Ana Sayfa > Site Yazarları

Mehmet HATİPOĞLU - hatipoglu69@gmail.com
Haccı Protesto Etmek; Allah'ı Protesto Etmektir!
24 Haziran 2017 - 230 okunma

           Malumunuz son yıllarda ve özellikle de son günlerde İslam coğrafyasında yaşanan zulümler ve ihanetler gerçekten duyarlı tüm Müslümanları derinden etkiliyor ve buna yönelik olarak da değişik tepki ve protestolar gerçekleştiriliyor. Bazı hocalarımız ve köşe sahipleri de bu gelişmelere binaen bizden Haccı ve Umreyi birkaç yıllığına protesto etmemizi istiyorlar. Böylece de Suud devletinin burnunu sürtüp onlara iyi bir ders vereceğimizi düşünüyorlar sayın hocalarımız.
 
            Aslında bu boykot, ilk duyulduğunda kulağa hoş gelmiyor da değil. Ancak oturup biraz düşünüldüğünde bu çağrının hiç de doğru ve yerinde bir fetva olmadığı aşikârdır. Zira protesto etmeye çalıştığımız şey ne bir firma, ne bir ürün, ne de bir kişidir. Tam aksine Allah'ın üzerimizdeki hakkı olan hac ibadetidir. Yine Allah'ın Resulü Hz. Muhammed (s.a.v.) in bildirdiği üzere İslam'ın üzerine kurulduğu beş esastan biridir.  Ümmetin mahşer provası ve vahdet mekânıdır. Hiçbir ibadete benzemeyen ve yerini hiçbir şeyin dolduramadığı bir ibadettir.
 
            Düşünsenize bir ömür hacca gitmek sevdasıyla yanıp tutuşan, para yığan, sıranın kendisine gelmesini bekleyen binlerce ihtiyar hacı adayımız var. Onların hayallerini süsleyen ve belki de hayatlarında en çok önem verdikleri şey olan hac için protesto fetvası veriliyor. Belki de bu insanlar bir daha hacca gitme fırsatı bulamayacak kişilerdir. Kalkıp da bu insanların hayalleriyle ve ibadetleriyle oynamak, bu insanları Allah'ın beytinden ayırmaya kalkmak gerçekten çok büyük vebaldir.
 
            Şöyle bir tarihimize dönüp Hudeybiye Barışı öncesinde yaşanılanları düşünelim. Allah'ın Resulü haccetmek amacıyla Medine'den yüzlerce Müslümanla birlikte yola çıkmıştı. Durumdan haberdar olan Mekkeli müşrikler Müslümanların önünü kesmişler ve savaş çıkarmak istemişlerdi. Peygamber (s.a.v.) efendimiz ise amaçlarının savaşmak değil haccetmek olduğunu defaatle bildirerek karşı tarafa elçiler göndermiş ve nihayetinde Hudeybiye barışına gidilmişti. Malumunuz barış maddelerinden birisi de o yıl haccın Müslümanlara yasaklanmasıydı. Sahabe bu maddeye o kadar kızmıştı ki peygamber efendimizin kalkıp traş olun ve kurbanlarınızı kesin emrini 3 kez tekrarlamasına rağmen yerine getirmemişlerdi. Taki peygamber efendimiz kimseyle konuşmadan kendisi traş olup, kurbanını kesinceye kadar. Düşünsenize sahabe haccedemedi diye peygamberimize kızacak kadar bu durumu önemsiyor ve hayal kırıklığına uğruyor. Ve bu arada unutmayalım Mekke ve Kâbe müşriklerin elinde ve içerisi put dolu. Şimdi kendimize soralım, müşriklerin elinde olan ve içerisi put dolu olan bir Kâbe’yi haccetmeye gitmek isteyen peygamberimizden ve sahabeden daha mı takvalı ve duruş sahibiyiz ki günümüzdeki Suud rejimini bahane ederek haccı ve umreyi protesto etmeye kalkıyoruz?
             
            Böylesine gayr-i İslami bir çağrıdan sonra insanların aklına bin bir türlü fitne tohumları düşerse şaşmamak lazım. Çünkü şeytanın arayıp da bulamadığı malzemeyi biz kendi ellerimizle sunmuş olacağız. Yarın birilerinin çıkıp namazı, orucu, kıbleyi veya diğer ibadetleri protesto etmek gibi süper(!) fikirler öne sürmeyeceği ne malum. Öyle ya sayın hocamız verdi fetvayı bir kere. Ümmet bu kafa yapısıyla haccı değerlendirmeye başlarsa bu günden sonra işimiz var demektir. Kâbe’nin yönetimini hangi mezhep veya iktidar eline geçirirse bir başka mezhep ve siyasi güç haccı protesto etmeye kalkabilir ki -Allah muhafaza- bu durum haccı ve umreyi ibadet olmaktan çıkarıp bir takım grupların siyaset malzemesi haline dönüştürebilir. Ve böylesi mükemmel bir ibadet bir anda İslam'ın birliğini bozmaya çalışanların aracı haline gelebilir. Kâbe ne zalimleri yeni görmektedir, ne de Müslümanları. Biz Kâbe’ye ve Hacca kıymet verirken orayı elinde bulunduranları dikkate alsaydık, herhalde yeryüzünde hacca giden kimse olmazdı.
 
            Şöyle bir düşündüğümüzde koşulsuz-şartsız bir araya gelebildiğimiz, birbirimize tahammül edebildiğimiz, farklılıklarımızı mazur görebildiğimiz, mezheplerin bir araya gelebildiği, her çeşit ırk, dil ve cemaatin buluştuğu başka bir mekânımız var mı?  Şimdi başta hocalarımıza ve bu konuda kalem oynatanlara, sonra da bu koroya dahil olan diğer kişilere soruyorum: Siz hangi dine hizmet ediyorsunuz? Kimin ekmeğine yağ sürüyorsunuz? Hangi delile dayanarak böylesi büyük bir ibadeti protesto etmeye çalışıyorsunuz? Bu açmaya çalıştığınız çığır büyük bir vebalin çığırıdır. Bilerek veya bilmeyerek Kâbe’yi mescid-i dırar yapmaya çalışıyorsunuz.
 
            Bu protestocu grup gerçekten samimiyse Suud'un petrolünü, benzinini, gazını protesto etsinler. Allah'ın ibadetini değil. Bu din kimsenin oyun alanı değildir. Ya hayır konuşun ya da susun. Gerçekten Allah'tan korkalım. İslam adına hareket ettiğini söyleyen kişiler bu kadar ucuz söylem ve çağrılar yapmamalıdır. Eğer ümmetin önünden gidenler bu kadar basiretsizce, ferasetsizce hareket ederlerse geriden gelenler neler yapmazlar.
 
"İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur; Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak" (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî )
            “Onda apaçık alametler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren ise emniyette olur (ona dokunulmaz). Hem ona (oraya girmek için) bir yola gücü yeten kimsenin o evi ( Kâbe’yi ) hac etmesi, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır. Kim de inkâr ederse, artık şüphe yok ki Allah, âlemlerden müstağnidir (hiç bir şeye muhtaç değildir.)” (Al-i İmran, 97)
 
           
 
Selam ve dua ile...
 
Mehmet HATİPOĞLU
Haziran-2017


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Mehmet HATİPOĞLU Diğer Yazıları

02 Ocak 2015 - MÜBAREK MEVLİD (NOEL) KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN!
14 Aralık 2013 - İSLAMIN TRUVA ATI: “MEVLANA VE MESNEVİ”
18 Temmuz 2013 - AYETSİZ DİYANET
10 Mayıs 2013 - MÜBAREK 12 AYLAR
17 Nisan 2013 - SERTLİK Mİ, NETLİK Mİ?
03 Nisan 2013 - Hz. Lut ve Lutîlik Kavramı
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH