Ana Sayfa > Site Yazarları

Emre KOÇ - emre55koc@hotmail.com
KADINA ŞİDDET SÖYLEMLERİ VE ADİL TOPLUM İDEALİ
28 Şubat 2015 - 1126 okunma

Geçtiğimiz günlerde yaşanan Özgecan Arslan hadisesiyle birlikte yeniden gündeme konu olan kadına şiddet söylemleri, meselenin artık bilinç üstü düzeyde incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu yazıda öncelikle yaşanan hadiseyle meydana gelen tepkisel yaklaşımların temin ettiği kaos ortamını ve beraberinde getirdiği algısal yanılgıları irdelemeye çalışacağız. İkinci planda ise yeryüzünde oluşmuş her toplumsal birlikteliğin bir arayışı, bireysel-sosyal idealini gerçekliğiyle birlikte ele alıp hülasa çözüm önerilerimizi sunacağız.
 
Erkek egemen bir yapıya sahip toplumumuzda kadının durduğu yer her zaman erkeğin yanı olmuştur. Bu temelde sorun teşkil etmeyen bir gerçeklik iken kadına toplumsal statüte eşitlikçi bir yer arayan akım ve söylemlerin çabalarıyla beraber mevzu dengesel zeminden sorunsal bir zemine taşınmıştır. Evet, bizim dedelerimiz, nenelerimiz, anne ve babalarımızın zamanında, kadınların hakkında bir arayışa dahi gitmediği kadının eşitlikçi savunusu, gayet açıktır ki son dönemlerin yenilikçi yaklaşımı olmakla ibarettir. Toplumda erkek egemen bir bakış açısının tehlike teşkil etmesi de yine son dönemlere tekabül eden bir vakıadır. Toplum olarak yaşanılan bu kafa karışıklığını kadim bir medeniyetin sabitelerinden biriymiş gibi gün yüzüne çıkarmanın neticeleri sadece kadınların değil erkeklerin de psiko-sosyal bilincini alt üst etti. Erkekleri cinsel anlamda saldırgan bir hayvan seviyesine düşüren her ne ise kadınları onulmaz bir arayışa sevk eden de aynı şey olarak karşımızda durmaktadır.
 
Türkiye erkekleri evleneceği kadında bekareti önemser ama aynı zamanda evlenmeye ihtimal bile vermediği ilişkisinde zinayı kendince meşrulaştırır. Kadın zina yapınca ‘’namus’’unu yitirir ancak erkek ne yaparsa yapsın ‘’namus’’unu yitirmez(!)1 Evet. Toplumumuzun değerler sistematiği daha başka konularda da bu istatistiğini istikrarla sürdürmektedir. Yine bununla birlikte belirtilmelidir ki Türkiye erkeklerini saldırgan bir hayvan konumuna sürükleyen saik, böyle bir yapıya sahip olması değil, son dönemde erkek-kadın her ferdin yaşam tarzına sirayet eden modern dünyanın Batı özentisi toplumsal zihin kodlarıdır. Fuhuş, erkek ve kadının gayr-i meşru birlikteliğidir. Veled-i zina, zinakâr erkek ve kadından meydana gelir. Diskolarda, barlarda vesaire mekanlarda sadece erkeklerle değil aynı zamanda kadınlarla da karşılaşırsınız. Erkek de kadın da içki tüketir. Televizyonda Aşk-ı Memnu dizisini anne-baba, erkek ve kız çocuklar birlikte seyreder vs. Özgecan Arslan olayının müsebibi saldırgan, sağlıklı bir aile ortamında ve çevrede yetişmeyen, özellikle örneklediği baba figürünü benimseyen, kendisi gibi arkadaşlarıyla zaman geçiren bir toplum ferdi idi. Dolayısıyla bu ve benzeri olaylara çözüm getirmek isteyenlerin yoğunlaşması gereken detaylar ve ıslah etmesi gereken sorunların bağlamı da budur diyebiliriz. Hasılı, ferdin ailevi-toplumsal planda sağlıksız bir süreç geçirmesiyle birlikte kültür olarak da adeta karakteri baştan yaratan zihin kodlarıyla karşı karşıya kalması, karşı cinsini cinsel bir figür olarak görmesine yeterli olmuştur. Bizim savunumuz, söz konusu bu durum erkek ve kadın ferd olan her bireyi tehlike alanına dahil etmektedir. Kadın, yapı itibariyle zorla erkeği alıkoyamayabilir fakat toplumsal değerlerle yetiştirilmiş saygınlık ve erdem arayışında yol alan bir erkeği bile aurasıyla alt edebilir. Yani savunmasız, hatta herhangi bir cinsel tahrikte bulunmayan bir kız kardeşimize Suphi Altındöken’in cinsel olarak saldırması, kadına şiddet yorumlarına konu edilmeden önce kendi bağlamında değerlendirilmelidir ki mevcut soruna çözüm üretebilme imkanı doğsun.
 
Meydanlarda ‘’kadına şiddet!’’ nâralarıyla ortalığı inleten grupların iki cümlesinden birinde mevcut siyasi iktidarı olayın olgusallığına sorumlu tutması da söylemin ne kadar ideolojik olduğunu gözler önüne seriyor olsa gerektir.Eğlence kültüründe seks’i ideal konuma taşıyan zihniyetin, bir anda Özgecan’ların mağduriyetini savunuyor olması gayet tartışmaya açıktır ve tartışılmalıdır. Bu toplumda ‘’cinsel hayvanlık!’’ olgusunu tetiklemek, ortam yaratmak yaşanan acı hadise kadar utanç ve acı vericidir. Özgecan Arslan’ların mağduriyetini insanlık namına gündeme taşıyan herkesin, her kesimin ‘’cinsel özgürlük’’ savunusunda bulunmuyor, bulunuyorsa da vazgeçmiş olması gerekmektedir ki söylemiyle icraatı bütünlük arz edebilsin. Hukuk da bu minvalde adaleti ve düzeni temin eden, toplumun sağladığı imkan ve destekle gereken ölçüleri, dengeyi sağlayabilsin.
 
Adil Toplum Düzeni ve Adalet (!)
 
Bir hukuk arayışı olarak gündeme taşınan ‘’idam yasası’’, tecavüz ve benzeri olayların önüne geçebilmek için çözüm önerisi olarak sunuldu. Yönetim de tahmin edildiği üzere yaptığı açıklama ile bizleri şaşırtmadı:’’uluslar arası protokoller sebebiyle idamın yasalaşması mevzu bahis değildir.’’Toplumun çeşitli vesilelerle ve belirli zamanlarda adalet arayışına çıkması hipotetik (varsayımcı, söylemvari)  bir yapıya sahip olduğu için hukuka zemin oluşturup real adaletin temin edilmesi de imkan dahilinde değildir. Şöyle ki, toplumumuzda tecavüz olaylarının önüne geçebilmek için iffet ve namusun ideal olarak benimsenmesi gerekir. Kendimiz için meşru gördüğümüz zinayı, anadan, avrattan, akrabadan ve eşraftan gördüğümüzde iffetsizlik(!) sancısı çekiyor isek ikiye bölünen bir karakterden, algıdan ve değerden söz edebiliriz. Bunun düz tabiri de tutarsızlıktır.
 
Realite ve gerçekliğin ayrı ayrı tikel önermelerle saptanıp devamında birlikte ele alınıp tümel (kapsayıcı) yargılar üretilerek mevzuya kategorik yaklaşılması gerekir. Yani, öncelikle toplumda işlenen suçların, mevcut yasal imkanda karşılığını istisnasız ve tavizsiz vermek gerekir. Hiçbir suçu boşlukta ve eksik bırakmamak gerekir. Suçlulara verilen ceza ile toplumun her ferdini, her kesimini hukuk mekanizmasıyla yüzleştirmek gerekir. Bununla birlikte ailede, çevrede, gündemde (medyada) ahlak algısı tesis etmek ve tecavüzün karşısına iffet idealini koymak gerekir. Devamında ise ahlaki bir toplumsal birlikteliği te’vilsiz benimsemiş olan ferdlere, devletin kurumları vasıtasıyla uluslar arası protokolleri mazeret olarak sunmadan rahatça yasal zemin temin edebilmesi gerekir. Devlet mekanizması ‘’kısas’’ı yasallaştıramıyorsa kısasın imkan ve işleyişini temin eden yasaları yürürlüğe koyabilir. Devletler bir toplumda A dinine mensup vatandaşların karşısına B dininin şeriatıyla çıkabilir. Ancak hiçbir idari yapılanma ahlakı temin edip tutarlı ve bütünlükçü yapısıyla yasa talep eden ferdlerin karşısına ahlaksızlık(!) yargısıyla çıkamaz. Zira kahir ekseriyetle ahlak mücadelesi ya şehadetle yada zaferle neticelenmiştir; bu kadar kutsal bu kadar uğruna mücadele ederken tereddüdü imkansız olan bir gerçektir ‘’ahlak!’
 
Bu vesileyle dini görünüşte yaşayan mütedeyyin ve hukuklu dindarları, laik-seküler ve hukuklu ama ilkesiz ferdleri ahlakın  merkeziyetinde bir araya gelerek ahlakı yasal olarak talep etmeye davet ediyoruz.
 
Kaynaklar:
1.       Prof.Dr.İlhami GÜLER, Özgürlükçü Teoloji Yazıları, Beş İslam’ın Şartı-Altı da İnancın Şartı (Amentü) Ahlaksız Türk Müslümanlığı,Ankara Okulu Yay.s.130.
 
Emre KOÇ
ADANA-2015


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Emre KOÇ Diğer Yazıları

23 Ağustos 2016 - TEKKELİ DARBENİN TEOLOJİK-SİYASİ ZİHİN KODLARI
05 Mart 2015 - RİVAYETLERİN TOPTAN REDDİ VE TEFSİRDE USÜL ANLAYIŞI: Mürselat 77/50 Örneği
16 Şubat 2015 - MODERNİZM ÖLÇEĞİNDE SEVGİLİLER GÜNÜ ELEŞTİRİSİ ve AİLEDE(!) SEVGİ METAFİZİĞİ
05 Şubat 2015 - İHSAN ŞENOCAK VE CIMBIZLARI: KISSALARIN DİLİ ÖRNEĞİ
24 Aralık 2014 - DİB ADAYI AHMET MAHMUT ÜNLÜ- NÂM-I DİĞER: CÜBBELİ AHMET
15 Aralık 2014 - DARU’L-İSLAM’DA ‘’NOEL’’ ÖRNEĞİ VE MODERNİZM
07 Eylül 2014 - DEVLET-İ ÂLİ MEDİNE İSLAM DEVLETİ YÖNETİMİNDEN MISIR’DAKİ HADİSELER İÇİN BASIN AÇIKLAMASI
23 Haziran 2013 - KÜLTÜREL EROZYONLARIN ALTINDA TERK EDİLEN DİN YORUMLARI ÜZERİNE
18 Mayıs 2013 - BİZ MEDİNE OLAMADIK, RASULULLAH’IN KARDEŞLERİ GERİ DÖNÜYORLAR!
18 Nisan 2013 - ‘’ŞANS OYUNLARININ DİNDEKİ YERİ’’ ŞEKLİNDEKİ YAKLAŞIMLAR HAKKINDA APOLOJİK BİR SORUŞTURMA
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH