Ana Sayfa > YORUM-ANALİZ-RÖPORTAJ

SÜNNETİ DOĞRU ANLAMAK
04 Ekim 2016
Sünnet Nedir?
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%

Sünnet Nedir?

Malumdur ki gelenekçi din anlayışında “din” denince akla Kur’an ve Sünnet gelmekte… Sünnet deyince ise akla ilk olarak peygamberin giyimi, kuşamı, sarık, sakal, kullandığı araç gereçler (misvak gibi), yürüyüşü, yatışı, yemesi içmesi (yemeğe tuzla başlamak vb.) davranışları vb. gelmektedir… İnsanlar sünnet olarak dini anlamda sevap kazanmak ya da Allah’ın rızasına muvafık olmak adına sarık sarmakta[1], cübbe vb. kıyafetler giymekte[2], sakal bırakmakta[3], diş fırçası veya macunu kullanmak yerine ellerinde, ağızlarında misvakla gezmekte[4], suyu sağ elleriyle içmeye[5], yemeğe tuzla başlamaya özen göstermekte vb. davranışlarda bulunmaya çalışmaktalar. Hatta bu işi daha da ileri götürenler radikaller peygamberin tavsiye ettiğini ileri sürerek örneğin her türlü hastalıktan şifa için hacamat yapmakta[6], hatta deve sidiği içmekte[7], gözlerine sürme çekmekte, saçlarını uzatmakta ve örmekte[8], ve daha nice şekilsel uygulamaları din adına icra etmekte ve zaman zaman bu uygulamaları çevresindekilere de “din” diye dayatmaktalar…

Oysa gerçekte ne peygamberin giysisi dindir, ne de kullandığı misvak!

 Biraz daha detaylı olarak bakacak olursak; peygamberin kendi toplumunun örfüne göre giyindiğini, kendi zamanının ve şartların elverdiği ölçüde en temiz ve nezih bir şekilde temizlenmeye, ağız-diş temizliğini o zamanki bilinen imkanlarla yapmaya çalıştığını, çöl iklim şartlarından, güneşten ve toz fırtınalarından korunmak için o zamanki müşrik mümin ayırt etmeksizin nerdeyse her erkek gibi başına örtü örttüğünü,  tekstil, terzilik, kuaförlük vb. zanaat dalları günümüzdeki gibi yaygın olmadığından ve diğer bazı sosyo-kültürel sebeplerle temiz tutmaya azami gayret göstermek kaydıyla –mecburen- sık sık tıraş olmadığını ve bu nedenle saç ve sakallarının çoğu zaman –yine o devirdeki hemen her erkek gibi– uzun olduğunu ya da daha rahat bulunabilirliği, kullanışlılığı ve yerel ve kültürel olması hasebiyle tek dikişli, uzun cübbe veya benzeri boydan elbiseler giydiğini, seyahatlerinde deveye bindiğini, ok, mızrak, at vb. araç gereçler kullandığını söyleyebiliriz. Hatta bir adım daha ileri giderek yaşadığı tüm zorlukların yanında tüm bunların peygamberin farkında, umurunda ve gündeminde olmadığını bile söyleyebilirim…

Günümüzde kendilerini sünnet ve peygamber aşığı olarak adlandırıp ona benzemek ve onu taklit etmek adına güya onun gibi giyinip, sarık sarıp, sakal bırakanlar, misvak kullananlar ve bunları çok büyük sevap adı altında dini uygulamalar olarak, hatta “din” olarak başkalarına da dayatanlar var… Bizler “bu sayılanların din ile bir ilgisi yok, bunlar o zamanda peygamberin içinde bulunduğu toplumun sosyo-kültürel şartlarına göre şekillenmiş kültürel şeylerdir”dediğimizde “Öyle şey mi olur? Bunlar peygamberin sünnetidir. O her ne yapmışsa en iyisini yapmıştır” demekteler…

Fakat aynı insanlara “O halde neden peygamberin bindiği gibi şehirlerde sizler de deveye, ata binmiyorsunuz da son model ciplere, Mercedeslere, uçaklara biniyorsunuz; ülke savunmasında kılıç, ok vb. şeyleri yeterli görmüyorsunuz da en gelişmiş silahları kullanıyorsunuz, toprakla, killle, taşla temizlenmek yerine temizlik malzemeleri, deterjanlar kullanıyorsunuz, kağıtlara derilere mektup yazmak yerine tabletler, bilgisayarlar kullanıyorsunuz,  kandiller ya da gazyağı lambaları yerine florasan lambalar kullanıyorsunuz? vb.”  diye sorduğumuzda ise bu kez de özetle “Şimdi zaman değişti… Artık deveye binilir mi?” demekteler…

 Evet, gerçekten de şimdi –mecburi bölgeler ve şartlar dışında- ulaşım için deveye binilmez. Zira gerçek şu ki;  zaten sünnet olan devenin kendisine binmek değil ulaşım için imkanın elverdiği ölçüde zamanının en iyi, en kullanışlı binek aracına binmek ve ondan faydalanmaktır. Zira deve çöl şartlarında ulaşım için kullanılabilecek en kullanışlı araçtı ve o zamanlar karayolu, otobüs, cip ya da uçak yoktu…

Keza; sünnet olan dişine olur olmaz her yerde misvak sokmak değil, ağız ve diş sağlığına azami özen göstermek, bunun için kendi zamanındaki en uygun aracı kullanmaktır. Misvak o zamanlar bunu sağlayacak en kullanışlı araçlardandı. Zira o zamanlar diş fırçası ve diş macunu yoktu… Amaç dişlere misvak sürmek değil, ağız ve diş sağlını korumak olduğundan yapılması gereken bugün bunu sağlayan en iyi araç gereçleri kullanmaktır. Sünnet olan budur.

Keza; Sünnet olan toz ve topraktan korunma amacıyla zaten o zaman o bölgede yaşayan herkesin sosyo-kültürel zorunlu giyim şekli olan başa sarılan örtüyü kutsallaştırmak değil, toplumun örfüne, coğrafyaya ve iklim şartlarına ve ahlaki sınırlara ve insan onuruna yakışır bir şekilde giyinmektir. Zira çölde kutub elbiseleri giyilemeyeceği gibi kültürel olarak japon kimonosu da giyilemez ve giyilmemiştir. Giysi şeklini dinleştirmek bir milletin şeklini dinleştirmektir, Arap milliyetçiliğidir.

Keza; Sünnet olan saç, sakal, bıyık uzatmak, kısaltmak değil elinden geldiğince kendine yakışır bir şekilde temiz ve bakımlı olmaktır. Sünnet olan uzun entari ya da cübbe giymek değil kendi yaşadığı dönemin ve toplumun örfüne, insanlığa, genel ahlaki kaidelere uygun bir şekilde giyinmek, kuşanmaktır. Sünnet olan bundan yaklaşık 1400-1500 sene önceki bilgilerle sınırlı yerel birtakım tıbbi tavsiyelere uymak değil, kendi zamanının en gelişmiş ve en ileri tıbbi şartlarından faydalanmaktır. Sünnet olan peygamberin kılık, kıyafetini; onun saç ve sakalını, su içme şeklini taklit etmek değildir. Asıl sünnet olan onun ahlakıyla ahlaklanmak, onun gibi emin, dürüst, güvenilir, merhametli, şefkatli, sadık, cesur, vefakâr, temiz, eşlerine, kadınlara, insanlara karşı anlayışlı ve şefkatli, sabırlı, metanetli, davasına sadık, izzetli, onurlu ve yalnız Allah’a dayanan bir kul olabilmektir. İşte bizim yapmamız gereken sünnete uyacağım diyerek kutuplarda cübbeyle dolaşmak değil; ahlaken Kur’an ahlakıyla ahlaklanmak yani onun gibi olmaya çalışmaktır…

Taklit bilinçsiz ve amaçsızca yapılan bir eylemdir. Sünneti peygamberi taklit olarak yorumlamak eylemlerinde bilinçsizliği ve amaçsızlığı da beraberinde getirir… Olması gereken biçimci anlayışla ve şekilcilikle körü körüne peygamberi taklit değil; ondaki üstün ahlakı, vefayı, yeryüzünde tek başına kalmasına rağmen tüm zorluklara karşı beşeri iradesini tüm gücüyle doğrudan yana kullanmasını, yaptığı eylemlerindeki akıl ve feraset dolu nihai gayeleri keşifle onun bu yöntemini (sünnetini) günümüzde de cesaretle takib etmektir…

Devam edecek…

——0——————–00——————————–00————————–000—————————00————

[1] Gelenekte sarıklı kılınan namazın diğerlerine nazaran onlarca kat sevab olduğuna dair anlayış hakimdir.

[2] Gelenekte cübbe, yakasız gömlek veya arap fistanlarının islam kıyafeti olduğu anlayışı hakimdir.

[3] Sakalı kesmenin haram olduğuna dair hüküm mevcuttur.

[4] Tarihte misvak kullanmayanlara karşı savaşa dair fetva bile alınmıştır. Oysaki alınması gereken örneklik ağız ve diş sağlığına önem vermek olmalıydı.

[5] Sol elini kullanmak neredeyse şeytana hizmet etmekle ilişkilendirilmiştir…

[6] Malumdur ki peygamber bir Yahudi kasın tarafından zehirlenmiştir. Ve pek dile getirilmese de kaynaklara göre bu zehrin tesirini 3 sene kadar hissetmiş ve neticede be zehrin tesirinin de etkisiyle hastalanarak vefat etmiştir. İşte hz. Peygamber o günkü tıb bilgileri ve imkanları çerçevesinde vücudundan bu zehri atabilmek amacıyla hacamat, kan aldırmayı sık sık yapmıştır. Fakat maalesef onun o günkü şartlarda sınırlı tıb imkanlarıyla yapmış olduğu bu ve benzeri uygulamalar sanki tüm devirlerde tüm dertlere devaymış gibi lanse edilmiştir.

[7] Şifa niyetinde deve sidiği içen hacıların ölmesi çok yakın zamanda vukuu bulan bir hadisedir.

[8] Peygamberin saçını zaman ve zeminin elverdiği, imkanlarının ve kişisel tercihinin izin verdiği ölçüde kestiği de uzattığı da malumdur.

 

 

 

SÜNNETİ DOĞRU ANLAMAK – 2

Resulullahı yanlış tanıdık…

Evet, maalesef o güzide insanı yanlış tanıdık. Bize yanlış tanıttılar. Onu bize tebliğ ettiği içinde şek ve şüphe barındırmayan yegane kaynak olan ve bize doğru, istikametli, aşırılıklardan arınmış, vasat, olması gereken yolu gösteren Kur’an’dan[1] öğrenemedik. İzin vermediler. Siz öğrenemezsiniz dediler. Öğretmediler. Öğrenemedik.

Kendilerini, milliyetlerini tanrılaştırma, kutsallaştırma eğiliminde olanlar bu amaçlarına ulaşmak için insanüstü bir peygamber portresi çizdiler… Daha çok, çoğu ondan yaklaşık 400-500 sene sonra yazılan delail, hasais, şemail[2] gibi hadis kitaplarında çoğu rüyalarda hatta bizzat peygamberi uyanıkken görüp ona danışıldığı söylenerek derlenip yazılan hadislerle[3]  –daha önceki ilk hadis kaynaklarında bile yer almayan pek çok konu her nasılsa bu kadar sene sonra ortaya çıktı- fantastik hayal kahramanlarını aratmayan bir profil türetildi. Zira bir kısım insanlar ona ancak böyle inanabilirdi ya da diğer bir kısmı ancak bu sayede kendilerini beşer üstü gösterebilirlerdi. Bizler onun yolundan gidiyoruz, onun açtığı kapıdan girdik, onun yükseldiği makamlara çıktık, hatta onu da geçtik diyebilirlerdi…

Biz gerçek peygamberi sevemedik, sevdirmediler. Ona hep müşriklerin bakış açısı ile baktık, öyle baktırdılar. Eğer peygamber isen mucizen olmalı, eşyayı-evini- altına çevirmelisin, yerden –hatta parmaklarından- sular fışkırtmalısın vb. ifadelerle onu red etmişti müşrikler[4]. Bunu Kur’an’dan biliyorduk… Bu beşerüstü mucize istekleriyle onu manen ve maddeten ezmiş, üzmüş ve sıkıştırmışlardı. Biz de müşrikler gibi düşündük, öyle olmalı dedik. Öyle ya Peygamber ise olağanüstü şeyler göstermeli, mesela parmaklarından sular fışkırtmalı idi…[5] Oysaki peygamberimiz, o güzide insan kendisinden istenen tüm bu şova, şovenist isteklere karşı üzülerek, şaşırarak, kalbi gönlü sıkılarak, tüm bunları yapamayacağını bilerek “suphanallah, ben beşerden, sizin gibi insandan başka neyim ki?”[6] diyordu, Kur’anda…  Kur’an bize böyle öğretiyordu, böyle anlatıyordu…

Oysa biz direttik, baktık olmadı, onu bir beşer olarak kabul edemedik uydurduk ya da uydurulanlara uyduk. Adeta “Sen bilmezsin senin parmaklarından sular fışkırdı, sen şunu şunu yaptın, sen beşer olur musun hiç? Sen bilmiyorsun” dedik ona… Dedirttiler… Onu Kur’an’dan öğrenemedik. Kur’an’daki resulü kabul edemediler. Edemedik.

Onun Mucizesi Kur’andır.

Kuran’dan yaklaşık 25 yerde risalet hayatının nerdeyse her dönemine rastlayan ayetlerin nüzulü sırasında müşriklerin peygamberden mucize istediklerini ve her defasında bu isteklerin doğrudan red edildiğini öğrenmekteyiz…[7] Kur’an’ın hiçbir yerinde “senden mucize istediler, istiyorlar onların bu isteklerine karşılık sana şu insanüstü mucizeyi verdik ya görmediler mi?” şeklinde mucize isteklerinin kabul edildiğine ve buna karşılık verildiğine dair bir ayet yoktur. Kur’an’a göre Hz. Peygamberin bu anlamda tek mucizesi ona indirilen Kur’an’dır.[8] Hatta öyle ki Allah neden Peygambere mucize verilmediğini de açık açık ayetle bildirmekte bizlere…[9] Fakat bu nasıl olurdu? Olamazdı… Hz. Peygamberi diğer peygamberlerle çıkardığımız yarışta geri mi bırakacaktık. Hrsitiyanlar veya Yahudiler kendi peygamberlerinin mucizelerini ballandıra ballandıra anlatırken bizler geri mi duracaktık? Kur’an’a da inanamadık. Duyduklarımıza da inanamadık. Ne demek yani o sadece bir beşer mi? O da bizim gibi çarşılarda sokaklarda, geziyor, açlık çekiyor, üzülüyor, gülüyor, sıkılıyor öyle mi? Hadi canım öyle peygamber mi olur? O bir mucize göstermeli ya![10] Dediler, bize de dedirttiler…

Kur’an’daki Allah’ın bu açık beyanatına rağmen ona, bine yakın mucize isnat ettiler… Affedin ama peygamber Süpermen olsa ancak bu kadar olurdu, hatta Süpermen bile bu kadar olamaz…

Hadislerde genel anlamda peygamber tasavvuru

Kur’an’ın beşer peygamber tasavvurunun aksine hadisler Onu, bütün yaratılmışların hayat kaynağı evrendeki herşeyin önce var olan evrenin çekirdeği (nur-u muhammedi), güneşten, soğuktan sıcaktan etkilenmez, hatta güneşi durdurur, gölgesi olmaz, dışkısı idrarı –teri- kokmaz yer tarafından hemen yutulur görünmez ve ortaya sadece misk kokusu yayılır, yürürken arkasını da görür, tüm sesleri işitir, taşlar, ağaçlar selam verir, alnında florasan gibi nur taşır, her yönden 40 erkekten daha güçlü, geçmiş gelecek herşeyi tüm gaybı bilir, parmaklarından sular akar, bir tabak yemekle binlerce kişiyi doyurur, bir beddua ile kendisine bir bardak su vermeyen kadını taş eder ya da önünden geçti diye çocuğu felç eder, sütü olmayan hayvanlara eli değince hayvanın sütü nerdeyse daha hiç bitmez, hayvanlarla taşlarla konuşur, tükürüğü hatta bevli (idrarı), kanı her derde devadır içenler hem dertlerinden kurtulur hem de cehennem ateşinden, tüm hastaları iyileştirir, teri misktir, ölüleri diriltir, cesedi ruhu ile birliktedir o asla çürümez vefat ettiği günkü gibi tap taze kokar, diye tanıtır bize, ve biz de öyle tanıdık, bir hayal kahramanını mitolojik bir tasvire hayran olduk ama gerçek peygamberi tanıyamadık maalesef, onu tanıyamadık… Kanaatimce bugün dünyaya gelebilse ve kendi hakkında tüm bu yazılan isnadları okusa idi bize oldukça kızarak ve şaşırarak Kur’an’daki ifade ile “Subhanallah, ben beşerden başka neyim ki?”[11] diyecektir…

Hadis literatüründe ölüleri diriltme, hastaları iyileştirme, Allah’ın sevgilisi olma,  gibi bir kısmı Hristiyanların Şifacı Meish/İsa inancından devşirme mucizelere birer nazire olarak türetilen mucizeler[12]; Onun Âdem’den bu yana hiçbir şekilde hata yapmamış, günahsız ve saf bir sülaleden süzülerek geldiğini iddia eden ve Arap milliyetçiliğine, kabileciliğe vurgu yapan ve Yahudilerin ırksal din anlayışına nazire olarak türetildiği belli olan mucizeler[13], nerdeyse her peygamberin mucizesine bir nazire bir benzer arama ihtiyacından doğarak türetilen mucizeler, tasavvufun geniş hayal gücünden tasavvur edilip gayb aleminde yaşanmış olduğu söylenen akla hayale sığmayan hayali mucizeler gibi daha nice yollarla ve sebeplerle türetilen bine yakın mucize mevcut… Bu nedenle bu temelden beslenen sıradan hiçbir mümine, Kur’an’da bize tanıtılan ve beşerüstü hiçbir harikuladeliği olmayan hz. Peygamberi anlatmak kolay değil, hatta neredeyse imkansız gibi…

Bu hayali tasavvur, adeta gözümüzü kör etti, aklımızı başımızdan aldı, peygamberde bize dair bir örneklik kalmadı ki bize de onu örnek alalım. Öyle ya biz böyle insanüstü bir peygamberi nasıl örnek alabilirdik? Ancak onun gibi giyinmek, saç sakal bırakmak, misvak, tuz kullanmak gibi biçimci taklitçiliğin ötesinde…

Oysa biçim ve şekil temelli taklidin ise hiç kimseye yararı olmaz. Eylemde esas olan gayeliliktir. Bir papağan size övgü ya da küfür ettiğinde onu ciddiye almazsınız. Zira o kendisine ezberletilen anlamsız sesleri taklit emektedir ve anlamdan yoksundur. Sünneti kılık kıyafet ve şekilden ibaret bir taklitçiliğe haps edip Arap milliyetçiliği ve biçimciliğine indirgemek peygamberin büyük ideal, amaç ve gayesine yönelik manevi mücadelesini ve eylemlerindeki ruhu yok etmektir. Bizim almamız gereken örnek peygamberin yürürken adımlarını nasıl attığı değil hangi amacı gerçekleştirmek için nereye yürüdüğüdür, yani gayesidir.

Örneğin; O deveye niçin bindi, misvağı neden kullandı, neden hastalık zamanlarında o gününü şartlarında bildiği en iyi tıbbi tedbirlere başvurdu, neden tek ya da iki parçalı elbise kullandı, neden sürekli başında, ya da yanında bir örtü bulundurdu? (Çünkü çöl fırtınaları vardı ve bu kumların ağzınıza gözünüze girmemesi için ya da güneşten doğrudan etkilenmemek için çölde sürekli yanınızda bir örtü olması şarttır. Bu geniş ve uzunca örtüleri sürekli elde taşımamanın ve aynı zamanda başı da güneşten korumanın en kolay yolu bu örtüyü başa sarmak, dolamaktır. Fakat bu davranışı din haline getirip sarığı dinin olmazsa olmazı gibi gösterip dinin merkezine oturtmak ne derece doğrudur?)

Dünya insanlığını ve kültürel farklılıkları görmezden gelemezsiniz.Örneğin en basitinden kılık kıyafeti esas alırsak; Çinlerin Hanfu’sunu, Japonların kimonosunu, Eskimoların kürklerini, Hindlilerin, Türklerin, İspanyolların o sıcak renkli kıyafetlerini yok sayarak çöl iklimine uygun olarak örtü ve fistandan oluşan ve Araplara has olan milli bir kıyafeti islamla özdeşleştirip, islamı ve dini tek bir kıyafete, tek bir şekle indirgeyemezsiniz. Hz. Peygamber hasbelkader Japonya’da ortaya çıksa idi bugün tüm insanlığa Japon kimonosu giydirmek için mi mücadele verilecekti?Giyinmede gaye insan onuruna yakışır bir tarzda örtünmedir. Bu örtünmenin gayesi ve manası Kuranda “takva elbisesi” olarak çok güzel bir şekilde ifade edilmekte. Tüm kültürler ve insanlar üniforma gibi tek bir şekilde elbise giyemezler, zaten buna gerek de yoktur ama hepsi “takva elbisesini” giyebilir. İşte işin anlam ve ruh yönü de budur.[14]

İşte tüm bu bilgi yığınları altında sıra hiçbir zaman Kur’an’a gelmedi ki onu Kur’an’dan tanıyalım. Biz bize dayatılan Kur’an dışı kaynakların tesiriyle ancak hayallerde var olabilecek insanüstü hayali bir peygamberi tanıdık ve onu sevdik, gerçek peygamberi değil. Bize böylesi sevdirildi. Belki de bu yüzdendir ki peygamber eğer günümüzde gelse idi sahip olduğumuz klasik peygamber tasavvuru anlayışıyla ona ilk düşmanlık edecek olanlar yine bizler olacaktık. Tıpkı bugün peygamberi kafalarında insanüstü bir varlık olarak görenlerin yapacağı gibi… Allah’a çok şükür artık Kur’an’a inanıyor, onun bir beşer peygamber olduğuna iman ediyoruz.

Onu Kur’an’dan tanısaydık daha iyi anlardık. Onu daha iyi anlasak daha iyi örnek alırdık. Daha iyi örnek alsak daha doğru olurduk. Daha doğru olsak dünya daha iyi olurdu.

——–0-000——————–000———————-000————————————000———-

[1] Bakara,2: Bu, bir kitaptır ki onda şüphe yok. Takva sahiplerine yol göstericidir.

[2] Beyhaki‘nin Delail-un-Nubuvve, Kādî İyâz’ın eş-Şifâ-i Şerif, Suyutî’nin el-Hasaisu’l-Kübra-Şamile gibi eserler…

[3] İmam-ı Suyutî’nin bir talebesi olan Şeyh Abdülkadir-i Şazelî demiş: “Ben İmam-ı Celâleddin-i Suyutî’ye sordum, “Efendim, siz kaç defa yakazaten  Resulullah’la buluştunuz?” İmam-ı Suyutî dedi: “Yetmişten fazla…” (Ş.Yusuf Nebhanî, El-Fethü’l-Kebir, 1/7 Mukaddeme)

Şaranî’nin bildirdiğine göre, büyük velilerden İbrahim el-Metbûlî, sık sık Hz. Peygamber (a.s.m)’i rüyada görürdü. Annesi; “Asıl iş odur ki, Onu uyanıkken görebilmektir.” derdi. Daha sonra bu zat Efendimizle uyanıkken görüşmeye ve bazı konuları onunla istişare etmeye başladı. Annesi bu durumu öğrenince “İşte erkeklik budur!” demişti. (Şaranî, et-Tabakatu’l-kübra-şamile, 1/306)

[4] İsra Süresi: 90,91,92,93. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Subhanallah. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”

[5] Beyhâki, diğer bir tarîk ile Enes´ten şöyle rivayet eder: Peygamber (s.a.v.), kûba´ya gitmişti. [2]Kubâ Mescidi´nin yakınındaki evlerin birinden küçük bir kabda su getirilmişti. Peygamberimiz bu su kabının içine ellerini sokmak istedi ise de, eli bu kaba sığmadı. Ancak dört par mağını sokabildi ve baş parmağı dışarıda kaldı… Sonra etrafındakilere hitaben buyurdu ki: “Haydi, gelip su içiniz!” Hepsi gelip ondan su içtiler ve kandılar. Ben gördüm ki, Peygamber Efendimiz´in parmakları ara sından çeşme gibi su fışkınyordu…”



Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer YORUM-ANALİZ-RÖPORTAJ Haberleri

Başlık Tarih
 
İslam yolunun, kralları değil kuralları vardır25 Eylül 2017
BİR TARTIŞMANIN SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ VE KADİM SORU: TARTIŞMAYI KİM KAZANDI? 12 Ağustos 2017
Haccı Protesto Etmek; Allah'ı Protesto Etmektir!24 Haziran 2017
Yetkililerini Rabb edinenler14 Mart 2017
Kur'an'ı anlamanın yolu, onun hükümlerini yaşamaktan geçer13 Mart 2017
"Kutlu doğum" ne zaman?08 Ocak 2017
Yetkililerini Rabb edinenler08 Ocak 2017
Nazar Boncukları (Günümüzün Putları)05 Aralık 2016
Kur’an da Selamlaşma04 Aralık 2016
Türbe Ziyaretleri ve İsteklerin Yerine Gelmesi…03 Aralık 2016
İlah(lar)ımız…02 Aralık 2016
Boş, Lüzumsuz, Anlamsız Sözlerden Yüz Çevirmek…01 Aralık 2016
Türbeperestler…30 Kasım 2016
Farkında Olmadan Şeytanı Dost Edinmek…29 Kasım 2016
Sünneti Doğru Anlamak28 Kasım 2016
İNANDIK, BİTTİ Mİ?28 Kasım 2016
İlahî Kelam O’nu (s.a.v) Anlatıyor21 Kasım 2016
Allah’a Dini Öğretmek mi; Dini Allah’tan Öğrenmek mi?20 Kasım 2016
Muhteşem Bir Ahlak19 Kasım 2016
Ahlak kahramanları03 Kasım 2016
Dini, Hurâfeler Yığını Haline Getirmek, Yozlaştırmak; Tahrif Çabasıdır18 Kasım 2016
Taklit ve Taklitçilik17 Kasım 2016
Bid’at; Anlam ve Mâhiyeti16 Kasım 2016
Çeşitli Hurâfe ve Bâtıl İnanışlara Örnekler15 Kasım 2016
Muska ve Muskacılık14 Kasım 2016
Bazı Yanlış Kabuller13 Kasım 2016
Gaybdan Haber Vermeye Bağlı Hurâfeler12 Kasım 2016
Günlerle İlgili Hurâfeler11 Kasım 2016
Ölüler ve Kabirlerle/Türbelerle İlgili Hurâfeler10 Kasım 2016
Hurâfe-Atalar Dini İlişkisi09 Kasım 2016
Hurâfe; Anlam ve Mâhiyeti08 Kasım 2016
Atalar Kültü07 Kasım 2016
Atalar Kültü; Sosyal Çevre ve Geleneğin Putlaştırılması06 Kasım 2016
Kur'ân-ı Kerim'de Atalar Yolu İle İlgili Âyetler05 Kasım 2016
Atalar Yolu, Her Dönemdeki Câhiliyyenin Temel Dinidir04 Kasım 2016
Atalar Yolu; Anlam ve Mâhiyeti03 Kasım 2016
Yozlaştırılan Din21 Ekim 2016
Hakkın Dini Ile Halkın Dini.....20 Ekim 2016
Allah’ın Dini Mi, Toplumun Dini Mi?19 Ekim 2016
Heykel Karşısında Saygı Duruşu Ve Atalar Dini18 Ekim 2016
Şamanizm'den gelen Türk adetleri17 Ekim 2016
ÖLMÜŞ İNSANLARDAN YARDIM İSTENİR Mİ?13 Ekim 2016
Cennet Satan Şeyhler ve Papazlar12 Ekim 2016
PEYGAMBERİMİZİ DOĞRU ANLAMAK12 Ekim 2016
EYVAH KEŞKE FALANI DOST EDİNMESEYDİM!11 Ekim 2016
KURAN NASIL TERK EDİLİR?10 Ekim 2016
KURAN ALFABESİ Mİ, AHLAKI MI?09 Ekim 2016
TASAVVUFUN İSLAM’A VERDİĞİ ZARARLAR NELERDİR?08 Ekim 2016
TASAVVUF KİTAPLARINDAKİ UYDURMA HADİSLER07 Ekim 2016
ŞEYH MURİDİ KURTARABİLİR Mİ?06 Ekim 2016
TASAVVUF BU MUDUR?05 Ekim 2016
HIRKA-İ ŞERİF HURAFESİ03 Ekim 2016
CEVŞEN HURAFESİ02 Ekim 2016
FİLANIN YÜZÜ-SUYU HÜRMETİNE DİYE DUA EDİLİR Mİ?01 Ekim 2016
TÖVBE ALMA VE GÜNAH ÇIKARMAK00 0000
SALAVAT KAMPANYALARI DÜZENLEMEK DOĞRU MU?30 Eylül 2016
KIL TAPINMACILIĞI29 Eylül 2016
CÂMİLERDEKİ BİD’ATLER VE CÂMİLERİN YENİDEN İHYÂYA İHTİYACI28 Eylül 2016
AĞAÇ TAŞ VB. ŞEYLERDEN MEDET UMMAK!27 Eylül 2016
TÜRBE ZİYARETLERİ VE İSTEKLERİN YERİNE GELMESİ!27 Eylül 2016
ŞİFA TANRILARI VE “DİLEK AĞACI”, MÜBAREKLER, TÜRBE, VS26 Eylül 2016
BİD’AT, HURAFE ve XURAFELER26 Eylül 2016
HZ. MUHAMMED VE KUR’AN YERİNE MEVLÂNÂ VE MESNEVÎ19 Eylül 2016
Yusuf Kaplan’dan ‘Kemalist tehlike’ uyarısı: 15 Temmuz’un 2. ve 3. dalgaları geliyor!19 Eylül 2016
TEKKELİ DARBENİN TEOLOJİK-SİYASİ ZİHİN KODLARI23 Ağustos 2016
Cumhuriyet Aydını/Yarım Porsiyon Aydınlık ve Millî İrade23 Ağustos 2016
MEVLÂNÂ’NIN ALLAH DOSTU BİR EVLİYÂ ZANNEDİLMESİ18 Ağustos 2016
Darbe Bildirisinin İdeolojik Dayanağı Atatürkçülük18 Ağustos 2016
MEVLANA’NIN AYKIRI GÖRÜŞLERİ16 Ağustos 2016
Laik Eğitim Olsaymış Darbe Olmazmış!16 Ağustos 2016
HANGİ MEVLANA, GERÇEK MEVLANA?15 Ağustos 2016
Türkiye’de Din Profesyonel Meczupların Elinde12 Ağustos 2016
MEVLANA’NIN GERÇEK YÜZÜ!12 Ağustos 2016
Ve-l Cematten “The Cemaate” Fetullah Gülen Hareketi12 Ağustos 2016
MEHDİ İNANCININ İSLAM’DA OLMADIĞINA DAİR BİLGİLER11 Ağustos 2016
BİR SÖMÜRÜ NESNESİ OLARAK: MEHDİ VE HZ. İSA KONUSU11 Ağustos 2016
ALLAH TARAFINDAN YAZDIRILDIĞI İDDİA EDİLEN KİTAPLAR!11 Ağustos 2016
Emin Güneş: Artık Bu ülkede Allah'tan başkasının adı yüceltilmemeli, Allah'tan başka büyükler tanınmamalıdır08 Ağustos 2016
Demokrasi dininin vurgusu giderek pekişiyor; Laik, batıcı, Kemalist, ırkçı bir yapı...'08 Ağustos 2016
Siz de uyanın: Kürtler, Aleviler, solcular, tarikatlar...05 Ağustos 2016
Sadece FETÖ'cü Değil, Kemalist Darbecilere de Karşı Çıkmalıyız!02 Ağustos 2016
Neden Batı İslam Dünyasında Darbelere Sempati Duyuyor?02 Ağustos 2016
“Dünya, Halep'e Kör ve Sağır"02 Ağustos 2016
Yusuf Kaplan: Fosilleşmiş, kaskatı, militan bir laiklik ve Kemalizm ideolojisi pompalanıyor01 Ağustos 2016
GENÇLER!! Hangi Fethullah Gülen'in gerçek olduğunu biliyor musunuz?29 Temmuz 2016
KUR'AN'IN HAYATI DİZAYN ETMESİ13 Temmuz 2016
HZ. PEYGAMBER’İN MESAJINI DOĞRU ANLAMAK12 Temmuz 2016
DUANIZ OLMASA12 Temmuz 2016
Kemalist Devrimlerin Maksadı Halkı İslam’dan Koparmaktı11 Temmuz 2016
Namaz kanserden koruyor11 Temmuz 2016
İslam'a en büyük zararı onlar verdi11 Temmuz 2016
Sabetayistler rahatsız, İHH'yı hedefe koyacaklar30 Haziran 2016
Genel Özellikleri ile Ramazan-ı Şerif24 Haziran 2016
Hem Müslüman hem "Tüketim çılgını"(!) 23 Haziran 2016
İhsan Süreyya Sırma: Gençler, Barcelona futbol takımını tanıdığı kadar peygamberini ve onun sahabesini tanımıyor23 Haziran 2016
İslami Şahsiyetin,Etkisizleştirilen Yapıtaşları22 Haziran 2016
RAMAZAN ve MÜSLÜMANLAR…22 Haziran 2016
Dine Karşı Din ve İslam’ın Tahrifi21 Haziran 2016
Ramazan'ın Festivalleştirilmesine Karşı Çıkalım14 Haziran 2016
Dava ve Müslümanların Parayla İmtihanı14 Haziran 2016
Akif Emre: Siyonistlerin yeni haritası Kudüs'ün Yahudileştirilmesi stratejisinin artık resmi olarak ilanıdır14 Haziran 2016
RAMAZAN AYINI KUR'ANİ BİR İNKILABIN BAŞLANGICI KILMALIYIZ10 Haziran 2016
RAMAZAN AYI VE BİR FARKINDALIĞI ŞAHİTLİĞE DÖNÜŞTÜRME ZORUNLULUĞUMUZ10 Haziran 2016
Her Eylem, Bir İbadettir -Bilincini Kuşanmak-10 Haziran 2016
Peygamberimiz ve Gençlik…08 Haziran 2016
Ramazan İbadeti08 Haziran 2016
Ramazanda Bunları Tekrar Hatırlayalım08 Haziran 2016
Ramazan yıllık manevi bakım mevsimdir08 Haziran 2016
Kurşun Yemek Orucu Bozar mı?08 Haziran 2016
Ramazan Niçin Zam Ayı Oldu?06 Haziran 2016
Modern Kadınına Ağır Gelen Rabbani Ölçü: Kocaya İtaat02 Haziran 2016
'Tesettür bir kimliğin dışa vurumudur'02 Haziran 2016
'14 senelik Ak Parti iktidarında ‘Atatürkçülük’ söyleminin azalması umulurdu; ancak bu işin önde gideni oldular!'02 Haziran 2016
TÜRKİYE’DE ATALAR DİNİ (Müslümanlık)27 Mayıs 2016
Ramazanla İmar Olmak24 Mayıs 2016
KÜFRÜN İSLAM'A KARŞI BİRLİĞİ24 Mayıs 2016
DEFİLETÜ’L TİCARET CİNAYETÜ’L TESETTÜR23 Mayıs 2016
19 Mayıs Bayramı”nın Hikâyesi ve Bitmeyen Faşizm20 Mayıs 2016
Çıplaklık18 Mayıs 2016
"Emperyalizm Müslümanları birbirine düşürdü; Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın korunması bir başına Filistinlilere bırakıldı"18 Mayıs 2016
Şenlikoğlu: Renklerde İslam bir renk sınırı getirmemiştir 17 Mayıs 2016
Haksal’dan ‘İsrail’le ortaklık’ yazısı: İran’ı, Hamas’ı, Hizbullah’ı bitiririz, İHH da kuzu kuzu oturur sesini çıkar(a)maz!13 Mayıs 2016
KUR’AN’IN MODEL İNSAN TİPİ: MÜ’MİNLER12 Mayıs 2016
KADİM ŞİRK FELSEFESİ: TASAVVUF10 Mayıs 2016
''Ergenekon yoktu(r)' demek 28 Şubat süreci yaşanmadı-yalandı demekle eş anlamlı olmaz mı?'06 Mayıs 2016
'Türkiye’nin Onayı ile İsrail NATO’da'06 Mayıs 2016
Dersim katliamı emrini Mustafa Kemal mi verdi?06 Mayıs 2016
"Müslüman mıyız, Ehl-i Sünnet mi?"02 Mayıs 2016
'28 Şubat döneminde tutuklanan, zindanlardaki Müslümanları unutmak Gayretullah’a dokunur'02 Mayıs 2016
Laiklik, “tasma”! Özgürlükse, ayartıcı maskesi!29 Nisan 2016
'Resmi bayramlarda eşli danslarla, açık saçık kıyafetlerle çocuklara ahlaksızlık aşılanıyor'29 Nisan 2016
Ali Haydar Haksal: Sanırım ‘paralel’den sonra sıra, çıkar furyasına kapılmayan, derdi ve ideolojisi olan İslamcılarda!28 Nisan 2016
Laiklik: Tartışmak Yasak Benimsemek Mecburi28 Nisan 2016
Peygamberimizin İdrarı Değil İdrakı Şifadır27 Nisan 2016
Müslüman ve laiklik bir arada olur mu? 27 Nisan 2016
İTAAT VE İSYAN YOLUYLA DÜŞÜLEN ŞİRK26 Nisan 2016
“Kutlu Doğum“ Vesilesiyle Peygamberimiz Anlatılacaksa Bu Pasta Kesilerek Değil, Putları Kaldırarak Olmalıdır'25 Nisan 2016
Böyle Buyurdu Kutsal Devlet:Peygamber Kutlaması Bitti,Yerine Atatürk Versek25 Nisan 2016
Ergenekon Çuvalı: Herkes İçeri, Herkes Dışarı!22 Nisan 2016
Akif Emre: Dünya sistemine entegre olmaya razı olanların ahlak ve toplumsal çözülmeden şikâyet etmeye hakları olamaz22 Nisan 2016
Şehadeti'nin 20. Yıl dönümünde Cevher Dudayev'i Rahmetle Anıyoruz..22 Nisan 2016
23 NİSAN HÜZÜN DOLUYOR İNSAN21 Nisan 2016
'Müslümanlar asli bilgilerinden beslenmek yerine, kendilerine empoze edilene itibar ediyorlar'21 Nisan 2016
"Dün ‘Kâbe işgal altında’ diyenler bugün Türkiye ve Suud’un birlikte İslam dünyasını birleştireceğinden söz ediyor"21 Nisan 2016
Cuma Namazı ve Allah’ı Kandırmaya Çalışmak ?22 Nisan 2016
Mü’min’lerin Kur’an da geçen 15 özelliği21 Nisan 2016
Kur’an Müslümanların Hayatlarının Neresinde ?20 Nisan 2016
GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TİPLERİ20 Nisan 2016
YALANLARIMIZ/ALDANIŞIMIZ19 Nisan 2016
Malı Temizleyen ve artıran ibadet ZEKÂT!19 Nisan 2016
Peygambersiz Din Olur Mu?19 Nisan 2016
NEREDESİN VE NEREYE GİDİYORSUN EY MÜSLÜMAN?18 Nisan 2016
SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİM DİNİM BANA15 Nisan 2016
İslam Ordusu uyduruk bir örgüt15 Nisan 2016
Peygamberimizin Kıyafeti mi Karakteri mi?15 Nisan 2016
Halimize bakılırsa önce Vahyin doğumunu kutlamak gerekmez mi?14 Nisan 2016
Bir Oryantalist Daha!!08 Nisan 2016
"Çocukların genetiğiyle oynanıyor" 06 Nisan 2016
Birikim ekseninden adil bölüşüme 05 Nisan 2016
Abdurrahman Arslan: 30 sene önce Müslümanlar siyasal, sosyal ve dini olanı ayrıştırmazdı, şimdi ayrıştırıyorlar05 Nisan 2016
Akın: Diplomanın bu denli kutsandığı bir dönemde, gençlerin Sezai Karakoç, Cemil Meriç gibi isimleri bilmeleri ne mümkün!05 Nisan 2016
Faruk Beşer: Moda ve gösteriş tarzındaki tesettür modernliğin ve dünyevileşmenin bir tezahürüdür01 Nisan 2016
Televizyonlar üzerinden nesil İslam'dan uzaklaştırılıyor29 Mart 2016
Alpat: Tesettür örtüden ibaret değildir25 Mart 2016
Allah Rasulünü Nasıl Sevmeliyiz?23 Mart 2016
Hz.Peygamber’in (sas) Yahudilerle Mücadelesi21 Mart 2016
Yusuf Kaplan: Türkiye'de genç kuşakların İslâm'la ilişkisi sıfırlanmak üzere!21 Mart 2016
Kemalist Mitolojinin Çanakkale’yi İstilası21 Mart 2016
Hz. Peygamber'in Davasında Ashabın Misyonu18 Mart 2016
'Kürtler için izzet İslam'dadır'18 Mart 2016
Kudüs el birliğiyle alınır18 Mart 2016
İslamı Hayata Taşımada Peygamber Örnekliği17 Mart 2016
O’NU TANIYOR MUYUZ?04 Mart 2016
İSLAMI HAYATA TAŞIMADA PEYGAMBER ÖRNEKLİĞİ04 Mart 2016
FAİZDEN UZAK DURUN!02 Mart 2016
'Cezaevlerinde Kardeşlerimiz Var'01 Mart 2016
Culani: “Bu, Allah ve Resulü’nün Bize Vaadidir!” 01 Mart 2016
YALANI HAYATIMIZDAN ÇIKARMAYA NE DERSİNİZ?29 Şubat 2016
DÜNYA HAYATI BİR İMTİHAN YERİDİR!26 Şubat 2016
'Müslüman laik olmaz, olmak zorunda bırakılamaz'23 Şubat 2016
Ümmeti Kuşatan Fitne Ateşine Düşmeyelim!16 Şubat 2016
Hayatını imanına şahit kılan bir şehid: Hasan el Benna... 15 Şubat 2016
Bayır Bucak bir Kobani olamadı14 Şubat 2016
Obama’nın Temsilcisinin Ardından Gülen Medyası da Kobani’de!08 Şubat 2016
Kur’ân’ın Anlattığı Peygamber05 Şubat 2016
Peygamberimizi Sevmek04 Şubat 2016
CENNET İKRAMI03 Şubat 2016
NAMAZ KILMAMAK - BİR KÖTÜLÜK DEĞİL, BİN KÖTÜLÜKTÜR !02 Şubat 2016
NAMAZA KOŞMAK01 Şubat 2016
SAHABE'NİN NAMAZI29 Ocak 2016
İman Sıdk, Küfür Yalandır!29 Ocak 2016
Flash İddia!! Gaffar Okan’ın ‘İşkence’ Mağdurları Anlatıyor29 Ocak 2016
NAMAZ KILMAYI SEVİYOR MUYUZ?28 Ocak 2016
'İslamofobiyi üretenler ikinci aşamaya geçmek istiyor' 28 Ocak 2016
ANNE - BABA VE NAMAZ26 Ocak 2016
PKK itirafçısı: Örgütün birinci misyonu İslam'ı yok etmek26 Ocak 2016
NAMAZ İÇİN AĞLANIR MI?25 Ocak 2016
Nusra 'Terör Örgütü' mü?25 Ocak 2016
NAMAZ ANNE KUCAĞIDIR22 Ocak 2016
NAMAZ BİR TEVHİD EYLEMİDİR21 Ocak 2016
Şenlikoğlu: Kadını pavyon kadınına dönüştürüyorlar 21 Ocak 2016
Başörtülüler "Hem örtülüyüm hem modernim" imajı oluşturmaya çalışıyor11 Ocak 2016
Bir tarafta gökdelenlerin yükseldiği, diğer tarafta açlığın olduğu bir sistemin ebediyen sürmesi mümkün değil11 Ocak 2016
"Laikçiler Atakta"11 Ocak 2016
Mezhep ateşinin fitilini Rand Corporation yaktı07 Ocak 2016
Silah satmak için mezhep savaşı!06 Ocak 2016
Mezhep Çatışması Filmini Daha Önce Görmedik mi?06 Ocak 2016
Özyönetim Değil, Kürt Halkına Boyun Eğdirmek İstiyorlar28 Aralık 2015
Islahatçı Bir Kur'an Şairi Olarak Mehmet Akif Ersoy28 Aralık 2015
'Mehmet Akif'e Müslüman olduğu için değer vermediler'28 Aralık 2015
"ODTÜ Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği"27 Aralık 2015
"Ümmet Şuuru Nerede Kaldı?"27 Aralık 2015
Menemen’in Yalan Tarihi ve Şeyh Esad Erbili24 Aralık 2015
Selvi: PKK'ya verilen yeni görev...21 Aralık 2015
Esed'e Razı, İsrail'e Mecbur Edebilirler mi?21 Aralık 2015
"Rusya'nın Selameti, Putin'in Zaferi İçin Okunan Hutbeler"14 Aralık 2015
Ey 'Hendeklerden ve Barikatlardan Bildiren' Adam!04 Aralık 2015
PKK Artık Deşifre Olmuştur…03 Aralık 2015
HDP Pişkinliği ya da Hırsızın Hiç mi Suçu Yok?01 Aralık 2015
Ulustan Ümmet’e Yürüyebilmek…25 Kasım 2015
KÜRESEL TERÖRÜN (KAFİRLERİN) HEDEF ALDIĞI DİN: İSLAM 24 Kasım 2015
“HAYATI” KUR’AN’LA ŞEKİLLENDİRMEK Mİ? MUHAFAZAKARLIK’ MI? 30 Kasım 2015
“VAHYİN LİDER’LİĞİNE MUHTACIZ”29 Kasım 2015
RABBİMİZİN LAYIK GÖRDÜĞÜ İLE ANILMAK28 Kasım 2015
“SAĞLAM DİN, LAÇKALAŞMIŞ DİN(Lİ)DARLAR”!27 Kasım 2015
“ŞEHADET/ŞEHİDLİK RAST GELE BİR KAVRAM DEĞİLDİR.”26 Kasım 2015
MODERN ÇAĞLARIN ŞİRKİ25 Kasım 2015
KULLUK MU İDEOLOJİ Mİ?24 Kasım 2015
Bir Mühendislik Projesi Olarak Gülenizm24 Kasım 2015
"Dini İbni Arabi ya da Mevlana Üzerinden Öğrenmek"23 Kasım 2015
Atatürk Kur'an'la ve Peygamberle nasıl alay etti! (Belge)11 Kasım 2015
Kur’an’da “Muhacirler” Lafzı05 Kasım 2015
Irkçılık kanserinin ilacı Malcolm X'in mektubunda05 Kasım 2015
KUR’AN VE TOPLUM ARASINDAKİ DUVARLAR !20 Kasım 2015
İNSANLARDA İLGİ ÇEKME HASTALIĞININ NEDENİ…19 Kasım 2015
İNANÇ SÖMÜRÜSÜNDE SON NOKTA…18 Kasım 2015
GENÇLERE TAVSİYELER17 Kasım 2015
TİŞÖRT YAZILARI ve KÜLTÜR YOZLAŞMASI16 Kasım 2015
MODERN MÜSLÜMAN KADIN15 Kasım 2015
MÜSLÜMAN, PARA ve İKTİDAR14 Kasım 2015
BAŞÖRTÜSÜNÜN DESENLERİ: HİCAP, TEVAZÜ ve RIZA13 Kasım 2015
DİN PAZARINDA “TESBİHAT”12 Kasım 2015
SAHİ! BU DİN KİMİN?11 Kasım 2015
SOSYAL MEDYA KÖLELİĞİ10 Kasım 2015
İNSANLARI DÜŞÜNMEYE DAVET EDEN AYETLER09 Kasım 2015
MODA VE KOZMETİĞİN İĞRENÇ YÜZÜ!08 Kasım 2015
HANIMLAR İNTERNETTEKİ RESİMLERİNİZ KÖTÜYE KULLANILIYOR07 Kasım 2015
SALAVAT DİLENCİLERİ06 Kasım 2015
ÇOCUĞUNUZUN RESMİNİ İNTERNETE KOYMAYIN05 Kasım 2015
ŞİFA TANRILARI VE “DİLEK AĞACI”, MÜBAREKLER, TÜRBE, VS04 Kasım 2015

En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH