Ana Sayfa > Site Yazarları

Emre KOÇ - emre55koc@hotmail.com
İHSAN ŞENOCAK VE CIMBIZLARI: KISSALARIN DİLİ ÖRNEĞİ
05 Şubat 2015 - 3649 okunma

İFAM furyasının bitmez tükenmez bilmeyen gündem operasyonlarına bir yenisi daha eklendi. Uzun bir süredir, ilahiyatın müşkil konuları üzerinden memlekette ne kadar iş yapan, emek ortaya koyan adam varsa hepsini fırsat buldukça sindirmeye çalışan Şenocak, ‘’emr-i bi’l maruf nehy-i ani’l münker’’ adına ali kıran baş kesen edasıyla çizgisini yine bozmadı. Ancak tabiri yerindeyse bu sefer tam anlamıyla duvara tosladı. Zira her şeyden önce gündeme taşıdığı iktibasların konuyla bağlantısını irdelemek yerine iktibas yaptığı kitaptaki bir makalenin adı (Demitolojizasyon ve Kur’an) üzerinden ‘’Batı uşağı ve oryantalist’’ yaftasını odak noktası haline getirerek şovmenlik profilini de açık etmiş oldu. İktibas yapılan kitabın müellifi Sn.Prof.Dr.Mustafa ÖZTÜRK’ün, Şenocak’ın şahsından ziyade bürünmüş olduğu algı ve ideolojisini muhatap alarak vermiş olduğu cevap da aynı zamanda söz konusu iddianın tez olarak ele alınıp anti-tez sunulamayacak kadar asılsız ve tutarsız olduğunu göstermesi açısından da manidardır. Bunun üzerine şahsın iddialarıyla kitap arasında geliş gidişlerim esnasında yaşadığım şaşkınlıkları sizlerle paylaşmak istedim. Yani buradaki izahlarımın temel gerekçesi ‘’bir söz bu kadar mı yanlış anlaşılır ve yorumlanır?!’’ hayretinin iz düşümleri olarak dile geliyor. Lafı fazla uzatmadan mevzu iktibasları incelemeye koyulacağım…
 
1.       Kısslar ve Mitoloji:Halefullah Örneği
 
‘’Kur’an kıssalarının mitolojik unsurlar içerip içermediği meselesi de son dönemdeki ciddi tartışma konularından biridir. Bu tartışmanın hararetlenmesine vesile olan Muhammed Halefullah’a göre Kur’an’daki bazı kıssalar tarihi gerçekliği bulunmayan birer edebi üründür. Bunun en somut delillerinden biri, müşriklerin vahye yönelik ‘’eskilerin masalları’’(esatiru’l-evvelin) şeklindeki nitelemesinin Allah tarafından açıkça reddedilmemiş olmasıdır.1 Bu tezi destekleyen bir diğer delil, vahyin nüzul dönemindeki Yahudilerin müşriklere bazı hayali hikayeler öğretip bunlar hakkında Hz.Peygamber’e birtakım sorular sordurmak suretiyle onun şahsında risalet müessesesini yıpratmak istemeleridir. Allah hem bu gayretleri boşa çıkarmak hem de elçisini sıkıntıdan kurtarmak için, onların bildikleri bazı hikayeleri ister istemez Kur’an’da zikretmek durumunda kalmıştır.2
1.       Bkz.Muhammed Ahmed Halefullah, el-Fennu’l-Kasasi fi’l-kur’ani’l-Kerim, Kahire 1972,s.171 vd.
2.       Halefullah, el-Fennu’l-Kasasi, s.21 vd.’’ 1
 
Bu iktibas, Muhammed Halefullah’ın ‘’Kur’an’daki bazı kıssaların tarihi gerçekliği olmadığını ve bu tezine dair delillerini ihtiva eden bir pasaj olarak karşımızda duruyor. Ancak Sn.Şenocak bu iktibası konu bağlamında değerlendirmek yerine başlı başına bir eleştiri malzemesi olarak ele alıp ‘’Bazı Kur’an kıssaları gerçekliği bulunmayan edebi ürünlerdir’’ tezine ant-i tez sunacağı yerde tabiri caizse kitabın müellifinin yakasına ‘’Sen nasıl bu pasajı kitabında iktibas edersin!’’ diye yapışıyor. Mustafa Öztürk hocanın, Yüce Allah bazı kıssaları iletirken, kıssaların uzunluğu sebebiyle muhatapların sıkılmaması için edebi, insicâmi vurguları maksada uygun olarak şekillendirmesini, yani ilahi anlatım tarzının bu kıssalarda ikna için yeterli olmasını ifade ederken Batı’daki mit, mitos, mitoloji tasavvurlarını da incelemeye alması Şenocak’ı rahatsız etmiş olacak ki Halefullah ve önermeleri üzerinden kitaptaki tahlil ve tasniflerin bütünlüğünü hiç hesaba katmadan eleştirel hezeyanını tatmin etmekle meşgul oluyor.
 
Aynı konu başlığı altında hocanın, Kur’an’daki bazı kıssaların mitolojik ögeler içerişini makul karşılayıp, bununla birlikte bu kıssaların lafzi olarak anlaşılıp yorumlanmasını metod hatası olarak sunuşunu da görmek gerekir. Zira kutsal metinlerdeki sembolik ifadelerin lafzi olarak yorumlanması, Tanrı-İnsan arasındaki diyalektik ilişkiyi ontolojik bir zemine çekecektir ki bu da Kur’an’daki sembolik ifadeler içeren kıssaları alabildiğine yanlış yorumlamanın en bariz örneklerinden birisidir. 2
 
Yüce Allah’ın Kur’an kıssalarını aktarırken maksadı hidayet, ibret ve hikmetle sınırlandırması, tarihi verileri ve detayları da kısmen yada tamamen sunmaması, literatürde ‘’kıssaların anlatımında yöntem’’ tekniği olarak ele alınmıştır.3 Hocaya göre de nakilci-lafızcı zihniyetin temel sorunu,’’Allah Kur’an’da tarihe aykırı bir şey anlatmaz’’ gibi bir dogmatik önermeden yola çıkılarak, her kıssanın mutlaka bir tarihi olaya işaret ettiği ısrarıyla’’ konuya eğilmesidir.4 Bize göre de tarihi gerçekliği olsun olmasın, Kur’an-ı Kerim’de mevzu bahis edilmiş kıssaların temel yahut tali amacı, kıssaların sahip olduğu olay örgüsüne ‘’inandım, iman ettim’’ demekten ibaret değil, kıssadan hisse çıkartma gayesine matuf bir dizi hidayet, ibret ve hikmetle temayüz etmekle müteşekkildir. Aksi takdirde hocanın işaret ettiği gibi sembolik ifadeleri, teşbihleri, temsilleri ve istiareleri lafzi olarak yorumlamak, tarihi verilerin kıssalarda bütünlük arz etmesini gerektirecektir. Böyle bir şey de ne Allah’ın ifadede yöntem tercihidir ne de muhatapların hidayetine, ibretlikten nasibine ve hikmetten istifadesine imkan tanıyan bir gerçekliktir.
 
Bu iktibasın mevzuya bahisliğini Mustafa Öztürk hocanın kitabında konuyu izah sadedinde iktibas ettiği bir örnekle kapatalım:
 
‘’…Bu bağlamda kıssaları metrodaki istasyonları gösteren bir diyagrama (şema) benzetmek mümkündür. Zira söz konusu diyagram aslında realiteye aykırı şekilde çizilmiştir. Çünkü her şeyden önce istasyonlar arasındaki mesafe diyagramda gösterildiği gibi eşit değildir; yine istasyonlar diyagramdaki gibi düz bir çizgi üzerinde yer almadığı gibi gerçekte yuvarlak şekilde de değildir. Bütün bu aykırılıklara rağmen o diyagram metroda yolculuk yapan bir insan için yeterli bir rehber ve hidayettir. Eğer bir insan söz konusu diyagrama haritacı gözüyle bakarsa, bundan çok yanlışlar çıkarması kesindir.1 Tıpkı bunun gibi Kur’an’daki bir kıssaya, mesela Zülkarneyn kıssasına bir tarihçi ve/veya coğrafyacı gözüyle bakıldığında birtakım yanlış beyanlarla karşılaşılır. Şöyle ki bu kıssada Zülkarneyn’in güneşin battığı yere kadar gittiğinden söz edilir. Olgusal gerçeklikle test edildiğinde bu aslında yanlış bir ifadedir. Çünkü güneşin battığı bir yer yoktur, seyrettiği bir yön/yörünge vardır. Şu halde Allah,’’Zülkarneyn güneşin battığı yere kadar gitti…’’ derken, insanlara güneşin battığı bir yer olduğu yönünde bilgi mi vermiş oluyor? Yoksa o günkü muhataplarının kozmolojik bilgi düzeylerine göre mi konuşuyor? Bizce doğru seçenek ikincisidir.’’2
1.       Bkz.Montgomery Watt, Modern Dünyada İslam Vahyi, çev.Mehmet S.Aydın, Ankara 1982,s.117-121.
2.       Bkz.Ömer Özsoy, Kur’an ve Tarihsellik Yazıları, Ankara 2004,s.114-115.’’ 5
 
2.       Demitolojizasyon ve Kur’an
 
Bu başlık altında yeni olarak söyleyeceğimiz bir şey olmadığını belirterek, İhsan Şenocak’ın eksik yapmış olduğu iktibası bağlamıyla birlikte sizlere sunmakla yetineceğiz:
 
‘’Burada bir kez daha vurgularsak, Kur’an’ın  bazı kıssalar ile kozmogoni ve kozmolojiyle ilgili beyanlarını bilgi verici olarak görmek yerine Allah’ın varlığını, birliğini ve mutlak kudretini kabul etme çağrısının bir parçası olarak değerlendirmek yanlış olmasa gerektir. Bizce bu noktada yapılacak en büyük yanlış, Kur’an kıssalarının tümünü birer tarihi hakikat veya tümünü kurgusal-fiktif anlatı kapsamında mütaala etmektir. Kuşkusuz, Kur’an’da tarihsel gerçeklikleri inkar edilmesi mümkün olmayan çok sayıda kıssanın mevcudiyeti müsellemdir. Bunun yanında Zülkarneyn ve Bilge Kul (Hızır?) gibi tarihi belli bir dönemine yerleştirilemeyen figürlerle ilgili anlatımlar da mevcuttur. Öte yandan Kur’an’daki bazı kıssalar, Zülkarneyn örneğinde olduğu gibi, İslam karşıtlarının Hz.Peygamber’i test etme girişimlerine bir cevap olarak aktarılmıştır.’’6
 
Açıklamalarda görüldüğü gibi İhsan Şenocak’ın:’’Kur’an kıssalarına masal diyor’’ şeklinde atıfta bulunduğu Kıssaların Dili isimli eserin ilgili pasajında KISSALARIN İNKAR EDİLMEDİĞİ, AKSİNE KISSALARI MEVCUT VERİLERİYLE NAZİL OLUŞ MAKSADINA UYGUN ŞEKİLDE OKUYABİLECEK YÖNTEMİN İFADE EDİLDİĞİ aşikardır.
 
İlahiyatın bu denli hassas konularıyla alakalı uzmanların yapmış oldukları titiz çalışmalardaki cümleleri cımbızlayarak eleştiriye kalkışmak akıl kârı bir iş değil. Sn.İhsan Şenocak’ın, boyunu aşmasına rağmen üzerine gittiği müşkil konuları biraz olsun akl-ı selimle okuyabilmesi için kafasını soktuğu o ezberci zihniyetin kumlarından çıkarıp tutarlı olmaya çalışması, nesnel gerçekliği biraz olsun önemsemesi gerekiyor ki bir şeylerden istifade edebilsin. Muhtemelen –Belağat ilmi- tahsil etmiş biri olarak, Kur’an kıssaları konusunda temsilden, teşbihten, istiareden, mecazdan ve vesairesinden habersizmiş gibi bu kadar kör kütük, kaba saba, lafızcı söylem ve yorumsamaların savunucusu olmak, maksadın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğunu aşikare gösteriyor olsa gerek bizlere. Asıl maksadın, sırf ‘’demitolojizasyon’’dan hareketle ‘’oryantalist’’ yaftası vurup Ehl-i Sünnet’ten dışlayıcı heyecanları olduğunu bir kez daha belirtmiş olalım sizlere.
 
KUR’AN-I KERİM’DE KISSALARIN YAPISI, YÖNTEM BAKIMINDAN ÖZELLİKLERİ VE MAKSADI
 
‘’Kıssa’’ kelimesinin Kur’an’daki kullanımlarıyla alakalı ayetlerin lafız-mânâ bütünlüğüyle birlikte irdeleneceği çalışmamızı özel bir başlık altında işleyeceğimizi belirterek, şimdilik kıssaların yapı, özellik ve maksada ait sistemini ana hatlarıyla dile getirmeye çalışacağız.
 
Gaye Bakımından Kıssaların Özellikleri
1.       Kur’an kıssaları, her şeyden önce Kur’an’ın indiriliş amaçlarıyla örtüşür.7
İnsanlığa hidayet ve rahmet olarak indirilen Kur’an’ın bünyesinde yer alan hiçbir kıssa, hidayet, ibret ve hikmet çerçevesi dışında faaliyet göstermez. Aynı şekilde Yüce Allah’ın birliği, adaletli olması, ahlak ve vicdanın telkin edilmesi kıssaların yükseldiği zeminin yapı taşlarıdır.
2.       Kıssalardaki ana temanın ilk hitap çevresine Allah’ın tek gerçek tanrı oluş gerçeğini (tevhid) kabule yönelik bir hidayet çağrısı ile özdeş olması kıssaların gayeleri arasındadır.8
3.       Kıssalar, bütün peygamberlerin Allah’ın dini tebliğ ettiğini, bu sebeple hepsinin de Allah’ın birliği ve âhiret inancı ile iyiliği emir, kötülükten nehiy gibi temel hedeflerde birleştiğini göstermek de kıssaların ana gayelerindendir.
4.       Hz. Muhammed’in peygamber, Kur’an’ın vahiy mahsulü olduğunu ispat etmek de kıssaların ana gayelerinden biridir.
5.       Bazı kıssaların sonunda bildirildiği üzere ibret ve ders alınmasını sağlamak da kıssaların temel hedeflerindendir.
6.       Hz. Peygamber’in ve müminlerin felâket ve sıkıntılara karşı dayanma gücünü arttırmak (Hûd 11/102), onları teselli etmek, dua, sabır ve tevekküle teşvik, Allah’ın peygamberlerine ve seçkin kullarına ihsan ettiği nimetleri hatırlatmak (Âdem - İblîs kıssasında olduğu gibi), Âdemoğulları’nı şeytandan sakındırmak gibi hususlar kıssaların gayeleri arasındadır.
7.       Kur’an kıssalarında parlak bir edebî üslûp ve estetik ifade ile anlatılmış tarihî gerçeklerin içerisine bu nevi dinî mesajlar mükemmel bir uyumla yerleştirilmiştir.
 
Yöntem Bakımından Kıssaların Özellikleri
1.       Kıssalarda temel amaç tarihî olayları ayrıntılarıyla ortaya koymak değil ibret ve derslerle dinî mesaj vermek olduğundan olayın bizzat kendisine önem atfedilmiş, bu sebeple ibret gayesine hizmet etmeyen, irşad hedefini gölgede bırakacak olayın şahısları, kahramanları, zaman ve mekânı, olayların kronolojik sıralaması gibi hususlar önemsenmemiştir.9
2.       Kur’an kıssalarının anlatım yönteminde üç temel unsur göze çarpar: Tekrar, olayların sadece maksada (dini mesaj/ibret) yetecek kadar anlatılması, kıssaların arasında ibret alınacak husus ve noktaların ne olduğunun belirtilmesi.
3.       Genellikle kıssaların tebliğ, ibret ve irşad maksadına yetecek kadarı zikredildiğinden kronolojik sıralama ve ayrıntı maksatlı olarak terkedilmiştir.
 
Konumuz ile irtibatlı olarak bütün bu maddelerin muvacehesinde denilebilir ki, Kur’an’da tarihsel gerçeklikleri açık ve seçik olan kıssalar olduğu gibi zaman, mekan, somut imgelerden münezzeh Zülkarneyn ve Bilge Kul (Hızır) gibi kıssalar da vardır. 10 Yine bununla birlikte Hz.Musa’nın doğumuna ilişkin pasajlarda karşımıza çıkan ‘’terk edilmiş bebek’’ ve Hz.Yusuf’un Mısır’daki hayat hikayesinde ön plana çıkan ‘’muradına eremeyen ayartıcı kadın’’ figürü,11 özellikle yabancı kültürlere ait motifler olarak literatürümüze girmiştir. Hasıl-ı kelam, bu ve benzeri detaylar bizlere kıssalarda mitolojik unsurların mevcudiyetinin Eski ve Yeni Ahit gibi kutsal kitapların metinlerinde de yer aldığını, yabancı kültürlerde olduğu gibi bizim kültürümüzde de mitolojik unsurların olabileceğini göstermektedir. Kur’an-ı Kerim’de bazı kıssaların harici mitoslarla olan irtibatı, kendi bünyesinde mitolojik unsurları taşıyan bir yapıya sahip olduğunu da bizlere göstermektedir. Daha önce de belirtildiği gibi bu durum, kıssaları hikaye, masal, esatirü’l-evvelin konumuna düşürmez. Zira nüzul dönemi muhataplarının algı ve kavrayış imkanları dikkate alınarak bir takım mitolojik tasvirlerin ayetlerde yer alması (Zülkarneyn kıssasındaki gibi) söz konusu bahsi ‘’hikaye’’ konumuna düşürmez, aksine muhatabın mesajı daha çarpıcı anlamasına yardımcı bir motif olarak hitapta yer alır. Netice olarak diyoruz ki, müşriklerin ‘’esatirü’l-evvelin’’(ilklerin masalları) demesi ile bazı Kur’an kıssalarında mitolojik unsurların yer alması arasında yapı, mahiyet, amaç, unsurlar, nitelik ve nicelik, her açıdan cari bir fark vardır. Şüphesiz böyle bir bakış açısı, Kur’an ayetlerini herkesin huzurunda, her olay hakkında ve her şart ve durumda konuşturmayı kendisine dava edinmiş evrensel’ci zihniyetin metod hatalarından beslenmektedir. Kur’an kıssalarını gaye, yapı ve özellikleri, ilahi hitabın ve mesajın bütünlüğü eşliğinde okumak yerine, ideolojiye dayanarak okumanın sıkıntısı aşikare ortadadır.
 
SÜKÛT
 
30 dakikalık video kaydı süresince dişe dokunur bir şey ifade edemeyecek kadar iktibas yaptığı kitabın müellifinden ne kadar çekindiğini gözümüze gözümüze sokan, argümanlarını boşluğa boşluğa sıkan muhteremi huzurlarınızda ‘’RESİM VE FOTOĞRAF ÇEKİNMEK HARAMDIR’’ fetvasına havale ediyorum.
 
Saygılar, sevgiler, muhabbetler…
 
Kaynaklar:
1.       Mustafa Öztürk, Kıssaların Dili, Ankara 2012, s.25-26.
2.       Öztürk, s.28.
3.       Öztürk, s.23; İdris Şengül,’’Kıssa’’,DİA, Ankara 2002, XXV, 500.
4.       Öztürk, s.23.
5.       Öztürk, s.24.
6.       Öztürk, s.101-102.
7.       Şengül,’’Kıssa’’,DİA, Ankara 2002, XXV, 499-500 (1,3,4,5,6,7. Maddeler).
8.       Öztürk, s.37.
9.       Şengül,’’Kıssa’’,DİA, Ankara 2002, XXV,500 (1,2,3 Maddeler).
10.   Öztürk, s.101.
11.   Öztürk, s.28.
 
Emre KOÇ
ADANA-2015

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Emre KOÇ Diğer Yazıları

23 Ağustos 2016 - TEKKELİ DARBENİN TEOLOJİK-SİYASİ ZİHİN KODLARI
05 Mart 2015 - RİVAYETLERİN TOPTAN REDDİ VE TEFSİRDE USÜL ANLAYIŞI: Mürselat 77/50 Örneği
28 Şubat 2015 - KADINA ŞİDDET SÖYLEMLERİ VE ADİL TOPLUM İDEALİ
16 Şubat 2015 - MODERNİZM ÖLÇEĞİNDE SEVGİLİLER GÜNÜ ELEŞTİRİSİ ve AİLEDE(!) SEVGİ METAFİZİĞİ
24 Aralık 2014 - DİB ADAYI AHMET MAHMUT ÜNLÜ- NÂM-I DİĞER: CÜBBELİ AHMET
15 Aralık 2014 - DARU’L-İSLAM’DA ‘’NOEL’’ ÖRNEĞİ VE MODERNİZM
07 Eylül 2014 - DEVLET-İ ÂLİ MEDİNE İSLAM DEVLETİ YÖNETİMİNDEN MISIR’DAKİ HADİSELER İÇİN BASIN AÇIKLAMASI
23 Haziran 2013 - KÜLTÜREL EROZYONLARIN ALTINDA TERK EDİLEN DİN YORUMLARI ÜZERİNE
18 Mayıs 2013 - BİZ MEDİNE OLAMADIK, RASULULLAH’IN KARDEŞLERİ GERİ DÖNÜYORLAR!
18 Nisan 2013 - ‘’ŞANS OYUNLARININ DİNDEKİ YERİ’’ ŞEKLİNDEKİ YAKLAŞIMLAR HAKKINDA APOLOJİK BİR SORUŞTURMA
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH