Ana Sayfa > Site Yazarları

SERDAR KAYALİ - serdarkayali69@gmail.com
DAVETLİSİNİZ
04 Nisan 2013 - 1281 okunma

DAVETLİSİNİZ!    
          
Yaratılışımızın hikmetini anlamaya yönelik en temel emirle inmeye başlayan vahiy, beraberinde varlık amacımızı hatırlatıp, bu mefkûreye eşsiz bir davet yapmaktadır. Bu emri yerine getirmeyenler aslında kendi varlık sebebinin yegâne hikmetine yapılan davete icabet etmeyerek en büyük ihanet tezgâhını bizzat kendilerine hazırlamaktadırlar. Ne var ki bu durumun farkında olmaların tek yolu da OKUMAK tır.

Okumak deyince akla gelen okunmuş kitapların çokluğuyla avunmaktan bahsetmiyoruz. Okumak derken, okuma bilmeyenlerin de okuyabileceği okumalardan bahsediyoruz. Öyle ki bu okumayı yapabilen insan sadece kitaba ihtiyaç duymaz. Kimi zaman enfüsten kimi zaman afaktan dilediği sayfayı okuyabilir. Bu okuyuşta telaffuz yok, tilavet yoktur. Fakat anlam bunların var olduğu bir okuyuşa kıyasla daha çoktur.

Peki, vahyin ilk emir ve davetinin hedefinde sırf bu okuyuş mu vardır? Hayır! Vahyin davet ettiği okuyuş, kitaplı veya kitapsız yapılan okuma gayretinin ne adına yapıldığıyla da ilgilidir. Ne diye okudun? Kimin adına okudun? Adına okuduğun varlığın vasfı ne…? Vahyin daveti fiilin sırf kendisiyle ilgili değil, ne adına yapıldığıyla da ilgilidir. Bu davetiyenin altında “damsız girilmez” gibi bir şart da yazılıdır. Bu şartı yerine getirmeyenlerin varlık hikmetini anlama salonuna giremediği tecrübeyle, giremeyeceği de davet edenin hükmü ile sabittir. Bu büyük davetin şartı Allah adına okumaktır.Allah adı ile okumaktır. Çünkü yaratan odur. “Yaratan Rabbin adıyla OKU”.
 
Eğer okunan, sadece bir varlık adına okunacaksa o, onun yaratıcısı olmalı. Ya okuyanda aynı yaratıcının eseri ise başkaları adına okumak nerde kalır?
 
Sadece yaratıcı adına okumanın başka nedenleri de vardır. Bu nedenlerden bazısı okuma fiilinin işleyişiyle ilgilidir. Okumak aslında okunan harfler, kelimeler, cümleler ve nesneler, arasında anlamlı bir ALAKA kurma işidir. Bu kadar büyük bir faaliyetin işlevsel olmasında insanın nasıl bir katkısı var ki? Onda bu işlevselliği var eden onu yaratan değil midir? “O insanı alakadan yarattı” ayetteki ALAKA nın ontolojik manası ele alındığında harfler, kelimeler, cümleler ve nesneler arasında ilgi – alaka kurma işinin insanın en temel yeteneği olduğu anlaşılmıyor mu? O halde bu yeteneği ona bahşeden Allah adına okumak neden bu davetin tek şartı olmasın?
 
Vahyin davet şartı yerine getirilince davet edenin ikramının ve cömertliliğinin nihayetsiz olduğunu davetiyenin bir alt cümlesinden anlıyoruz.  “OKU zira Rabbin sonsuz kerem sahibidir” Bu davette büyük bir nimet olan kalem kullanmayı öğrenmek ve icabet edenin bilmediği daha nice bilgileri öğrenmesi gibi ekstra programlarda bulunmaktadır. Davetiye boş değil, vaadi büyük. İnsana insanlığını unutturacak türden saçmalıklara yer vermiyor. İnsanın hayatı ve sonrası için ihtiyaç duyduğu birçok nimetlerle donatılmış.  Öyle ki icabet etmeyenlerin kaybedecekleri şeylerden de bahsediyor.“Böyle olmazsa[1] İnsan hakikaten azar.”  Aslında insanın azmasındaki en temel faktör kendisini veya sahip olduklarını yeterli görmesidir. “(Azması) Kedisini ihtiyaçsız görmesi nedeniyledir.”
 
OKU davetine uymayan insan kendisini ve sahip olduklarını yeterli görmeye mahkûm kalacaktır. Bu mahkûmiyetin en büyük belirtisi kendisinin sırf dünyaya ait (Mahkûm) olduğu zannı ile yaşaması olacaktır. Bu nedenle Ahret inancını ve bilincini kaybetmiş bir birey olarak insanlığın karşısına çıkacaktır. Fakat o öyle zannetti diye öyle olmayacaktır. “Nihayetinde dönüş muhakkak Rabbinedir.”
 
Aslında okumamakla kendi bilgisine mahkûm olduğu gibi, varlık âleminde de sahip olduklarına mahkûm olmaktan kurtulamayan bu kişilik, kendisi mahrum olduğu gibi azgınlığı gereği başkasını da mahrum etmeye elbette çalışacaktır. “Baksana, şu namaz kılan kulu engelleyene”bu nedenle buyrulur. Çünkü böylelerini rahatlatan tek şey kendileri gibi mahrum bırakılmış hal ortaklarını bolca görmektir. Yine böylelerinin tahammül edemediği tek şey ise bu davete uymuş ve davetin müjdesine ulaşmak için şartlarını yerine getirmeye çalışan bir kulun gayretini görmektir. Gördükleri bu manzara karşısında çok öğündükleri düşünme yeteneklerini akıllarına bile getirmezler. Onların bu halleri Rabbimiz tarafından adeta bir tiyatro sahnesi gibi bizlere sunuluyor. Gördün mü? (Hiç farkında değil ama) ya o kul tam yol üzerinde ise… veyahut sakınmayı emrediyorsa” Gördün mü? Ya kendisi yalanlamış ve yüz çevirmiş ise” Bu ihtimalleri düşünmeyen kişilik artık en büyük gerçeğin bile farkında olmaz hale gelmiştir. “Allahın kendisini gördüğünü hiç bilmiyor mu?
 
Dünyevi açıdan varılacak son azgınlık işte bu. Fakat bu azgınlık sürekli olmayacaktır. Eğer azgınlığa devam ederse davete uymadığının sonucu olarak peydahlanan yalancı ve günahkâr kişilik halinin simgesi olan perçemi, elbet bir gün yakalanacaktır. “Yo Hayır, Eğer bundan vazgeçmezse elbette onu perçeminden yakalarız. Yalancı günaha batmış perçeminden.”
 
Bu durumdan kendisini kurtaracağını sandığı, şimdiye kadar her sıkışmasında desteğini gördüğü kafadarlarını çağırması artık ne ifade edebilir ki; “O zaman da yandaşlarını çağırsın.”  Kendisini cehennem çukurunda bulan bu kişinin etrafında toplanan melekler onun yandaşlarının şöhret ve makamları hiç ilgilenmezler. “Biz de zebanileri çağıracağız.”

Her davetin ikramı davetçisiyle ölçülür. Buna göre icabet edilir. Her davetçi de herkesi davet etmez, edemez. Çünkü herkesi önemsemez. Zaten buna gücü de yetmez. Rabbin hariç. Şimdi sen bu daveti önemsemeyenleri boş ver ve onun bu davetine boyun eğ, icabet et.

Hayır, hayır, Ona itaat etme ve secde et ve yaklaş!
Serdar KAYALİ
 


[1]  KELLA nın kendinden önceki âyetleri tekrar tekrar okuma emirlerini zıddından caydırma ve sakındırma ile emri takviye olması nazmın ahengi itibariyle de uygun olur


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


SERDAR KAYALİ Diğer Yazıları

24 Şubat 2015 - İSLAM' DA KEHANET ve BURÇ SAPKINLIĞI
18 Haziran 2014 - Abdulaziz Bayındır Hocanın Kader Çarpıtması
23 Ağustos 2013 - İBN-İ SEBELER VE TESİRLERİ
16 Nisan 2013 - ŞART RÜZGÂRLARI VE ADAMLARI
05 Nisan 2013 - DEĞİŞİM VE MODERNİZM
05 Nisan 2013 - TAŞIN ÜSTÜNE OTURANLAR
04 Nisan 2013 - MESCİDLERİ ALLAH'A BİRAKIN
04 Nisan 2013 - ZİNDANLARIMIZDAN KURTULMAK
04 Nisan 2013 - ÖLÜM
04 Nisan 2013 - ÇOCUK EĞİTİRKEN DUA
04 Nisan 2013 - BİRR’ İN BİR OLMASI
03 Nisan 2013 - ŞİRK’İ PAGANLIKLA SINIRLAMAK
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH