Ana Sayfa > YORUM-ANALİZ-RÖPORTAJ

TASAVVUF KİTAPLARINDAKİ UYDURMA HADİSLER
07 Ekim 2016
Tasavvuf kitaplarında zikredilen rivayetler incelendiğinde bunların çoğunun zayıf ya da uydurma rivayetler olduğu göze çarpar. Bu rivayetler gerek senet gerekse metin yönünden geçmişte de pek çok eleştiriye tabi tutulmuşlardır. Hadisçiler bu rivayetlerin uydurma olduğuna dair çeşitli çalışmalar ortaya koymuşlardır.
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%

Tasavvuf kitaplarında geçen hadisler hadis kitaplarında var mıdır? Varsa bu hadisler Kur’an ve Sünnet’e uygun, ümmetin kabulüne mazhar olmuş hadisler midir? Bununla beraber tasavvufun hadis anlayışı klasik hadis usulünün ortaya koyduğu ölçülere riayet ediyor mu? Yoksa tasavvuf hadis konusunda klasik hadis usulünün kabul ettiği şartlardan farklı, kendine ait şartlara ve ölçülere mi sahip? Bu açıdan bakıldığında “Tasavvufun hadislere ulaşmada bilgi kaynağı nedir?” gibi sorulara bu incelememizde cevaplar arayacağız. Ayrıca hadisçiler ile tasavvufçular arasındaki ilişkinin tarihsel boyutuna da değineceğiz. Hadis ekolünün tarih içinde ve bugün tasavvufçulara karşı tutumunun nasıl olduğunu ortaya koymaya çalışacağız.

Öncelikle ifade etmek gerekir ki, tasavvuf hareketi tarihin hiçbir döneminde ümmetin genelinde kabul görmüş bir akım olmamıştır. Bu akım her dönemde tartışılmış, itirazlara muhatap olmuştur. Ancak olgusal bir gerçeklik olarak tasavvuf birçok dönemde varlığını bir şekilde sürdürmeyi başarmıştır. Sosyolojik anlamda halk kitlelerinin tasavvufa olan ilgilerinin zaman zaman yükselmesi din adamlarının ya da ulemanın ona hoşgörü ile bakmalarına ve mevcut rejimlerin çıkarlarına ters düşmediği müddetçe karşı çıkmamalarına sebep olmuştur. Ancak bu, tasavvufun ulemanın ve ümmetin bütününün benimsediği ve doğruladığı bir olgu olduğu anlamına gelmemelidir.

Tasavvuf kaynakları incelendiğinde bu eserlerde bol miktarda hadis denilen rivayetlere yer verildiği göze çarpmaktadır. Tasavvufun oluşumunda ve kendini İslamileştirmesinde bu rivayetlerin büyük bir önemi vardır. Tasavvufçular kitaplarında yaptıkları açıklamalarda tasavvuf öğretisinin Kur’an ve Sünnet’e dayandığını, Kur’an ve Sünnet’e dayanmayan bir tasavvufun İslam’la tezat teşkil edeceğini devamlı surette vurgulamışlardır. Bu iddia İslam hakkında yeterli bilgi sahibi olmayan insanlar açısından yanıltıcı olabilmektedir.

Kur’an ve Sünnet’e uygunluk iddialarına karşın konuya teorik ve pratik açıdan bakıldığında durumun hiç de böyle olmadığı görülmektedir. Sorun öncelikle Kur’an alanında kendini göstermiştir. Sufilerin tasavvufun İslamiliğinin delili olarak ileri sürdükleri ayetleri Kur’an bütünlüğünden kopuk, parçacı bir yaklaşımla ele aldıkları ve ayetleri bağlamlarının dışında hiç ilgisi bulunmayan şekillerde yorumladıkları görülmektedir.1 Aynı şeyi hadisler için de söylemek mümkündür. Müslümanların dinin asıl kaynaklarına dair yaşadığı bu bunalım maalesef zaman içinde ümmetin hiçbir şeyi sorgulamadan, araştırmadan kabul etme eğilimini de beraberinde getirmiştir. Dini Allah’ın dini olmaktan çıkarıp atalar dini haline getiren bu zihniyet kaynaklarla irtibatı zayıf olmasına rağmen tasavvuf ve benzeri akımların İslam olarak algılanmasına neden olmuştur.

Hadis Uydurma Hareketi ve Tasavvuf

Tasavvuf kitaplarında zikredilen rivayetler incelendiğinde bunların çoğunun zayıf ya da uydurma rivayetler olduğu göze çarpar. Bu rivayetler gerek senet gerekse metin yönünden geçmişte de pek çok eleştiriye tabi tutulmuşlardır. Hadisçiler bu rivayetlerin uydurma olduğuna dair çeşitli çalışmalar ortaya koymuşlardır.

Klasik hadis kaynakları açısından tasavvufun temelini oluşturan ve halk arasında oldukça yaygın olarak bilinen birçok hadisi değerlendirdiğimizde ilk karşılaştığımız problem bu rivayetlerin temel hadis kitaplarında hiç zikredilmemiş olmasıdır. “Nefsini bilen Rabbini bilir”, “Yere göğe sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım”, “(Ey Muhammed) Sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım”, “Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim ve kainatı yarattım” vb. gibi rivayetler tasavvufçuların iddia ettiğinin aksine uydurma sözlerdir ve Kütüb-i Sitte‘de dahi geçmemektedir.2

“Başlangıçtan itibaren hadis uydurma hareketi hayatın her alanını ilgilendiren konuları içermiştir. Bununla birlikte İslami ilimlerde zayıf ve mevzu hadis denilince akla ilk gelen sahalardan biri tasavvuftur. Özellikle tasavvufun ihtiva ettiği hususlarla ilgili hadisler uydurulduğu sıklıkla görülmüştür. Konuyla alakalı olarak yazılan eserlerin hemen hepsinde zühd ve hayır maksadıyla hadisler uydurulduğundan ve bu işi yapanların bazı zahidler ve salihler olduğuna dikkat çekilmiştir.”3 Bu gerçek Müslim’in mukaddimesinde şu sözlerle ifade edilmiştir: “Hayra ve zühde nispet edilen kişiden daha çok yalan söyleyen görmedim.”

Hadisçiler uydurma hadisler konusunda ehl-i tasavvufun rolünün çok büyük olduğunu ileri sürmüşler ve bunun nedenlerine dair de tespitlerde bulunmuşlardır.

“Bu gruba mensup olanlar Müslümanları iyiliğe ve bol ibadete sevk etmek, kötülükten uzaklaştırmak, dine daha çok fayda sağlamak ve Müslümanlar arasındaki ihtilafları yok etmek, fırkaları birbirine yaklaştırmak için hadis uydurmuşlardır.”4

İslam düşünce tarihinde önceleri tasavvufun İslam’daki varlığı üzerine yürütülen tartışmalar zaman içerisinde tasavvufun İslami esaslara uygun olup olmadığı tartışmasına dönüşmüştür. Toplumsal gelişmeler ve birtakım dış tesirler tasavvufa İslam dışı unsurların girişini kolaylaştıran etkenler olmuştur.

Mutasavvıfların Hadis Anlayışı

Pratikte hadise büyük önem verdikleri düşünülen tasavvufçuların aslında hadis rivayeti ve kaynakları konusunda hiç de titiz olmadıkları görülmektedir. Öncelikle tasavvufçular rivayetlerinde senet zikretmezler. Hadisleri mana, keşif, ilham ve rüya yoluyla aldıklarını iddia ederler. Onlara göre bir rivayetin tasavvufi bir eserde geçmesi o hadisin doğruluğu için yeterlidir. Yani usuli anlamda bir rivayet bilinci gelişmemiştir tasavvufçularda. Tasavvuf kitaplarında geçen şeyh sözleri zamanla hadis olarak nakledilmiş, bu durum uydurma rivayetlerin tasavvufi eserlerde bolca bulunması sonucunu doğurmuştur.

Hadisleri keşf, ilham ve rüya yoluyla elde ettiklerine inanan sufiler, bir de bu sözleri Hz. Peygamber’le görüşerek teyit ettirmek gibi farklı bir hadis usulüne sahip olduklarını söylemişlerdir. Halbuki klasik hadis usulünde keşf, ilham ve rüya ile hadis rivayetinin güvenilir kabul edilmediği ortadadır. Keşf, rüya ve ilham yoluyla hadis rivayet ettiğini iddia etmek yeni bir sünnet ortaya koymaktan başka bir anlama gelmemektedir.

Tasavvufun temel esaslarının uydurma rivayetlere dayandırılması erken dönemlerden itibaren eleştiri konusu olmuştur. Tasavvuf konusunda yazılmış ilk eser kabul edilen er-Rivaye ve yazarı Haris Muhasibi (ö. 243/857)’nin durumu bu konuda ilk örneklerden biridir. Kendisi tasavvuf geleneğinin önde gelen ulemasından sayılmaktadır. Yaşadığı dönemde hadis ekolünün ağırlığı vardır. Haris Muhasibi bu çağın en ünlü mutasavvıflarındandır. Yazdığı eserlerle kendisinden sonrakileri etkilemiştir.

“Fıkıh, kelam, hadis ve tasavvufta imam” kabul edilen birisi olmasına rağmen Kütüb-i Sitte‘de kendisinden hiç hadis rivayet edilmemiştir. Zamanının hadis ekolünün temsilcisi olan Ahmed b. Hanbel tarafından Haris Muhasibi dışlanmış birisidir. Hadisler konusunda dikkatli olmadığı, rivayetleri önemsemediği, kitaplarının bidat ve hurafelerle dolu olduğu, onlardan uzak durulması gerektiği, insanı delalete sevk edeceği gibi suçlamalara maruz kalmıştır. Bu tepkiler karşısında Haris Muhasibi inzivaya çekilmiş, ölümünde cenazesini sadece dört kişi kılmıştır.5

Tasavvufa karşı kelam ve hadis ekolünün müntesipleri ağır suçlamalar yöneltmişlerdir. Selef denilen hadis ekolünün tasavvufu savunan kişilere ve yazdıkları eserlere dair ilk dönemlerden itibaren yaptıkları değerlendirmeler, suçlamalar gerçekten bize tasavvufun içinde bulunduğu vahim durumu göz önüne sermektedir.

“Meşhur hadis alimi İbn Salah ilk ve en muteber tasavvufi tefsiri yazmış olan Sülemi’nin Hakikat’ut-Tefsirihakkında şöyle diyor: “Bu kitaptaki şeyler tefsir değildir. Eğer Sülemi bunların tefsir olduğuna inanıyorsa kafir olmuştur.”6

Şatıbi bu konuda şöyle diyor: “Türedi sufiler ayete, hadise ve şeri naslara aykırı da olsa kitaplarda nakledilen mutasavvıfların sözlerine ve menkıbelerine bağlanıyor ve bunları kendileri için din haline getiriyorlar. Mutasavvıfların söz ve davranışlarına hüsnü zan gösterdikleri halde Muhammed’in şeriatı konusunda hüsnü zan beslemiyorlar. Bu ise hakka tabi olmak manasına gelmez, kişilere uymak manasına gelir.”7

Bu değerlendirmelerimiz hadis ekolüne ait ortaya konulan tüm tespitlere katıldığımız anlamına gelmez elbette. Hiç şüphesiz klasik hadis usulü de kendi içinde birçok yanlışları, eksiklikleri barındırmaktadır. Fakat hadisçilerin tasavvufi anlayışa göre en azından dinin kaynaklarına dair bir usul kaygısı taşıdığını kabul etmek gerekir. Bu nedenle hadis tarihine dair klasik eserler tarihi süreç içinde tasavvufun hadis anlayışını incelemede faydalanılacak bilgiler verebilir.

Tasavvuf kitaplarında geçen uydurma hadisler konusunda son dönemde yapılmış değerli çalışmalar da vardır. Bunlardan birkaç tanesini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları, Ahmet Yıldırım, Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2000.
  2. Tasavvuf Kültüründe Hadis, Tasavvuf Kaynaklarındaki Tartışmalı Rivayetler, Muhittin Uysal, Yediveren Yayınları, Konya, 2001.
  3. Osmanlı Halkının Geleneksel İslam Anlayışı ve Kaynakları, Dr. Hatice Kelpetin Arpaguş, Çamlıca Yayınları, İstanbul, 2001.
  4. Uydurma Hadislerin Doğuşu ve Sosyo-Politik Olaylarla İlgisi, Prof. Dr. Sadık Cihan, Etüt Yayınları, Samsun, 1997.

Yukarıda verdiğimiz kaynaklarda birçok tasavvuf kitabı incelenmiş ve bu kitaplarda geçen hadisler kaynak itibariyle gözden geçirilmiştir.

Dipnotlar:

1- Bu konu ile ilgili Mustafa Öztürk’ün Tefsirde Batınilik ve Batıni Tevil Geleneğe ve Kur’an ve Aşırı Yorumisimli çalışmalarına bakılabilir. Ayrıca yine aynı yazarın “Tefsirde Zahir-Batın Dualizmi ya da Tasavvufi Aşırı Yorum” (İslamiyat, cilt 2, sayı 3/1999) adlı makalesi incelenebilir.

2- Yıldırım, Ahmet, Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları, Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 2001, s. 415.

3- Yıldırm, a.g.e., s. 54.

4- Koçyiğit, Talat, Hadis Usulü, Ankara 1977, s. 141.

5- Uysal, Muhittin, Tasavvuf Kültüründe Hadis, Tasavvuf Kaynaklarındaki Tartışmalı Rivayetler, Yediveren, Konya 2001, s. 89.

6- Uludağ, Süleyman, İslam Düşüncesinin Yapısı, Dergah Yayınları, İstanbul 1999, s. 64.

7- İbn-i Cevzi’nin Telbis-ü İblis‘inden aktaran Süleyman Uludağ, a.g.e., s. 65.

Tasavvuf Kitaplarındaki Uydurma Hadisler -2

Bir önceki bölümde tasavvufun inanç esaslarının ve pratiğinin dayandığı hadislerin zayıf veya uydurma olduğunu ifade etmiştik. Bu hususu tasavvuf öğretilerinin temel esası olan birtakım kavramları ele alarak inceleyebiliriz. Tasavvuf bazen İslami kavramları içlerini boşaltarak, hatta onları aslından saptırarak kullanırken, bazen de yeni kavramlarla kendisini ifade etmeye çalışmıştır.

Tevhid, yaratılış, Allah, peygamberlik, nübüvvet, veli, evliya, zikir, zahir, batın, zühd, rabıta, keramet gibi kavramları İslami literatürden ve Kur’an bütünlüğünden kopararak, üstelik bu konularda kendi dünya görüşüne dayanak yapmak için hadis bile uydurmaktan çekinmeyerek ümmeti bambaşka bir din anlayışına götürmüştür. Dış görünüşü İslam boyası ile boyanmış gibi görünse bile içeriği İslam öncesi dinlerden ve fethedilen yerlerin kültürlerinden etkilenerek oluşan bir eklektik yapıyla karşı karşıya olduğumuzu gözden kaçırmamak gerekir.

Tevhid ve Allah Tasavvuru

Tevhid konusunda tasavvufçular pek çok hadis uydurmuşlardır. Bunlardan birkaç örnek verebiliriz:

  1. “Benim Allah ile beraber olduğum öyle bir vakit vardır ki benimle birlikte o vakitte bana, ne Hakk’a yakın bir melek, ne de gönderilmiş bir peygamber yaklaşabilir.”

Bu sözün meşhur tasavvuf kitaplarında geçmesine rağmen (Kuşeyri’nin Risale‘sinde, İbn Arabi’ninFususü’l-Hikem‘inde, İmam-ı Rabbani’nin Mektubat‘ında ve Hucviri’nin kitaplarında) hadis kitaplarında bu söze rastlanmadığı belirtilmiştir.1

Tevhid konusunda uydurma olan bazı rivayetleri herhangi bir yorum yapmadan şöyle sıralayabiliriz:

  1. Rasulullah şöyle buyurdu: “Rabbim bana bu gece en güzel şekilde geldi.”
  2. Ebu Hureyre’den Rasulullah şöyle buyurdu: “Allah kıyamet gününde: ‘Ey Ademoğlu! Ben hasta oldum da sen beni niçin ziyaret etmedin’ diyecek. Ademoğlu: ‘Ya Rabbi sen alemlerin Rabbisin, ben seni nasıl ziyaret edebilirim?’ diyecek. Allah Teala ‘Falan kulumun hasta olduğunu bildiğin halde niçin onu ziyaret etmedin? Eğer onu ziyaret etseydin, beni onun yanında bulacaktın.'”

Bu rivayetin İncil’de de bir benzeri vardır.2

  1. Ebu Hureyre’den Rasulullah şöyle buyurdu: “Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki en alttaki dünyaya, iple bir adam sarkıtmış olsanız, mutlaka Allah’ın üzerine düşer.”
  2. Ebu Hureyre’den Rasulullah’ın buyurduğuna göre, Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Her kim benim veli kullarımdan birisine düşmanlık ederse, ben ona harp açarım. Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşmamıştır. Kulum bana devamlı nafile ibadetleri ile yaklaşır. Bunun sonucunda ben de onu severim. Bir kere onu sevdim mi, ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Eğer benden bir şey isterse onu verir, bana sığınırsa muhakkak onu himaye ederim.”

Yukarıdaki sözler Buhari, İbn Mace ve Ahmed b. Hanbel’de geçmesine rağmen hadis tenkitçileri tarafından kabul görmemiş ve ihtiyatla yaklaşılmıştır.

Bu sözler şöyle değerlendirilmiştir: “İslam itikadına göre peygamberler dışında hiç kimse masum değildir. Peygamberlerden bile zelle denilen hatalar sadır olmuştur. Hatta peygamberlerin tebliğ dışında bulundukları hallerdeki masumiyeti tartışılmıştır. Hal böyle olunca veliler için masumluk yolunu açmak onlara hakkı olmadıkları mertebeyi vermek demektir ki bu da İslam inancına terstir. Ayrıca böyle bir anlayış insanları olmadıkları mertebe dışında görmek gibi itikadi açıdan büyük hatalara düşmesine sebebiyet vermektedir.”3

  1. Ebu Hureyre’den, Rasulullah (s) şöyle buyurdu: “Allah, Adem’i kendi suretinde yarattı.”

Bu hadisi Buhari, Müslim ve Ahmed b. Hanbel rivayet etmesine rağmen kelamcılar teşbih ifade ettiği için tenkit ederken aynı ifadelerin Tevrat’ta “Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı.”4 şeklinde geçmesi enteresandır. Hadiste İsrailiyat etkisi görülmektedir.

“Hadis olarak aslı olmadığını belirlediğimiz sözler, bazı sufilerin, yine birçok meslektaşları tarafından bile tenkitlerine neden olan yanlış bir tevhid telakkisine kapılmalarında etkili olmuştur. Bu noktada sufiler arasında bir anlayış birliğinden söz etmek çok zordur. İlk dönemlerin sufileri tevhidi ‘Her türlü kötü sıfatlardan temizlenme ve güzel sıfatlarla muttasıf olma’ şeklinde bir ahlak ve ruh eğitimi aracı görürlerken; sonraki dönemlerde yaşayan bazı sufiler, onu, kulun Allah’la bütünleşmesi olarak algıladıkları için kulluk ve sorumluluk bilincinin de sona ereceği bir çeşit ‘Kendinden geçme hali’ olarak kabul ettiklerini görüyoruz.”5

Tasavvufa Göre Yaratılış Felsefesi

Tasavvufçular dünyanın yaratılışını ilahi aşk kavramıyla açıklamışlardır. Bu meyanda ileri sürdükleri görüşlere hadisten dayanak arayarak ispatlamaya çalışmışlardır.

Örnek: “Gizli bir hazine idim, bilinmemi istedim; bilinmem için mahlukatı yarattım. Kendimi onlara tanıttım, onlar da beni tanıdılar.”

Bu sözlerin hiçbir hadis kitabında olmadığı tespit edilmiştir. Bu sefer de bu anlayışın kutsi hadis formunda savunulmaya geçildiği görülmüştür. Bunu zaman zaman kendileri de ifade etmekten çekinmemişlerdir. İbn Arabi bu sözler hakkında: “Nakil yönünden sahih değilse de, keşfen sahihtir.” şeklinde hadis usulcülerinin reddettikleri bir usulle delillendirmeye çalışmıştır.

Dünyanın yaratılışı Allah’ın mutlak kudretiyle olmuştur. Bunun sebebini izah etmek, kesin nasların dışında bir yorum yapmak gaybe taş atmaktır. Maalesef bir uydurma söz tarih boyunca doğru kabul edilerek İslami edebiyat altında şair ve yazarlara ilham kaynağı olmuştur.

Yanlışlar İslami edebiyat ve sanat alanında kalmamış süreç içerisinde insanların akideleri de bu yanlış sözler üzerine bina edilmiştir. Mevlitlerde, mesnevilerde ve günümüzde İslami endişe taşıdığını bildiğimiz gazete köşelerinde hâlâ devam etmektedir. İşte bunun en son örneği: “Akit gazetesinde şair arkadaşımız Müştehir Karakaya ile bir söyleşi yayınlandı. Müştehir arkadaşımız ‘Kainat bir aşkın tezahürüdür.’ diyordu. Bunu da uydurmalığı sıhhatinden daha meşhur bir hadis iddiasına dayandırıyordu: Levlâke hadisi olarak da bilinen ‘Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım’ rivayeti.

Yanımızda/yakınımızda bulunan bir genç şair arkadaşımızın bile, bu ifadelerin uydurma olduğunu bugünden sonraya hiç işitmemiş gibi, poetikasını oluşturmada delil olarak kullanılmasını nasıl açıklayacağız? Çünkü kimsenin başka bir kaynağı yok. İnsanlar sanatı, şiiri konuşurken birinci elden kaynağa bakma ihtiyacı duymuyorlar her nedense.”6

Bu düşüncelere katılmamak mümkün değildir. “İlk yaratılan nedir?” konusu da tasavvufçular arasında tartışılmış ve bununla ilgili birkaç söz uydurulmuştur. Örneğin: “Allah’ın ilk yarattığı akıldır.” veya “Allah’ın ilk yarattığı, nurumdur.” şeklinde birbiriyle çelişen hadisler uydurulduğunu görmekteyiz. Bu tartışmalar felsefi tasavvufun zihin jimnastiği yaptığı dönemlerin ürünüdür. Aynı görüşler daha sonraki dönemlerde de hiç tartışılmadan kabul görmüştür. Bu sözler neo-Platonizm ve Gnostisizm öğretilerinin tasavvufu etkilemesi sonucu hadis haline gelmişlerdir. Dünyanın yaratılması konusunda neo-Platonizm, tecelli düşüncesini kısaca “Alemin, Allah’tan sudur ettiğini, O’nun bir parçası olduğu” fikrini öne sürer. Bu nazariyeye göre bütün varlıklar Allah’ın bir parçasıdır. O’nun tecellisidir. Bu anlamda uydurulmuş bir hadis: İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre Cebrail (a) Peygamberimize şöyle dedi: “Allah arşı yarattı, onun 400 direği vardır. Bir direkle diğeri arası 400 senelik yoldur. Yedi kat gök, kürsinin yanında çöle atılmış bir halka gibidir. Kürsi de arşın yanında böyledir.” Hadis denilen bu sözler hiçbir hadis mecmuasında yer almamaktadır.

Kainatın yaratılışı konusunda ileri sürülen hadislerin ravi zincirinde genellikle Ka’bu’l-Ahbar adının geçmesi dikkat çekicidir. Çünkü hadisçilere göre Ka’b, İslam kültürüne İsrailiyat etkisini getiren kişidir. Ka’b’ın sözlerinin Tevrat kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Hz. Ömer bu kişinin hadis söylemesini yasaklayarak sürgün tehdidinde bulunmuştur. Ayrıca Buhari ve Müslim bu şahıstan hiçbir rivayette bulunmayarak şüphelerini ortaya koymuştur.



Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer YORUM-ANALİZ-RÖPORTAJ Haberleri

Başlık Tarih
 
İslam yolunun, kralları değil kuralları vardır25 Eylül 2017
BİR TARTIŞMANIN SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ VE KADİM SORU: TARTIŞMAYI KİM KAZANDI? 12 Ağustos 2017
Haccı Protesto Etmek; Allah'ı Protesto Etmektir!24 Haziran 2017
Yetkililerini Rabb edinenler14 Mart 2017
Kur'an'ı anlamanın yolu, onun hükümlerini yaşamaktan geçer13 Mart 2017
"Kutlu doğum" ne zaman?08 Ocak 2017
Yetkililerini Rabb edinenler08 Ocak 2017
Nazar Boncukları (Günümüzün Putları)05 Aralık 2016
Kur’an da Selamlaşma04 Aralık 2016
Türbe Ziyaretleri ve İsteklerin Yerine Gelmesi…03 Aralık 2016
İlah(lar)ımız…02 Aralık 2016
Boş, Lüzumsuz, Anlamsız Sözlerden Yüz Çevirmek…01 Aralık 2016
Türbeperestler…30 Kasım 2016
Farkında Olmadan Şeytanı Dost Edinmek…29 Kasım 2016
Sünneti Doğru Anlamak28 Kasım 2016
İNANDIK, BİTTİ Mİ?28 Kasım 2016
İlahî Kelam O’nu (s.a.v) Anlatıyor21 Kasım 2016
Allah’a Dini Öğretmek mi; Dini Allah’tan Öğrenmek mi?20 Kasım 2016
Muhteşem Bir Ahlak19 Kasım 2016
Ahlak kahramanları03 Kasım 2016
Dini, Hurâfeler Yığını Haline Getirmek, Yozlaştırmak; Tahrif Çabasıdır18 Kasım 2016
Taklit ve Taklitçilik17 Kasım 2016
Bid’at; Anlam ve Mâhiyeti16 Kasım 2016
Çeşitli Hurâfe ve Bâtıl İnanışlara Örnekler15 Kasım 2016
Muska ve Muskacılık14 Kasım 2016
Bazı Yanlış Kabuller13 Kasım 2016
Gaybdan Haber Vermeye Bağlı Hurâfeler12 Kasım 2016
Günlerle İlgili Hurâfeler11 Kasım 2016
Ölüler ve Kabirlerle/Türbelerle İlgili Hurâfeler10 Kasım 2016
Hurâfe-Atalar Dini İlişkisi09 Kasım 2016
Hurâfe; Anlam ve Mâhiyeti08 Kasım 2016
Atalar Kültü07 Kasım 2016
Atalar Kültü; Sosyal Çevre ve Geleneğin Putlaştırılması06 Kasım 2016
Kur'ân-ı Kerim'de Atalar Yolu İle İlgili Âyetler05 Kasım 2016
Atalar Yolu, Her Dönemdeki Câhiliyyenin Temel Dinidir04 Kasım 2016
Atalar Yolu; Anlam ve Mâhiyeti03 Kasım 2016
Yozlaştırılan Din21 Ekim 2016
Hakkın Dini Ile Halkın Dini.....20 Ekim 2016
Allah’ın Dini Mi, Toplumun Dini Mi?19 Ekim 2016
Heykel Karşısında Saygı Duruşu Ve Atalar Dini18 Ekim 2016
Şamanizm'den gelen Türk adetleri17 Ekim 2016
ÖLMÜŞ İNSANLARDAN YARDIM İSTENİR Mİ?13 Ekim 2016
Cennet Satan Şeyhler ve Papazlar12 Ekim 2016
PEYGAMBERİMİZİ DOĞRU ANLAMAK12 Ekim 2016
EYVAH KEŞKE FALANI DOST EDİNMESEYDİM!11 Ekim 2016
KURAN NASIL TERK EDİLİR?10 Ekim 2016
KURAN ALFABESİ Mİ, AHLAKI MI?09 Ekim 2016
TASAVVUFUN İSLAM’A VERDİĞİ ZARARLAR NELERDİR?08 Ekim 2016
ŞEYH MURİDİ KURTARABİLİR Mİ?06 Ekim 2016
TASAVVUF BU MUDUR?05 Ekim 2016
SÜNNETİ DOĞRU ANLAMAK04 Ekim 2016
HIRKA-İ ŞERİF HURAFESİ03 Ekim 2016
CEVŞEN HURAFESİ02 Ekim 2016
FİLANIN YÜZÜ-SUYU HÜRMETİNE DİYE DUA EDİLİR Mİ?01 Ekim 2016
TÖVBE ALMA VE GÜNAH ÇIKARMAK00 0000
SALAVAT KAMPANYALARI DÜZENLEMEK DOĞRU MU?30 Eylül 2016
KIL TAPINMACILIĞI29 Eylül 2016
CÂMİLERDEKİ BİD’ATLER VE CÂMİLERİN YENİDEN İHYÂYA İHTİYACI28 Eylül 2016
AĞAÇ TAŞ VB. ŞEYLERDEN MEDET UMMAK!27 Eylül 2016
TÜRBE ZİYARETLERİ VE İSTEKLERİN YERİNE GELMESİ!27 Eylül 2016
ŞİFA TANRILARI VE “DİLEK AĞACI”, MÜBAREKLER, TÜRBE, VS26 Eylül 2016
BİD’AT, HURAFE ve XURAFELER26 Eylül 2016
HZ. MUHAMMED VE KUR’AN YERİNE MEVLÂNÂ VE MESNEVÎ19 Eylül 2016
Yusuf Kaplan’dan ‘Kemalist tehlike’ uyarısı: 15 Temmuz’un 2. ve 3. dalgaları geliyor!19 Eylül 2016
TEKKELİ DARBENİN TEOLOJİK-SİYASİ ZİHİN KODLARI23 Ağustos 2016
Cumhuriyet Aydını/Yarım Porsiyon Aydınlık ve Millî İrade23 Ağustos 2016
MEVLÂNÂ’NIN ALLAH DOSTU BİR EVLİYÂ ZANNEDİLMESİ18 Ağustos 2016
Darbe Bildirisinin İdeolojik Dayanağı Atatürkçülük18 Ağustos 2016
MEVLANA’NIN AYKIRI GÖRÜŞLERİ16 Ağustos 2016
Laik Eğitim Olsaymış Darbe Olmazmış!16 Ağustos 2016
HANGİ MEVLANA, GERÇEK MEVLANA?15 Ağustos 2016
Türkiye’de Din Profesyonel Meczupların Elinde12 Ağustos 2016
MEVLANA’NIN GERÇEK YÜZÜ!12 Ağustos 2016
Ve-l Cematten “The Cemaate” Fetullah Gülen Hareketi12 Ağustos 2016
MEHDİ İNANCININ İSLAM’DA OLMADIĞINA DAİR BİLGİLER11 Ağustos 2016
BİR SÖMÜRÜ NESNESİ OLARAK: MEHDİ VE HZ. İSA KONUSU11 Ağustos 2016
ALLAH TARAFINDAN YAZDIRILDIĞI İDDİA EDİLEN KİTAPLAR!11 Ağustos 2016
Emin Güneş: Artık Bu ülkede Allah'tan başkasının adı yüceltilmemeli, Allah'tan başka büyükler tanınmamalıdır08 Ağustos 2016
Demokrasi dininin vurgusu giderek pekişiyor; Laik, batıcı, Kemalist, ırkçı bir yapı...'08 Ağustos 2016
Siz de uyanın: Kürtler, Aleviler, solcular, tarikatlar...05 Ağustos 2016
Sadece FETÖ'cü Değil, Kemalist Darbecilere de Karşı Çıkmalıyız!02 Ağustos 2016
Neden Batı İslam Dünyasında Darbelere Sempati Duyuyor?02 Ağustos 2016
“Dünya, Halep'e Kör ve Sağır"02 Ağustos 2016
Yusuf Kaplan: Fosilleşmiş, kaskatı, militan bir laiklik ve Kemalizm ideolojisi pompalanıyor01 Ağustos 2016
GENÇLER!! Hangi Fethullah Gülen'in gerçek olduğunu biliyor musunuz?29 Temmuz 2016
KUR'AN'IN HAYATI DİZAYN ETMESİ13 Temmuz 2016
HZ. PEYGAMBER’İN MESAJINI DOĞRU ANLAMAK12 Temmuz 2016
DUANIZ OLMASA12 Temmuz 2016
Kemalist Devrimlerin Maksadı Halkı İslam’dan Koparmaktı11 Temmuz 2016
Namaz kanserden koruyor11 Temmuz 2016
İslam'a en büyük zararı onlar verdi11 Temmuz 2016
Sabetayistler rahatsız, İHH'yı hedefe koyacaklar30 Haziran 2016
Genel Özellikleri ile Ramazan-ı Şerif24 Haziran 2016
Hem Müslüman hem "Tüketim çılgını"(!) 23 Haziran 2016
İhsan Süreyya Sırma: Gençler, Barcelona futbol takımını tanıdığı kadar peygamberini ve onun sahabesini tanımıyor23 Haziran 2016
İslami Şahsiyetin,Etkisizleştirilen Yapıtaşları22 Haziran 2016
RAMAZAN ve MÜSLÜMANLAR…22 Haziran 2016
Dine Karşı Din ve İslam’ın Tahrifi21 Haziran 2016
Ramazan'ın Festivalleştirilmesine Karşı Çıkalım14 Haziran 2016
Dava ve Müslümanların Parayla İmtihanı14 Haziran 2016
Akif Emre: Siyonistlerin yeni haritası Kudüs'ün Yahudileştirilmesi stratejisinin artık resmi olarak ilanıdır14 Haziran 2016
RAMAZAN AYINI KUR'ANİ BİR İNKILABIN BAŞLANGICI KILMALIYIZ10 Haziran 2016
RAMAZAN AYI VE BİR FARKINDALIĞI ŞAHİTLİĞE DÖNÜŞTÜRME ZORUNLULUĞUMUZ10 Haziran 2016
Her Eylem, Bir İbadettir -Bilincini Kuşanmak-10 Haziran 2016
Peygamberimiz ve Gençlik…08 Haziran 2016
Ramazan İbadeti08 Haziran 2016
Ramazanda Bunları Tekrar Hatırlayalım08 Haziran 2016
Ramazan yıllık manevi bakım mevsimdir08 Haziran 2016
Kurşun Yemek Orucu Bozar mı?08 Haziran 2016
Ramazan Niçin Zam Ayı Oldu?06 Haziran 2016
Modern Kadınına Ağır Gelen Rabbani Ölçü: Kocaya İtaat02 Haziran 2016
'Tesettür bir kimliğin dışa vurumudur'02 Haziran 2016
'14 senelik Ak Parti iktidarında ‘Atatürkçülük’ söyleminin azalması umulurdu; ancak bu işin önde gideni oldular!'02 Haziran 2016
TÜRKİYE’DE ATALAR DİNİ (Müslümanlık)27 Mayıs 2016
Ramazanla İmar Olmak24 Mayıs 2016
KÜFRÜN İSLAM'A KARŞI BİRLİĞİ24 Mayıs 2016
DEFİLETÜ’L TİCARET CİNAYETÜ’L TESETTÜR23 Mayıs 2016
19 Mayıs Bayramı”nın Hikâyesi ve Bitmeyen Faşizm20 Mayıs 2016
Çıplaklık18 Mayıs 2016
"Emperyalizm Müslümanları birbirine düşürdü; Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın korunması bir başına Filistinlilere bırakıldı"18 Mayıs 2016
Şenlikoğlu: Renklerde İslam bir renk sınırı getirmemiştir 17 Mayıs 2016
Haksal’dan ‘İsrail’le ortaklık’ yazısı: İran’ı, Hamas’ı, Hizbullah’ı bitiririz, İHH da kuzu kuzu oturur sesini çıkar(a)maz!13 Mayıs 2016
KUR’AN’IN MODEL İNSAN TİPİ: MÜ’MİNLER12 Mayıs 2016
KADİM ŞİRK FELSEFESİ: TASAVVUF10 Mayıs 2016
''Ergenekon yoktu(r)' demek 28 Şubat süreci yaşanmadı-yalandı demekle eş anlamlı olmaz mı?'06 Mayıs 2016
'Türkiye’nin Onayı ile İsrail NATO’da'06 Mayıs 2016
Dersim katliamı emrini Mustafa Kemal mi verdi?06 Mayıs 2016
"Müslüman mıyız, Ehl-i Sünnet mi?"02 Mayıs 2016
'28 Şubat döneminde tutuklanan, zindanlardaki Müslümanları unutmak Gayretullah’a dokunur'02 Mayıs 2016
Laiklik, “tasma”! Özgürlükse, ayartıcı maskesi!29 Nisan 2016
'Resmi bayramlarda eşli danslarla, açık saçık kıyafetlerle çocuklara ahlaksızlık aşılanıyor'29 Nisan 2016
Ali Haydar Haksal: Sanırım ‘paralel’den sonra sıra, çıkar furyasına kapılmayan, derdi ve ideolojisi olan İslamcılarda!28 Nisan 2016
Laiklik: Tartışmak Yasak Benimsemek Mecburi28 Nisan 2016
Peygamberimizin İdrarı Değil İdrakı Şifadır27 Nisan 2016
Müslüman ve laiklik bir arada olur mu? 27 Nisan 2016
İTAAT VE İSYAN YOLUYLA DÜŞÜLEN ŞİRK26 Nisan 2016
“Kutlu Doğum“ Vesilesiyle Peygamberimiz Anlatılacaksa Bu Pasta Kesilerek Değil, Putları Kaldırarak Olmalıdır'25 Nisan 2016
Böyle Buyurdu Kutsal Devlet:Peygamber Kutlaması Bitti,Yerine Atatürk Versek25 Nisan 2016
Ergenekon Çuvalı: Herkes İçeri, Herkes Dışarı!22 Nisan 2016
Akif Emre: Dünya sistemine entegre olmaya razı olanların ahlak ve toplumsal çözülmeden şikâyet etmeye hakları olamaz22 Nisan 2016
Şehadeti'nin 20. Yıl dönümünde Cevher Dudayev'i Rahmetle Anıyoruz..22 Nisan 2016
23 NİSAN HÜZÜN DOLUYOR İNSAN21 Nisan 2016
'Müslümanlar asli bilgilerinden beslenmek yerine, kendilerine empoze edilene itibar ediyorlar'21 Nisan 2016
"Dün ‘Kâbe işgal altında’ diyenler bugün Türkiye ve Suud’un birlikte İslam dünyasını birleştireceğinden söz ediyor"21 Nisan 2016
Cuma Namazı ve Allah’ı Kandırmaya Çalışmak ?22 Nisan 2016
Mü’min’lerin Kur’an da geçen 15 özelliği21 Nisan 2016
Kur’an Müslümanların Hayatlarının Neresinde ?20 Nisan 2016
GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TİPLERİ20 Nisan 2016
YALANLARIMIZ/ALDANIŞIMIZ19 Nisan 2016
Malı Temizleyen ve artıran ibadet ZEKÂT!19 Nisan 2016
Peygambersiz Din Olur Mu?19 Nisan 2016
NEREDESİN VE NEREYE GİDİYORSUN EY MÜSLÜMAN?18 Nisan 2016
SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİM DİNİM BANA15 Nisan 2016
İslam Ordusu uyduruk bir örgüt15 Nisan 2016
Peygamberimizin Kıyafeti mi Karakteri mi?15 Nisan 2016
Halimize bakılırsa önce Vahyin doğumunu kutlamak gerekmez mi?14 Nisan 2016
Bir Oryantalist Daha!!08 Nisan 2016
"Çocukların genetiğiyle oynanıyor" 06 Nisan 2016
Birikim ekseninden adil bölüşüme 05 Nisan 2016
Abdurrahman Arslan: 30 sene önce Müslümanlar siyasal, sosyal ve dini olanı ayrıştırmazdı, şimdi ayrıştırıyorlar05 Nisan 2016
Akın: Diplomanın bu denli kutsandığı bir dönemde, gençlerin Sezai Karakoç, Cemil Meriç gibi isimleri bilmeleri ne mümkün!05 Nisan 2016
Faruk Beşer: Moda ve gösteriş tarzındaki tesettür modernliğin ve dünyevileşmenin bir tezahürüdür01 Nisan 2016
Televizyonlar üzerinden nesil İslam'dan uzaklaştırılıyor29 Mart 2016
Alpat: Tesettür örtüden ibaret değildir25 Mart 2016
Allah Rasulünü Nasıl Sevmeliyiz?23 Mart 2016
Hz.Peygamber’in (sas) Yahudilerle Mücadelesi21 Mart 2016
Yusuf Kaplan: Türkiye'de genç kuşakların İslâm'la ilişkisi sıfırlanmak üzere!21 Mart 2016
Kemalist Mitolojinin Çanakkale’yi İstilası21 Mart 2016
Hz. Peygamber'in Davasında Ashabın Misyonu18 Mart 2016
'Kürtler için izzet İslam'dadır'18 Mart 2016
Kudüs el birliğiyle alınır18 Mart 2016
İslamı Hayata Taşımada Peygamber Örnekliği17 Mart 2016
O’NU TANIYOR MUYUZ?04 Mart 2016
İSLAMI HAYATA TAŞIMADA PEYGAMBER ÖRNEKLİĞİ04 Mart 2016
FAİZDEN UZAK DURUN!02 Mart 2016
'Cezaevlerinde Kardeşlerimiz Var'01 Mart 2016
Culani: “Bu, Allah ve Resulü’nün Bize Vaadidir!” 01 Mart 2016
YALANI HAYATIMIZDAN ÇIKARMAYA NE DERSİNİZ?29 Şubat 2016
DÜNYA HAYATI BİR İMTİHAN YERİDİR!26 Şubat 2016
'Müslüman laik olmaz, olmak zorunda bırakılamaz'23 Şubat 2016
Ümmeti Kuşatan Fitne Ateşine Düşmeyelim!16 Şubat 2016
Hayatını imanına şahit kılan bir şehid: Hasan el Benna... 15 Şubat 2016
Bayır Bucak bir Kobani olamadı14 Şubat 2016
Obama’nın Temsilcisinin Ardından Gülen Medyası da Kobani’de!08 Şubat 2016
Kur’ân’ın Anlattığı Peygamber05 Şubat 2016
Peygamberimizi Sevmek04 Şubat 2016
CENNET İKRAMI03 Şubat 2016
NAMAZ KILMAMAK - BİR KÖTÜLÜK DEĞİL, BİN KÖTÜLÜKTÜR !02 Şubat 2016
NAMAZA KOŞMAK01 Şubat 2016
SAHABE'NİN NAMAZI29 Ocak 2016
İman Sıdk, Küfür Yalandır!29 Ocak 2016
Flash İddia!! Gaffar Okan’ın ‘İşkence’ Mağdurları Anlatıyor29 Ocak 2016
NAMAZ KILMAYI SEVİYOR MUYUZ?28 Ocak 2016
'İslamofobiyi üretenler ikinci aşamaya geçmek istiyor' 28 Ocak 2016
ANNE - BABA VE NAMAZ26 Ocak 2016
PKK itirafçısı: Örgütün birinci misyonu İslam'ı yok etmek26 Ocak 2016
NAMAZ İÇİN AĞLANIR MI?25 Ocak 2016
Nusra 'Terör Örgütü' mü?25 Ocak 2016
NAMAZ ANNE KUCAĞIDIR22 Ocak 2016
NAMAZ BİR TEVHİD EYLEMİDİR21 Ocak 2016
Şenlikoğlu: Kadını pavyon kadınına dönüştürüyorlar 21 Ocak 2016
Başörtülüler "Hem örtülüyüm hem modernim" imajı oluşturmaya çalışıyor11 Ocak 2016
Bir tarafta gökdelenlerin yükseldiği, diğer tarafta açlığın olduğu bir sistemin ebediyen sürmesi mümkün değil11 Ocak 2016
"Laikçiler Atakta"11 Ocak 2016
Mezhep ateşinin fitilini Rand Corporation yaktı07 Ocak 2016
Silah satmak için mezhep savaşı!06 Ocak 2016
Mezhep Çatışması Filmini Daha Önce Görmedik mi?06 Ocak 2016
Özyönetim Değil, Kürt Halkına Boyun Eğdirmek İstiyorlar28 Aralık 2015
Islahatçı Bir Kur'an Şairi Olarak Mehmet Akif Ersoy28 Aralık 2015
'Mehmet Akif'e Müslüman olduğu için değer vermediler'28 Aralık 2015
"ODTÜ Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği"27 Aralık 2015
"Ümmet Şuuru Nerede Kaldı?"27 Aralık 2015
Menemen’in Yalan Tarihi ve Şeyh Esad Erbili24 Aralık 2015
Selvi: PKK'ya verilen yeni görev...21 Aralık 2015
Esed'e Razı, İsrail'e Mecbur Edebilirler mi?21 Aralık 2015
"Rusya'nın Selameti, Putin'in Zaferi İçin Okunan Hutbeler"14 Aralık 2015
Ey 'Hendeklerden ve Barikatlardan Bildiren' Adam!04 Aralık 2015
PKK Artık Deşifre Olmuştur…03 Aralık 2015
HDP Pişkinliği ya da Hırsızın Hiç mi Suçu Yok?01 Aralık 2015
Ulustan Ümmet’e Yürüyebilmek…25 Kasım 2015
KÜRESEL TERÖRÜN (KAFİRLERİN) HEDEF ALDIĞI DİN: İSLAM 24 Kasım 2015
“HAYATI” KUR’AN’LA ŞEKİLLENDİRMEK Mİ? MUHAFAZAKARLIK’ MI? 30 Kasım 2015
“VAHYİN LİDER’LİĞİNE MUHTACIZ”29 Kasım 2015
RABBİMİZİN LAYIK GÖRDÜĞÜ İLE ANILMAK28 Kasım 2015
“SAĞLAM DİN, LAÇKALAŞMIŞ DİN(Lİ)DARLAR”!27 Kasım 2015
“ŞEHADET/ŞEHİDLİK RAST GELE BİR KAVRAM DEĞİLDİR.”26 Kasım 2015
MODERN ÇAĞLARIN ŞİRKİ25 Kasım 2015
KULLUK MU İDEOLOJİ Mİ?24 Kasım 2015
Bir Mühendislik Projesi Olarak Gülenizm24 Kasım 2015
"Dini İbni Arabi ya da Mevlana Üzerinden Öğrenmek"23 Kasım 2015
Atatürk Kur'an'la ve Peygamberle nasıl alay etti! (Belge)11 Kasım 2015
Kur’an’da “Muhacirler” Lafzı05 Kasım 2015
Irkçılık kanserinin ilacı Malcolm X'in mektubunda05 Kasım 2015
KUR’AN VE TOPLUM ARASINDAKİ DUVARLAR !20 Kasım 2015
İNSANLARDA İLGİ ÇEKME HASTALIĞININ NEDENİ…19 Kasım 2015
İNANÇ SÖMÜRÜSÜNDE SON NOKTA…18 Kasım 2015
GENÇLERE TAVSİYELER17 Kasım 2015
TİŞÖRT YAZILARI ve KÜLTÜR YOZLAŞMASI16 Kasım 2015
MODERN MÜSLÜMAN KADIN15 Kasım 2015
MÜSLÜMAN, PARA ve İKTİDAR14 Kasım 2015
BAŞÖRTÜSÜNÜN DESENLERİ: HİCAP, TEVAZÜ ve RIZA13 Kasım 2015
DİN PAZARINDA “TESBİHAT”12 Kasım 2015
SAHİ! BU DİN KİMİN?11 Kasım 2015
SOSYAL MEDYA KÖLELİĞİ10 Kasım 2015
İNSANLARI DÜŞÜNMEYE DAVET EDEN AYETLER09 Kasım 2015
MODA VE KOZMETİĞİN İĞRENÇ YÜZÜ!08 Kasım 2015
HANIMLAR İNTERNETTEKİ RESİMLERİNİZ KÖTÜYE KULLANILIYOR07 Kasım 2015
SALAVAT DİLENCİLERİ06 Kasım 2015
ÇOCUĞUNUZUN RESMİNİ İNTERNETE KOYMAYIN05 Kasım 2015
ŞİFA TANRILARI VE “DİLEK AĞACI”, MÜBAREKLER, TÜRBE, VS04 Kasım 2015

En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen