Ana Sayfa > Site Yazarları

Emre KOÇ - emre55koc@hotmail.com
BİZ MEDİNE OLAMADIK, RASULULLAH’IN KARDEŞLERİ GERİ DÖNÜYORLAR!
18 Mayıs 2013 - 1270 okunma


İslam'da medeni toplum, başlı başına bir idealdir, en tepedeki bir idealdir. Tarihimizdeki medeni toplum tecrübelerimizi nazar-ı itibara almamız da elzemdir. Ancak aynı zamanda bu zorunluluk, Batı medeniyetinin zorbacı, dayatmacı ve çıkarcı ahlakıyla da hem hâl değildir. Ümmetin ideallerine gönül vermiş ferdler, ait oldukları İslam kültürünü doğru okuduklarında, okuduklarını da doğru yorumladıklarında batının zerk ettiği ve Müslümanların dünyasında derin, uzun vadeli sarsıntı ve paniklere yol açmış handikapların, hayata madde gözüyle bakan  ödlek -olan- batı dünyasının çapsız saçmalıkları olduğunu da fark edeceklerdir. Bugün Müslümanların kılından canına kadar gelen zararların yekûnüyle bizim kendi mes'elemize nasıl ve nereden baktığımızla alakası tartışılmazdır. Suriye'ye, Filistin'e,Mynmar'a vesair kanayan diğer yaralarımıza en büyük kurşunu ''Amerika'nın oyunu, İran'ın parmağı, şunun kolu vs.'' diyerek bizzat sıktığımız, maattessüf gerçektir. Bir yerde bir Müslüman ölüyorsa, bu vakıanın tek felsefesi vardır, o da her ne sebeple olursa olsun, kendinden bildiğin canın vaziyetini, feryad-u figanını koşulsuz sahiplenmek; siyasi, stratejik, medyatik teferruata Müslümanca vicdanı pas pas etmek değil.
 
      Dün, bugün ve yarın, İslam dünyasının medeni toplum idealinin başarıyla gerçekleşmesi, yine İslam'ın vaad ettiği ''Müslümanca bir vicdanın'' Müslümanların dünyasında mihenk taşı olmasına bağlıydı ve bağlıdır diyebiliriz. Maddenin tanrılığı ve hükümranlığı, maddeyi ilah edinenlerin başarılarıyla bugün ayakta. Maddeyi de var eden tanrının varlığı ise, Müslümanlar için en büyük referans. Bu referansın nabız atışlarına kulak veren Müslümanlar, İslam'ın batıya da vaad ettiği ancak batının bunu tasavvur edemediği gerçeğiyle yüzleşmek durumundadırlar. Yüzyıllık süreçlerden hilafet nimetine kadar her sıçrayış tecrübesi, bugünün dünyasında ''Müslümanca bir vicdanın tarihin belirli dönemlerindeki tecrübesi'' olarak değil de fantastik cihetiyle okunduğu müddetçe bu ümmetin ıslah süreci uzayacak, kayıp semeresi artacak, batının ruhu İslam bedenini alem-i cihanda rezil rüsva edecektir.
 
      Batı, her zaman bir delilik yapıp İslam dünyasına bir taş atmaktan geri durmadı. Biricik istifademiz kültür mirasımızın ortasına korkuluk dikmekten ve Müslümanlara karga korkusu aşılamaktan da geri durmadı. Allah'ın inzar için nazir buyurduğu ve Mekkeli müşriklerin de iyi bildikleri Bahçe sahipleri kıssasındaki gibi, Müslümanlar istifade kaynaklarına gidiş süreçlerinde birbirleriyle cimrilikte, hasedlikte, içten pazarcılıkta ve her türlü günah halinde debelenmekten asıl ihtiyaçlarını unuttular ve karşılarında kapkara bir azab, daha yolda iken, birbirleriyle çekişmeleri ve birbirlerine düşmeleri sebebiyle hâl-i hazırda oldu... Düştük, yenildik, hatta tükendik ama bitmedi. Aramızda kaybın bilançosunu geç de olsa hesab edip hakikatin huzurunda kendini bulan vasatlarımızın sayısını artırmamız gerekmekte. Reyhanlı'da Yesrib olduk, iki adım ötemizden, asırlar sonra Rasulullah'ın muhacir kardeşleri, kardeşlerimiz geldi. Evet, Medine olamadık, onları baş tacı edemedik. Biliyoruz ki Hak katında bunun bedelini de ağır ödeyeceğiz. Ancak bugün, Kureyş ahalisi gibi kinden kan kusmanın, Yesrib Yahudileri gibi karalar bağlamanın, Evs ve Haczec gibi kavga etmeye fırsat kollamanın  günü değil; bugün, kazanın faturasını kesecek adam aramanın günü hiç değil. Bugün, inandığımız hakikatle hesaplaşmadan kendimizle hesaplaşma günü. Bugün, batının İslam dünyasında yakaladığı damarı Müslümanca bir hassasiyetle dokulandırıp koruma altına alma günü.
İçinde bulunduğumuz yüzyıl bitmeden dünya bir İslami mukavemete şahit olmak zorunda. Bunun için de hayata Müslümanca bir gözle bakıp iş yapacak, gayret sarf edecek, sahip olduğu tüm referanslardan istifade etmeyi kollayacak ve de şuan ki ahvale binaen, hesaplı ve planlı adım atmaktan korkmayacak akıllı, ihtiyatlı ve çaplı bir harekete zerk olacak insanımızın İslamla projelenmesi zaruret arz etmektedir. Cenneti arzulayan Müslümanların, yangın yerinden mal kaçırmayı marifet sananları, cayır cayır yanmasınlar diye, dünyadaki cennete sevk edebilmek için Müslümanca bir vicdanla çağımızın hengamesine satır arası vurgu gibi, dipnot gibi düşmesi gerekmektedir.
Rabbim! İslamla –gerçekten- şereflenmeyi bize nasib et!

      Yeryüzünü Medine gibi inşa edecek halifelerinin sayısını artır! Bizleri o kutlu günleri alınlarında ter, yüreklerinde sürur ile müşahede edenlerden eyle!
Amin!
 
Emre KOÇ
ADANA-2012


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Emre KOÇ Diğer Yazıları

23 Ağustos 2016 - TEKKELİ DARBENİN TEOLOJİK-SİYASİ ZİHİN KODLARI
05 Mart 2015 - RİVAYETLERİN TOPTAN REDDİ VE TEFSİRDE USÜL ANLAYIŞI: Mürselat 77/50 Örneği
28 Şubat 2015 - KADINA ŞİDDET SÖYLEMLERİ VE ADİL TOPLUM İDEALİ
16 Şubat 2015 - MODERNİZM ÖLÇEĞİNDE SEVGİLİLER GÜNÜ ELEŞTİRİSİ ve AİLEDE(!) SEVGİ METAFİZİĞİ
05 Şubat 2015 - İHSAN ŞENOCAK VE CIMBIZLARI: KISSALARIN DİLİ ÖRNEĞİ
24 Aralık 2014 - DİB ADAYI AHMET MAHMUT ÜNLÜ- NÂM-I DİĞER: CÜBBELİ AHMET
15 Aralık 2014 - DARU’L-İSLAM’DA ‘’NOEL’’ ÖRNEĞİ VE MODERNİZM
07 Eylül 2014 - DEVLET-İ ÂLİ MEDİNE İSLAM DEVLETİ YÖNETİMİNDEN MISIR’DAKİ HADİSELER İÇİN BASIN AÇIKLAMASI
23 Haziran 2013 - KÜLTÜREL EROZYONLARIN ALTINDA TERK EDİLEN DİN YORUMLARI ÜZERİNE
18 Nisan 2013 - ‘’ŞANS OYUNLARININ DİNDEKİ YERİ’’ ŞEKLİNDEKİ YAKLAŞIMLAR HAKKINDA APOLOJİK BİR SORUŞTURMA
En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH