Ana Sayfa > Site Yazarları

Mehmet HATİPOĞLU - hatipoglu69@gmail.com
İSLAMIN TRUVA ATI: “MEVLANA VE MESNEVİ”
14 Aralık 2013 - 3723 okunma

      Gelişen teknolojiyle birlikte Müslümanların gündemi ve eğilimleri de o kadar çabuk ve aniden değiştirilebiliyor ki doğrusu gerçekten endişe verici boyutta. Zira Müslüman, rüzgarın önündeki bir yaprak gibi olmamalıdır. Kendi gündemine hakim olmalı ve diğer unsurların gündemini de yönlendirmelidir. Ne yazık ki geldiğimiz noktada durum tam tersine gözükmektedir. Müslümanlar sürekli birilerinin oluşturduğu gündemle ilgilenmekte ve giderek gerçeklerden uzaklaşmaktadırlar. Müslümanlar için oluşturulmuş yeni bir gündemden ve en tehlikelilerinden birisi ise "Mevlana ve Mesnevi"dir. 

      Batı dünyasının yeni silahı Müslümanların ise yeni gündemi olan “Celaleddin Rumi ve Mesnevi” tam gaz yoluna devam etmektedir. İslama, Kur’an’a ve Hz. Muhammed (s.a.v.) e alternatif olarak sunulan Mevlevilik, Mesnevi ve Celaleddin Rumi büyük bir özveri ve çalışmanın ardından İslam dünyasının gündemine oturtulmuş durumdadır. Artık Cuma Hutbelerinde, vaizlerin gündeminde, imamların dillerinde, siyasetçilerin konuşmalarında, öğretmenlerin derslerinde hep Mevlevilik, Mesnevi ve Celaleddin Rumi yer almaktadır. Ayete, hadise, peygambere lüzüm görülmemektedir. Zira bütün insanlık Kur’an’ı Kerimi, Hz. Peygamberimizi ve İslamiyeti sevmemektedir. Ama Celaleddin ve o muhteşem(!) eseri öyle mi? Onları tüm dünya sevmektedir. Hatta İslamın düşmanları dahi onları sevip saymakta ve yayılması için uğraşmaktadır. Mesela Amerika 2007 yılını “Dünya Celaleddin Yılı” ilan etti. Vatikan Şeb-i Aruz törenleri düzenledi.Ne kadar duygulandınız değil mi?İslamın bir numaralı düşmanları bile onu seviyor ve hayırla yad ediyor. Kafirlerin onların dinine dönünceye kadar bizden razı olmayacaklarını da Yüce Allah (c.c.) Bakara suresi 217'de belirtmesine rağmen. Peki nasıl oluyor da bu kafirler, güya İslamın önderi olduğu iddia edilen Celaleddin Rumi’den ve yazdığı eserinden razı oluyor ve reklamını yapıyorlar? Sizce de garip değil mi? Her halde Allah (c.c.) haşa yalan söylemedi.Tabii ki işin birçok boyutu ve yönü bulunmaktadır.
 
     Aslında ufak bir tarihi seyahat yaptığımızda her şey açıkça anlaşılmaktadır. Zira Celaleddin Rumi’nin yaşadığı yıllara özellikle de Konya’ya geldikten sonraki yıllarına döndüğümüzde her şey gün ışığı gibi ortaya çıkmaktadır. O yıllarda malumunuz Moğol İstilası tüm dünyayı yakıp kavurmakta ve taş üstünde taş bırakmamaktadır. Yani günümüzün Amerikası gibi. Anadolu’nun durumu ise kötüdür. Direnecek bir otorite bulunmamakta ve sadece bir takım yerel güçler bulunmaktadır. Moğollar ise işgal edeceği yerlere ilk önce ajanlarını gönderip kendilerine karşı olası saldırıları engellemeye çalışmaktadır.Tabiiki bunun en önemli yolu da dini istismardan geçmektedir.  Bu süreç içerisinde içeriden ve dışarıdan bir çok ajanla çalışmaktadırlar. Anadolu'daki olası direnişi kırmak içinse İslami algılar üzerinde oynamak şarttır. Bu ise Şems ve Celaleddin üzerinden gerçekleştirilmiştir. Zira insanlara sundukları dinde savaş, cihad, kafir, müşrik gibi kavramlar ya yoktur, ya da kavramların içi boşaltılmıştır. Günümüzün “Ilımlı İslam Projesine” ne kadar da benziyor değil mi? Böylesine bir projenin başarıya ulaşması için insanların dış dünyadan kendi iç dünyalarına döndürülmeleri ve dünya siyasetiyle ilgilenmemeleri ve dini bir takım kişilere hasretmeleri gerekmektedir.Yani kısaca duruşsuz, savunmasız, her şeye boyun eğen, her şeyin altında hikmet arayan, hiç kızmayan, her şeyi hoş gören, her şeye gel geç diyen bir İslami anlayış geliştirilmeli ve yayılmalıdır ki Moğolların hedefleri başarıya ulaşsın. Tıpkı bugünkü Amerika, İsrail ve Batı zihniyetinin oluşturmaya çalıştığı Ilımlı İslam Projesinde olduğu gibi. Aslında değişen pek bir şey yoktur. Yöntem ve usul aynı sadece birkaç detay değişmiştir. Bugün de Batıl Batı aynı malzemeyi kullanarak İslamî anlayışı bozmaya çalışmakta ve bu yönde önemli paralar harcamaktadır. Ve sahneye yine aynı kahraman ve argümanlar sunulmuştur. Ne yazık ki biz de bu tuzağa düşmeye dünden razıyız.
 
      Peki bütün bu anlattıklarım mevcutken insanlar nasıl oluyor da bütün bunlara kayıtsız kalabiliyor? Aslında birçok cevap var ama ben bir tanesini söyleyeyim. Ne Mesnevi’den ve Celaleddin Rumi’den haberleri var ne de kendi dinlerinden. Kendi dinini bilmeyen bir toplumu yönlendirmek ise çocuk oyuncağıdır.
 
      Bu yazıyı yazdığım için bana kızanlar mutlaka olacaktır.Ancak onlardan bir isteğim var. Bana kızmadan önce bahsettiğim konular üzerinde objektif bir bakış açısıyla bu konuları incelesinler ve en az bir kere Mesnevi’yi okusunlar. Zira olayın o kadar konuşulacak ve yazılacak yönü var ki bu köşede yazmakla bitmez. En basitinden Mesnevi’ deki  sapık ve pornografik hikâyeleri incelesinler ne demek istediğim anlaşılacaktır.
 
      Sözü fazla uzatmadan şunları söyleyerek yazımı bitiriyorum.Dün ezanın Arapça okunmasına tahammül edemeyen, dini ritüelleri yasaklayan tek parti zihniyeti Celaleddin'in ve Şemsi Tebrizi'nin kitaplarını basarak halka dağıtırken; bugün de, başörtüsüne tahammül edemeyen zihniyet, Mesnevileri cilt cilt basmaktadır. Acaba neden, hiç düşündük mü? Fuat Köprülü'ye Yunus Emre, Ahmet Yesevi gibi mutasavvıfları araştırma görevi veren İslam düşmanı Ittihad ve Terakki değil miydi? Kur'an İslam'ı olmasın da ne olursa olsun zihniyetini bizlere benimsetmek isteyen İslam düşmanlarını anlamak mümkünken yerli ulema geçinen geleneksel ve muhafazakar çevrelerin Yunus Emre ve Mevlana aşıkı olmaları, basiretsizlikten öte neyi ifade etmektedir? Sovyet Rusya'da kominizm çökmeye başlayınca UNESCO'nun aklına hemen Ahmet Yesevi yılını ilan etmek acaba nereden geliyor? Amerika ve Avrupalıların direktifiyle Türkiye üniversiteleri yeni keşfetmişler gibi Ahmet Yesevi ve Yunus Emre sempozyumları, panelleri düzenliyorlar. Arkasından Türki cumhuriyetlerde Ahmet Yesevi Üniversitesi kuruluyor. Türk-İslam sentezi; uzlaşmacı, hurafeci, eklektik bir din anlayışıdır ve onun savunucuları yerlilik ve ulusçuluk adına bu kişileri kutsayabilirler. Ama artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Resul'ün önderliğinde, Kuran'a dayanan Tevhidî bir İslam anlayışı karşısında uzlaşmacı, eklektik ve sömürgeci bir din anlayışı tutunamayacaktır. (1)
       
      Selam ve dua  ile...

Dipnot:
1. Arif Çifci, Mevlana ve Mesnevi Üzerine Yapılan Tartışmalar

 

                                                                                     Mehmet HATİPOĞLU                         


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (3):
  naci kayalı:
[20.12.2013 - 08:17]  
Ya ne kadar dersek diyelim şu tip insanları asla iptal edemeyiz. Mesneviyi okuyupta sapıkça ve cinsellik dolu hikayelerde bile VARDIR BİR HİKMETİ diyen tipleri.
  NACİ KAYALI:
[18.12.2013 - 11:44]  
Yazının altına imzamı atarım. Aynen katılıyorum. Ancak bu işin çaresi var. İnsanlara MESNEVİ dağıtacağız ve ısrarla okumalarını sağlayacağız. Okumadan gerçeği göremezler. (Gerçi o zamanda sapık ve pornografik hikayelere VARDIR BİR HİKMETİ diyecekler...boş verin öyle kalsın)
  NACİ KAYALI:
[18.12.2013 - 11:37]  
aynen altına imzamı atarım bu yazının. Bunun yanı sıra şunu yapmak lazım bence. insanlara mesneviyi dağıtıp, okumalarını sağlamak...(gerçi buda işe yaramaz, sapıkça pornografik hikayeleri okuyunca BUNDA DA VAR BİR HİKMET deriz. Biz alışmışız yani)

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Mehmet HATİPOĞLU Diğer Yazıları

24 Haziran 2017 - Haccı Protesto Etmek; Allah'ı Protesto Etmektir!
02 Ocak 2015 - MÜBAREK MEVLİD (NOEL) KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN!
18 Temmuz 2013 - AYETSİZ DİYANET
10 Mayıs 2013 - MÜBAREK 12 AYLAR
17 Nisan 2013 - SERTLİK Mİ, NETLİK Mİ?
03 Nisan 2013 - Hz. Lut ve Lutîlik Kavramı
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH