Ana Sayfa > Site Yazarları

Naci Kayalı - admin
HAYATIMIZDAKİ KISSALAR
30 Nisan 2014 - 1731 okunma

                            Merhamet sahibi Yüce Allah'ın tüm peygamberlerine, onları izleyen, onları örnek alan, onlarla birlikte mücadele eden ve son peygamber Hz.Muhammed (S.A.V) ve yol arkadaşlarına ve sizlere selam olsun.
                         Yüce Allah, Kuran'ı Kerim'de kendisinin istediği şekilde insanların nasıl düşünmesi, nasıl davranması gerektiği, doğru inanma ve doğru amel nasıl olacağını anlatmış, ilahı mesajın özünün daha iyi anlaşılabilmesi için biz müslümanlara daha önceleri yaşamış kişilerin (toplum-ümmet-halkların-millet) Allah'ın ilahı mesajına nasıl cevap verdiklerini veya vermediklerini, kazananların nasıl ve ne şekilde kazandığını, kaybedenleri hangi düşünce ve davranışlarından kaybettiklerini, onların doğru ve yanlışlarını iyi analiz ederek bazen cesaret almak bazen pişmanlık duymak ve ilahı mesajı doğru uygulamak için, Hz.Adem'den Hz.Muhammed'e (S.A.V) kadar uzanıp onunla son bulan risalet ve islam çizgisinin iyi anlaşılıp yorumlanabilmesi için peygamberler ve onların davetleri olan hem peygamberlerin hem de toplumlarıyla ilgili haberlerini gerçeğe uygun olarak naklederek bizlere anlatmış ve bu hallerini anlatırken KASAS ifadesini kullanmıştır. Kuranda bu kelime birkaç yerde geçer ve bu kelimenin çoğulu olan (kısasun) kelimesi kuranda yer almaz.

                         Geçmiş toplumların kıssalarının anlatılması aslında çağlar boyu imanın hareket hattını ve yollardaki işaretlerin aynı olduğunu, Kuran'ın ilk muhatapları olan müslümanların hareket biçimlerinin belirtilmesi ve aynı zamanda her zaman ve her yerde her neslin cahiliyete karşı koyarken hareket tarzını ayarlaması içindir. (Kutub Seyyit Fi Zılalil Kuran)

                       Oysa günümüzde Kuran'daki kısas kelimesinin tarihte yaşamız, mazide kalmış insanların hayatı ile ilgili zikredilen şeylere delalet eden bir isim olarak kullanılması nedeniyle yanlış bakış açısı oluşturulmuş ve biz müslümanlar tarafından da kıssalar okunduğunda çağlara hitap eden ve ders alınması gereken öğütler olduğunu unutarak, hatta bizle alakası yokmuş gibi davranarak Kuran'da anlatılan bu kıssalara bu bakış açısıyla büyük zulüm ediyoruz. Halbuki Kuran ne tarih ne de kıssadır. O sadece hidayet ve öğüttür. Kıssaları tarihi olayları ne beyan için ne yararlanmak için ne de ayrıntılarını ihtiva etmek için belirtmez. Zikrettiğini ancak ibret için zikretmiştir.

                        İnsanlar her zaman olduğu gibi tabiatı gereği hikayeden hoşlanır, bilinmeyen ve olağanüstü olayları dinlemek ister, genellikle insanlar kuru fikirlerden sıkılır. Kuran'ın üslübu olan geçmişten örnekler verilmesi aslında anlatılmak istenen fikrin tarihi gerçek olayların tasviriyle hem daha iyi anlaşılması ve daha etkili olmasına neden olur.

                        Kıssalar insanların merakını gidermek, onları eğlendirmek için tarihili olayların hikaye biçiminde insanlara anlatılmasından ibaret değildir. Kuran bir tarih kitabı olmadığı için, olayların aslında bir değişiklik yapmadan ve herhangi bir şey karıştırmadan, onlara yeniden canlılık vererek anlatmıştır.

                      Kuranda kıssalardan bahsedilme amacı tarihi olayların kronolojik anlatımı değil, dini bir gaye ve etki uyandırmak için getirmiştir. Eğer kronolojik anlatım olsaydı anlatımlarda tekrar olmazdı.

                     Kuranı Kerim'de belli yerlerde, bazı peygamberlerin tebliğlerinden belli olayların kısa kısa anlatılışı, sanki bütün bir olayın birkaç hadise ile bittiği zannı oluşturmuştur. Sanılır ki peygamber önce kavmi önünde davasını ilan etmiş, onlar da karşı itirazlarda bulunmuşlar, daha sonra peygamber onları cevaplamış fakat onlar yine karşı gelerek davetin batıl olduğunu ilan etmişler ve olay öyle birkaç kez tekrarlandıktan sonra Yüce Allah cezasını indirmiş. Oysa böyle düşünmek Kuran'a yabancı, Kuran üslubuna yabancı olanların yanlış zannından ibarettir. Günümüzde olun kıssalara karşı bu bakış açısı aslında büyük bir düşünce zulümüdür. Oysa ki kıssanın öyle anlatılışı meydana gelen o olayların uzun zaman süren bir kavganın sadece birkaç safhasıdır. Çünkü Kuran, aynı yerde meydana gelen bir kıssanın tüm ayrıntılarını vermez. Ayrıca Kuran'ın anlatım tarzı o kadar mükemmel ki, geçmişteki diğer halkların başına gelenleri okuduğumuzda adeta gözlerimizin önünde cereyan ediyormuş gibi anlatılır.

                    Kuran, geçmişle ilgili olayları anlatırken tamamen kıssanın tamamını tekrarlamaz, kıssanın gövdesi çok nadir tam olarak, o konudaki özel münasebetlerden dolayı tekrarların. Bazı halkaları tekerrür eder, vakalar çeşitli yerlerde geçtiği halde her defasında ayrı bir tatlılık ve canlılıkla ifade edilmekte ve farklı mesajlar verilmektedir. Örnek olarak Hud suresinde, Araf suresinde anlatılanlardan farklı olarak, önemli noktalar üzerinde durulmuş, Araf suresinde ifade edilenin tam tekrarı olmadığı anlaşılmıştır. Zira Hud suresinde yeni hükümlere, değişik bazı öğütlere ve uyarılara, ibretler ve hikmetlere dikkatler çekilmiştir. Kıssaların tekrarlanması bıktırıcı, usandırıcı ve lüzumsuz değildir. Bu Kuranın gayesine uygun olup Arap edebiyatının bir özelliğidir, yerinde yapılırsa bir sanattır. Zira söylenilenin kuvvet ve önemini artırır. Bu gibi iddialar, Arap edebiyatını, Kuranın gayesini bilmemek, Kuranı iyi anlayamamak ve kötü niyetten kaynaklanmaktadır.

                  Kıssaları, Kuranın temel hedefleri ve ortaya koyduğu genel anlayışa göre anlamalı. Kuranın hakiki manası ve yüksek edebi kıymeti iyi kavramalıdır. Bu bilinçle okundukları zaman onlardan alınacak olan ders , ibret ve ilham yönünden o kadar yüksek ve çok olacaktır. Kütüphaneler dolusu tarih kitapları okunsa, incelense elde edilecek mesajlar ve yükselmek için sarınılacak prensipler onlardan başka bir şey olmayacak ve onların verdiği ilhamı vermeyecektir.

                 Mazideki kitaplar ve geçmiş milletlerin tarihi okunsa, olaylar incelenip düşünülse, onlara karışmış uydurma, yalan hikaye ve rivayetler bir araya getirilse, onların insan hayatının değişmesi için ifade edeceği gerçekler, Kuran kıssalarında işaret edilen esasların sınırını asla aşamayacaktır.

                  İşin başka bir boyutu da Kuran'ın anlattığı kıssalar haricinde binlerce belkide yüz binlerce yıl önceleri yaşamış toplumların yaşam ve düşünme tarzları, var oluşları ve sonları hakkında başkaca elde edebileceğimiz gerçek bir bilgi ve belge de yoktur elimizde. Kuran'ın gönderilme anından önce de geçmişte yaşamış toplumlar hakkındaki bilgiler dillerde ve kitaplarda dolaşırken birbirinden farklı ve çok hurafelerle o kadar karıştırılmıştır ki, Kuran'ın gelmesi ile doğru ve gerçek geçmişe dönük bilgiler elde edilmiş, hatta anlatılan kıssalar ile insanlar geleceklerini kurmaya çalışmışlar, geçmiş kıssaları örnek alarak o kıssalardan öğüt alarak müslümanlar geleceklerini kurmuş ve kurtarmışlardır.

                  Yüce Allah Yusuf Suresi 111. ayette bizim anlatmak istediğimiz yukarıda yazmaya çalıştıklarımızı o kadar güzel anlatmıştır ki, artık bu ayet her şeyi açıklamaktadır.

                  “Gerçek şu ki, geçmiş toplumların kıssalarından kendilerine kavrayış yeteneği verilmiş kimseler için mutlaka çıkarılacak bir ders vardır. Bu Kuran, uydurulacak bir söz değildir, aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı, inanmak isteyen insanlara her şeyi açık seçik bir şekilde dile getiren, hidayet ve rahmettir.”

                 Hidayete tabi olanlara selam olsun.


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Naci Kayalı Diğer Yazıları

10 Ekim 2017 - NEDEN KAPALI AYETLER BİZE!
26 Haziran 2014 - KANAYAN YARA TASAVVUF
08 Haziran 2014 - KAİNAT HİÇ KİMSENİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE YARATILMADI
27 Ekim 2013 - PEYGAMBERİMİZ GERİ GELSEYDİ!!
24 Ağustos 2013 - KABUL EDİLMEYEN AMELLER
05 Ağustos 2013 - ALLAH'A İNANMAK AMA NASIL
25 Temmuz 2013 - ŞEFAAT GERÇEĞİ
10 Nisan 2013 - GELİN KUR’AN’LA TANIŞALIM
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH