Ana Sayfa > Site Yazarları

Naci Kayalı - admin
KAİNAT HİÇ KİMSENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATILMADI
08 Haziran 2014 - 3112 okunma

“(Ey Muhammed!) Sen olmasaydın, [Sen olmasaydın] ben asla âlemleri yaratmazdım.”
(Levlâke [levlâke] le-mâ halaktu’l-eflâk)

 

                       Herkes bu sözü hadis olarak algılıyor. Bizlere de hadis olarak gelmiştir. Oysa bu hadis değil anlamı itibariyle Peygamberimizi güya övme anlamında söylenmiş bir sözdür.

                     Bu söze istinaden ayrıca bir çok rivayette türedi. Bu rivayetten en meşhuru ise herkesin bildiği Hz.Adem'in günah işlediğinde “Ya Rabb, Muhammed'in hakkı için benim günahımı bağışlamanı diliyorum” diye dua ettiği, Allah'ın da “Ey Adem, sen nereden biliyorsun Muhammed'i, ben onu daha yaratmadım ki” dediği, Hz.Adem'in de “Ey Rabbim, sen beni yarattığında ve ruhundan bana üflediğinde başımı kaldırdım ve arşın sütunları üzerinde LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDİN RASULULLAH yazılı olduğunu gördüm ve bildim ki, sen kendi adının yanına ancak en çok sevdiğin kişinin ismini ilave edersin” dediğini, Allah'ın bu söze karşılık olarak da “Doğru söylüyorsun ey Adem, o Muhammed benim en sevdiğim kulumdur. Sen benden onun hakkı için istediğin, ben seni onun yüzü suyu hürmetine bağışladım. Muhammed olmasaydı ben seni yaratmazdım” dediği. (Hakim Mustedrek 2/615, İbn Asakir (2/323), El-Beyhaki, Delail'un-Nubuvve 5/488)

                    Bu söz ve hikaye o kadar uydurmadır ki Kuranı okuyan, anlayan, düşünen biri hiç eğitim almasa bile bu durumun Bakara Suresinin 35, 36 ve 37 nci ayetlerinde anlatılan Hz.Adem'in affedilmesine ilişkin ayetlere ne kadar ters bir durum olduğunu görür.

                  Bakara Suresi 35, 36 ve 37 nci ayetler “Dedik ki: Ey Adem! sen ve eşin cennete yerleşin. orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. Derken şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken Adem Rabbinden bir takım kelimeler aldı. Onlarla amel edip Rabbi'ne yalvardı. Oda bunun üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz o, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır”

                  Yani bu ayette de açıkça görüldüğü gibi hiçte yukarıdaki menkıbede anlatıldığı gibi bir durum söz konusu değil.

                Peki bu söz İslam dünyasına nasıl girdi ve müslümanlar arasında nasıl bu kadar revaçta oldu. Hep yüceltme iç güdüsü desek konuyu kapatırız ama delille açıklamak gerek.

                Bu söz (hadis demiyorum çünkü kimse demiyor) sadece DEYLEMİ'nin (ölümü 509) EL-FİRDEVS Bİ-ME'SURİL-HİTAP (Firdevsü'l-ahbar V.227) adli eserinde geçmektedir. Başka da bir yerde geçmez ve bu sözü buradan alınarak sonradan araştırma yapılmadan bir çok islam alimi tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Sonraki aşamalarda toplumda büyük yer edinen islam alimlerinin kitaplarında da geçmeye başlayınca insanlar bu sözün doğruluğu hakkında araştırma yapmadan olduğu gibi kabul etmişlerdir. Büyük islam alimi konumundaki bu insanların kitaplarında bu sözden bahsederken, bu sözün peygamberimiz tarafından söylenmediğini bildikleri halde kitaplarında kullanmalarının sebebi ANLAM itibariyle doğru olduğu kanısıdır. Yani peygamberimiz söylemedi ancak içeriği itibariyle bu söz yanlış olamaz kanısı.

                Burada, bu sözün uydurma bir söz olduğu ve içerik olarak doğru olmadığını ispat eden bir çok islam aliminin ismini verme gereği duymuyorum. Ben bu anlam dahil doğru olmadığını başka bir açıdan ele almak istiyorum. Ancak şunu söylemeden geçmek istemiyor. İslam dünyasına hadis aktarımı ile güvenilir teme hadis kaynakları bırakan Buhari ve Müslim başta olmak üzere diğer hadis kaynaklarında bu söz HADİS olarak bulunmamaktadır.

               Yukarıda bahsettiğimiz Bakara 37.ayette olduğu gibi ve "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" ayetinde de olduğu gibi, yaratılışın sebebinin Mülk suresinde de olduğu gibi "O ki hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır." ve bir çok ayette de olduğu gibi ne Arş, kürsü, gökyüzü, yeryüzü, güneş ve ay, galaksiler nede herhangi bir şey bunların hiçbiri Hz. Peygamber'in yüzü suyu hürmetine ve O'nun hatırı için yaratılmamıştır. 
               Bu sözün revaçta olmasının en temel sebeplerinden biri de Kuranı Kerim'de Peygamberimizi öven, onu takip etmenin gerekliliği, peygambere itaat Allah'a itaat gibi ve en önemlisi ise “Resulüm! Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya: 107) ayetinin bulunması. Müslümanlar bu ayetlerde alemleri kainat olarak algıladığı için bu sözün YANLIŞ MI DOĞRUMU olduğunu araştırma gereği duymadılar. Açıkçası bende bu ayetler varken araştırma gereği duymadım. Evet kainat onun yüzü suyu hürmetine yaratılmamıştır. Onun varlığı zaten kainata RAHMETTİR. Ne zaman Kuran'ı Kerim ile tanıştım, Allah bana Kuran'ı hidayet rehberi olarak gönderdi o zaman baktım ki, hiçte yaratılış benim kulaktan dolma sözlerle algıladığım gibi değil. Meğer ne kadar kulaktan dolma bilgi kirliliği içinde boğulmuş gitmişiz. Ama tertemiz, apaçık ve içerisinde şüphe bulunmayan Kuran ile tanışınca her şey farklı oluyor.

               İşin başka ilginç tarafı ise bu söz ve benzeri sözlerin Hristiyanlar tarafından da kullanıyor olması. Zaten islam dinine peygamberimizin ölümünden sonra giren diğer dinlere mensup insanlar, beraberinde örf ve adet olan diğer dinlere ait bir takım ibadet şekillerini de İslam dinine soktura. Bu felsefik bir düşünce, Ya da kutsama Ya da aşırı övme şekilleri gibi. Oysa müslümanlar kuran okusa, kuranla düşünse, kuran ile yaşasa, kuran ile akletselerdi eğer, hem peygamberlerini Kuran ile tanıyıp daha çok takip edeceklerdi, hem daha çok seveceklerdi. Hem sevip hem bunu ispata kalkışmaya kalkan insanlar, Kuran ile sevmeyince din dışı bir takım ibadet gibi şeylerle aşırı giderek sevgilerini göstermeye çalıştılar. Bugün son halini alan durum ise GÜL MUHAMMED.
             
Hristiyanlar da kainatın yaratıldığını Hz.İsa'ya bağlamışlardır. Hz.İsa zamanından beri gelen bu düşünce son halini Papa 16.Benediktus (Joseplı Ratzinger) başkanlığında kurulan bir heyet tarafından hazırlanan ve bir önceki Papa 2.Jean Paul'ün imzasıyla yayımlanan Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri adlı kitapta şu sözler yer vermekle almıştır. “İsa olmasaydı kainat yaratılmazdı. Göklerde ve yeryüzünde görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar, her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratılmıştır.” (Sayfa 95-331)
             
Sözün özü; Kuranı Kerim'de insanın niçin yaratıldığı, yaratılma aşamaları, Hz.Adem'in yaratılışı, şeytanın isyanı, meleklerin tedirginlikleri, her şeyi ama her şeyi Allah anlatmıştır. Ayrıca Hz.Adem'in NASIL AFFEDİLMEK İÇİN DUA ÖĞRETİLDİĞİNE DAİR gerçekleşen olay da APAÇIK BAKARA 37.AYETTE VE ÖNCESİNDE ANLATILIR. Eğer ÇOK ÖNEMLİ BİR YER EDİNEN BU SÖZ “levlake le-ma halaktu'l-eflak” kesin Kuran'ı Kerim'de yer alırdı. Böyle önemli bir sözün, önemli bir düşüncenin Kur'an da yer almaması gerçekten ama gerçekten çok düşündürücü. Haşa sanki Allah bu önemli durumu bizden saklamış gibi oldu. Oysa Allah yine kitabında bize “sizin için bu kitapta her türlü misallerden örnekler verdik” diyerek bize böyle anlamsız sözlere anlam yükleyerek bir bakış açısı, yaşam tarzı oluşturmamazı çoktan söylemişti. Ancak biz kulaklarımızı kapattık.

                Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurmuştur:"Kesinlikle benim ağzımdan yalan uydurmak, herhangi birinin ağzından yalan uydurmaya benzemez. Her kim bile bile benim ağzımdan yalan uydurursa, cehennemdeki yerine hazırlansın.  Her kim de bile bile, benim ağzımdan uydurulmuş, bana ait olmayan bir sözü ben söylemişim gibi anlatır ve aktarırsa o da o sözü uyduran iki kişiden biridir."    


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Naci Kayalı Diğer Yazıları

10 Ekim 2017 - NEDEN KAPALI AYETLER BİZE!
26 Haziran 2014 - KANAYAN YARA TASAVVUF
30 Nisan 2014 - HAYATIMIZDAKİ KISSALAR
27 Ekim 2013 - PEYGAMBERİMİZ GERİ GELSEYDİ!!
24 Ağustos 2013 - KABUL EDİLMEYEN AMELLER
05 Ağustos 2013 - ALLAH'A İNANMAK AMA NASIL
25 Temmuz 2013 - ŞEFAAT GERÇEĞİ
10 Nisan 2013 - GELİN KUR’AN’LA TANIŞALIM
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH