dışındaki muhtelif kitaplarda, “hadis-i şerif” isimli metinler marifetiyle Ramazan ayının da içinde olduğu “üç aylar” diye bir kavram ortaya çıkarılmış ve bunun hakkında birçok hikâye anlatılmıştır. Bu nakillerin bazıları zayıf, çoğu ise uydurmadır. Bu tür hadisler, Kütüb-ü Sitte denilen sağlam hadis kitaplarında bulunmadığı gibi, uydurulmuş hadislerin afişe edildiği kitaplarda da tek tek ele alınmış yalan ve uydurma olarak ilân edilmiştir.
           
   Kur’an ve Sahih Hadis kitaplarında  mübarek üç aylar diye bir zaman dilimi görmemekteyiz. Ama mübarek 12 ayları çok rahat görebilmekteyiz. Bütün aylara ve günlere adanmış bir hayatı kıymetli bir zaman dilimi olarak görmekteyiz. Temiz olan bütün arzın bize mescid kılındığını görmekteyiz. Yaşayabildiğimiz bütün yeryüzünün bize vatan kılındığını görmekteyiz. Kısacası Müslümanın değerlendirdiği, Rabbinin istediği şekilde geçirdiği her zaman ve mekân bir anda kıymetleniyor ve canlılık kazanıyor. Yani Müslüman eğer Müslümansa zaten Allah’ın ona verdiği bereketiyle gidiyor. Rabbimiz onun en değersizmiş gibi görünen herhangibir özelliğini bile bir anda kıymetli ve bereketli kılabiliyor. Tıpkı Hz. Musa’nın asasını ve elini onun en büyük mucizelerinden biri yaptığı gibi.
 
   Kur’an’la hemhal olan kişi şunu görecektir ki: Allah (c.c.) bütün hayatı, mekânı ve zamanı kapsayan bir din göndermiştir. Bu dini gönderirken de bize usve-i hasenesini de beraberinde göndermiştir. Yani her şeyi tastamam hayata dair hiçbir boşluk bulamayacağımız, bütün ihtiyaçlarımızı giderebilecek ve kıyamete kadar da bize fazlasıyla yeteyecek bir din.  Bütün bunlara rağmen yok bize Allah’ın dini yetmez, bu dine zam yapmak gerek diyorsak eğer; Kur’an’da bu duruma yönelik tehdit içeren birçok ayet ve kıssa bizi beklemektedir. Tabii ki bu kıssalara geçmişlerin hikâyeleri ve masalları gözüyle bakmazsak.
             
   Yazımı Allah’ın (c.c.) şu ayetiyle tamamlıyorum."Bu gün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim." (Maide 5/3)  

   Rabbimizin ömrümüzü bereketli kılması duasıyla...

Mehmet HATİPOĞLU


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Mehmet HATİPOĞLU Diğer Yazıları

24 Haziran 2017 - Haccı Protesto Etmek; Allah'ı Protesto Etmektir!
02 Ocak 2015 - MÜBAREK MEVLİD (NOEL) KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN!
14 Aralık 2013 - İSLAMIN TRUVA ATI: “MEVLANA VE MESNEVİ”
18 Temmuz 2013 - AYETSİZ DİYANET
17 Nisan 2013 - SERTLİK Mİ, NETLİK Mİ?
03 Nisan 2013 - Hz. Lut ve Lutîlik Kavramı
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH