Ana Sayfa > Site Yazarları

SERDAR KAYALİ - serdarkayali69@gmail.com
DEĞİŞİM VE MODERNİZM
05 Nisan 2013 - 1436 okunma

DEĞİŞİM ve MODERNİZM 
 
Değişime mahkûm bir dünya ve örneklere muhtaç toplumlarda yaşamanın avantajları olduğu gibi dezavantajlarının da olduğu bir gerçektir. Ayrıca bu bir sünnetullahtır. Değişmeyen tek varlık Allah’ın kendisidir. Belki de Allah (c.c) ın bu sünnetinin hikmeti toplumların içine zamanla sirayet etmiş çirkinliklerin anlaşılması ve bu çirkinliklerden insanlığın kendini uzaklaştırmasıdır. Buna bağlı olarak toplumlara zamanla hediye edilmiş nimetlerin fark edilmesi ve bu nimetlerden başka nimetlere doğru gidişatın kolaylaşmasını sağlamaktır. Gerek yeni çirkinliklerin ayırt edilmesinde gerekse yeni nimetlerin fark edilmesinde doğru sonuçlar elde edebilmek için değişimin akışına toplumların kendisini bırakmaları düşünülemeyeceği gibi değişime öncekilerin bakış açısıyla bakmak da yeterli olmayacaktır. Bu önemli ve dinamik süreç hassas dengelerle işler ve işlemeye de devam edecektir. Bu işleyişte insanlık edilgen olmakla birlikte aynı zamanda etkendir.  Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. [1] Ayeti buna işaret etmektedir.[2] Kuran bu nedenle evrensel ve çağlar üstüdür. İşte bu nedenle babaların yolunu körü körüne takip etmekten alıkoymayı amaçlar.
 
Asli itibari ile vahiy muhatabının yaşadığı ve yaşayacağı muhtemel zaman dilimlerinde değişimler karşısında seçimini doğru yönde yapabilmesine kılavuzluk eden ilahi bilgi kaynağıdır. Vahyin bu fonksiyonu ilk insan ve peygamber Hz. Âdem ile başlamış ve kıyamete kadar devam edecektir. [3] Dolayısıyla Vahyin takipçileri için değişimin korkulacak bir yönü olmaz.
 
Vahyin Kuran’dan önceki nüshaları muhatapları tarafından değiştirilince değiştirilen vahyin şimdiki temsilcileri için değişim korkulacak bir unsur haline gelmiştir. Öyle ki orta çağın sonlarına doğru değiştirdikleri vahyin üzerlerindeki kötü tesirinden ancak onu tümüyle terk etmekle kurtuluşun olabileceğini sandılar. Bu kurtuluş onlar için o kadar vazgeçilmezdi ki adını “Yeniden Doğuş” anlamında Rönesans koydular. Aslında gösterdikleri refleks doğru idi fakat yeni tutundukları dal çürük idi. Tutunduklarını sandıkları dal, bir dal olmaktan ziyade içinden çıkılması zor ve büyük bir girdaptı.  Çünkü adına Modernizm dedikleri bu girdabın ne hududu vardı ne de ona hudut koyabilecek birisi…
 
            Modernizm batılıların çeşitli mecburiyetler karşısında hayatlarını şekillendirmek maksadıyla icat etmek zorunda kaldıkları bir yaşama sitili olmuştur. Onların böyle bir yaşam sitiline ihtiyaç duymaları gayet tabiidir. Fakat bu yaşam sitili ne yazık ki Müslüman toplumların yaşamlarına şekil veren bir usul virüsü olarak sirayet etmiştir. Bu sirayetin en büyük sebebi Kuran’ın evrenselliği iddiamızın -ki aslında bu iddia değil bizzat gerçektir-toplumlar bazında ispatını yapamayışımızdır. Yapamayışımızın sebebi ise Kuran’ı, kuranın istediği şekliyle anlayamayışımızdır ve Kurani profiller, örnek insanlar olamayışımızdan, oluşturamayışımızdandır. Değişmeyecek bir kanaatimi buraya yazmak istiyorum. “Toplumları ilgilendiren bütün sorunların kaynağı Kurandan uzak olmaktır. Bütün faziletlerin yolu da ona yakın olmaktan geçer.”
 
            Günümüzde Modernizm değerlendirme mekanizmamızın yani usulümüzün bozulmasında en önemli faktör olmuştur. Gerek kendimizi, gerek eşyayı, gerekse yaşadığımız toplumu değerlendirirken usulü bozulan ama sıfırlanmayan bizlerden bazen çakma modernist bazen de çakma Müslüman görüntüleri tezahür etmektedir. Değerlerimizin çoğunu hikmeti olmayan güya değerlerle değiştirmemizi sağlamıştır. Elbisemizin kısalığı, müziğimizin çılgınlığı, bıçak sağ elde çatal sol elde komedisi, aile travmalarına neden olabilecek ölçüsüz eğitim metotları ile yediğimiz ve içtiğimiz vs. birçok şeylerde Modernizm hayatımıza müdahale etmiştir.
 
            Modernizm eşya ile ilişkilerimizi bozucu müdahalelerde de bulunduğu bir gerçektir. Artık eşyalılarımızı kullanmamak için kullanılmaz hale gelmesini değil, modasının geçtiğini bilmemiz yeterli olmaktadır.  Eşyayı amaçlaştırıcı usule sahip olması ve sırf dünyevi yönlendiriciliği ile çoğumuzu şimdiye kadar araç olarak bildiğimiz eşyanın köleleri haline getirmeyi başarmıştır.
           
            Modernizmin şahsiyetimize vakarımıza vurduğu darbelerin en belirgin tezahürünü genlerimizde görmemiz mümkündür. Komik saç ve sakal kesimleri, bedenin olmayacak yerlerine küpeler takma, acayip şekillerde dövmeler, korkutucu veyahut kışkırtıcı şekillerden müteşekkil tişörtler, uzun çikirkin tırnaklar vs. gençlerimizin vakarlarına vurulan darbelerden sadece bir kaçı.      
           
Vahyi hayattaki değişimlere ölçü koymayan bir anlatımla gençlere sunmamızın bir sonucu olarak karşımıza çıkan bu problem Kuran’a bakışımızı doğrulaştırmadıkça büyüyerek devam edecektir.
 
Modernizm ve bizden götürdükleri ile ilgili o kadar çok başlık bir o kadar çok örnek verilebilir ki bunları küçük bir yazıda anlatabilmek imkânsızdır. Fakat bir gerçek vardır ki eğer çağımıza Kuran’ın penceresinden bakmamaya devam edersek götüreceklerinin yanında götürdükleri devede kulak kalacaktır.
 
Bütün dünyayı örümcek ağı gibi saran bu fitnenin bu kadar yaygın olmasının sebebi zamanımızın ahir zaman olduğu gerçeğini doğrular. Bu fitne ile bir Müslüman’ın savaşabilmesinin tek yolu sahih sünneti dışlamadan, reformist bakış açısından uzak, geleneğe saplanmadan ama ondan faydalanarak, bilimi Allah’ın ikram yasalarında biri bilip onu sahiplenerek, vahyi okumaya, değişimin tam o anına verdiği cevabı anlamaya çalışmaktır. Böylece değişimden korkmayacak hatta ona yön verici olacaktır. Aksi takdirde uçuk bir din haline gelmiş modernizmin müntesibi olmaktan kurtulamayacaktır.
 Serdar KAYALİ


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


SERDAR KAYALİ Diğer Yazıları

24 Şubat 2015 - İSLAM' DA KEHANET ve BURÇ SAPKINLIĞI
18 Haziran 2014 - Abdulaziz Bayındır Hocanın Kader Çarpıtması
23 Ağustos 2013 - İBN-İ SEBELER VE TESİRLERİ
16 Nisan 2013 - ŞART RÜZGÂRLARI VE ADAMLARI
05 Nisan 2013 - TAŞIN ÜSTÜNE OTURANLAR
04 Nisan 2013 - MESCİDLERİ ALLAH'A BİRAKIN
04 Nisan 2013 - ZİNDANLARIMIZDAN KURTULMAK
04 Nisan 2013 - DAVETLİSİNİZ
04 Nisan 2013 - ÖLÜM
04 Nisan 2013 - ÇOCUK EĞİTİRKEN DUA
04 Nisan 2013 - BİRR’ İN BİR OLMASI
03 Nisan 2013 - ŞİRK’İ PAGANLIKLA SINIRLAMAK
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH