Ana Sayfa > BİLİM-TEKNOLOJİ

KÂİNATTAKİ İLÂHÎ SIR VE HİKMETLERİ NASIL ANLARIZ?
26 Ağustos 2014
Kâinat kitabında sergilenen ilâhî sır ve hikmetleri kâmil mânâda okuyabilmek için, hangi hususta derinleşmek lâzımdır?
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%

Kâinat, sonsuz ilâhî güzelliklerin menbaından taşan tecellîler sergisidir. İnsan denilen muammâ da, ilâhî neşve ve güzelliklerin kâmil bir tecellîsidir. Gören gözler, duyan kalpler, yeryüzünde ilâhî azamet ve kudret akışlarından başka bir şey duymaz ve görmezler. İnsanı, bu yüksek kalbî kıvâma ulaştıracak olan en büyük vâsıta ise, tefekkürdür.

HER İNSANDA TEFEKKÜR KÂBİLİYETİ VAR MIDIR?

Zira Hakk’ın azametini tefekkür, hakîkate ulaşmanın yegâne vâsıtası, tâbiri câizse şah damarıdır. Nitekim Cenâb-ı Hak, bütün mahlûkâta kendi ihtiyâcına göre bir tefekkür kâbiliyeti ihsân etmiştir. İnsanların ve cinlerin dışındaki mahlûkâtın tefekkür kâbiliyetleri, basit bir şekilde hayatlarını sürdürmeye kâfî gelen “sevk-i tabiî”ler hâlindedir. Yavrusuna muhabbetle besleyip büyütmek ve kendisini tehlikelerden muhâfaza etmek gibi.

İnsana ise tefekkür, azamet-i ilâhiyyeyi ve kâinattaki ilâhî kudret tecellîlerini düşünerek vuslata, yani mârifetullâha ulaşabilmek ve bu irfan ufku içerisinde sâlih ameller işlemek için lutfedilmiştir. Bu sebeple insanın tefekkür deryâsında derinleşmesi zarûrîdir. İnsanın kâinâta ibret nazarıyla bakması ise tefekkürde derinleşmek için atılacak ilk adımdır.

İnsanoğluna hidâyet haritası olarak lûtfedilen Kur’ân-ı Kerîm de, ilk âyetinden son âyetine kadar bizlere tefekkür tâlîmi yaptırmaktadır. Zira, Kur’ân-ı Kerîm’de Allâh’ın nîmetleri sayıldıktan sonra, insanlara defalarca; “Ey bakış, görüş (idrak) sahipleri!..”( Âl-i İmrân, 13; en-Nûr, 44; el-Haşr, 2…) diye hitâb edilmiş olması, yine pek çok âyet-i kerîmede; “Hiç düşünmez misiniz? Akletmezler mi? İdrâk etmezler mi?”( el-Bakara, 219, 266; en-Nisâ, 82, el-Enâm, 50; Yâsin, 68; Muhammed, 24…) buyrulması, insanoğlunun kâinâtı boş ve kavrayışsız bir nazarla değil; hikmeti idrâk edecek bir basîretle müşâhede etmesi gerektiğinin bir ifâdesidir.

ŞAFAK VAKTİ ETRAFINA BİR BAK

İnsan, şafak vakti başını kaldırıp, doğan güneşe doğru ibret nazarıyla şöyle bir bakmalı ve ufukta çizilen rengârenk ve çeşit çeşit tabloları görmeye çalışmalıdır. Bir ressamın, her an sürekli bir değişim içinde olan bu kâinâtın bir ânını resmettiği tablosu karşısında hayran kalan bizler, kâinâtın ilâhî sanatkârının her an ayrı ayrı çizdiği şâheser tablolar karşısında nasıl bîgâne ve duyarsız kalabiliriz?

Yine bir lâleye, bir menekşeye bakın! Bu renkleri acaba kara toprağın neresinden bulup da çıkarırlar? Ya o kırmızı karanfil?..

Güneşin ışığında oynaşan çiçeklerin mavisi, pembesi, onların gönül açan tebessümleri ve rûhu okşayan güzel kokuları… Ve saymakla bitmeyecek diğer güzellikler… Duygu derinliğine sahip bir kalp için, her yer harikalar sergisi…

Bir çiçeğin tebessümüne, arı ve kelebeğin raksına, pervanenin yanışına, bülbülün feryâdına, bir de dönüp kendimize bakalım!

Bunun gibi kâinâtı dolduran sayısız güzellikler, güzeller güzeli Rabbimizin cemâlinin hüsnünden sızan bir akis pırıltısından ibaret değil midir?

Öyle ki bazen bir ağacın, bazen bir ceylânın, bazen bir kuşun ve bazen şu kara toprağın bize hâl lisânıyla söylediklerini sayfalar dolusu kitaplar anlatamaz. Kâinâtın hâl lisânına âşinâ olan gönüller ise, bambaşka bir güzelliğe nâil olurlar.

GECE BİZE NEYİ ANIMSATIYOR? 

Meselâ şafak sökerken, ışıklarıyla eşyayı aydınlatan güneş, başlayan yeni günün selâmını getirerek, bizlere âdeta; “–Uyan!” demekte ve şöyle bir muhâsebe ve tefekkür iklimine sokmaktadır:

–Bak, sana bu sabah da hayat defterinden yepyeni ve tertemiz bir sayfa hediye edildi. Kıyâmette önüne konacak bu sayfayı nasıl dolduracaksın? «Oku kitabını, bugün sana hesap sorucu olarak nefsin kâfîdir!» (elİsrâ, 14) denileceği o dehşetli gün için, bugün ne hazırlamayı düşünüyorsun?

Akşam olup, gökyüzü önce kızıla, sonra dalga dalga siyaha boyandığında ise, gece hâl lisânıyla insana:

–Bir günün daha geçti. Ölüme bir adım daha yaklaştın. Artık âh u figân etmek boşuna. Ne kadar gayret edersen et, geçen bir saniyeyi bile geri getiremezsin. Şimdi sen de ölümün kardeşi olan uykunun kollarına kendini teslim edeceksin. Ne yapmalıydın, ne yaptın? Yaptıklarını ve yapmadıklarını önüne koy ve düşün!.. Belki bir daha sabahın ışıklarını göremeyeceksin!..” demektedir.

TEFEKKÜRDE DERİNLEŞMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

İşte insanın, kâinat kitabında sergilenen ilâhî sır ve hikmetleri kâmil mânâda okuyabilmesi için, kalbine seviye kazandırması bu vesîleyle tefekkür ummânında derinleşmesi lâzımdır. Nitekim tefekkürde derinleşildiği ölçüde, Ziyâ Paşa’nın dediği gibi, bu âlem kişiye bir ibret ve hikmetler meşheri olur:

Bin ders-i maârif okunur her varakında,

Yâ Rab ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem.

Bu kâinât kitabının her bir yaprağında mârifet ilminin binlerce dersi okunur. Yâ Rabbî! Şu kâinât mektebi, tefekkür deryasına dalarak ibretler almak için ne güzel bir mekteptir.

TEFEKKÜRE YÖNELEN RUHLAR MUTLAKA ALLAH’I BULURLAR

Kâinâta bu şekilde tefekkür ve tahassüsle yönelen ruhlar, neticede hakîkî ve mutlak varlık olarak Allâh’ı bulurlar.

Bu sebeple, hârikalar diyârı olan bu âlemde tefekkürden uzak kalarak ilâhî hakîkatleri kavrayamayan bir kalbin vay hâline!

Güllerin, ağaçların, kurdun-kuşun hâl lisânından gâfil kalmak; denizlerde, dağlarda, semâvatta sergilenen nice kudret nakışlarının beyânından anlamamak, ancak kalp gözünün körlüğündendir.

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şu beyânı, Cenâb-ı Hakk’ın tefekküre vermiş olduğu değeri göstermesi bakımından ne kadar mânidardır:

Rabbim bana susma hâlimin tefekkür olmasını emretti, (ben de size tavsiye ederim.)”(İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, XVI, 252,
hadis no: 5838.)

İNSAN DÜNYADA KULLUĞU DIŞINDA BİR HİÇTEN İBARETTİR

Nitekim Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in Hirâ’daki uzlet ve inzivâsından ve daha sonraki dönemlerde de muntazam olarak îfâ ettiği îtikâflarından anlıyoruz ki, bir müslüman ne kadar ibâdet ederse etsin, zaman zaman uzlete çekilerek nefis muhâsebesi yapmalı ve kâinattaki ilâhî kudret akışlarını tefekkür ederek kemâle ermeye çalışmalıdır. İnsanlara rehber olacak kimseler ise, bu tefekkür, tahassüs ve muhâsebeye daha çok muhtaçtırlar.

Velhâsıl tefekkürde derinleşen gönüller idrâk eder ki, ilâhî saltanat karşısında bu dünya, fezâda yüzen trilyonlarca tozdan sadece bir tanesidir. Dağlar, ovalar, okyanuslar ve insan da bu tozun içerisindedir. İşte bu acziyetiyle insan, kulluğu dışında sadece bir “hiç”ten ibârettir!

Kişiye düşen, bu hiçlik içerisinde tefekkürle yoğrulmak;

Nefsini tanıyan, Rabbini tanır!” hakîkatinde derinleşmek ve Cenâb-ı Hakk’a olan kulluğa devam ederek âhirette “ne güzel bir kul” pâyesine lâyık olabilmektir. Hak âşığı Yûnus Emre ne güzel söyler:

İlim, ilim bilmektir,

İlim, kendin bilmektir.

Rabbimiz, cümlemize rahmet ve mağfiretiyle muâmele buyursun. İlâhî azamet, sanat ve kudret akışlarını, âdeta bir müze gibi sergilediği şu kâinâtın sır ve hikmet deryalarından sonsuzluk incileri dermeye hepimizi muvaffak kılsın…

Âmîn…

KAYNAK: Osman Nuri TOPBAŞ, 40 Soru 40 Cevap, Erkam Yayınları, 2011, İstanbul



Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer BİLİM-TEKNOLOJİ Haberleri

Başlık Tarih
 
Alaska'da aynı anda hem gece hem de gündüz (Tefekkür)23 Mayıs 2016
Facebook'ta Çocuklara Büyük Tuzak!19 Nisan 2016
Daha önce hiç duymadığınız 10 ilginç bilgi08 Mart 2016
Ekmekte zehirli madde saptandı08 Mart 2016
Adını 'Casper' koydular07 Mart 2016
'İklim değişikliği yüz binlerce kişiyi öldürecek'04 Mart 2016
Ürküten rapor: 2050'de 500 binden fazla insan ölebilir04 Mart 2016
25 milyon kişinin kredi ve kredi kartı borcu var: Batık kredi 47 milyar!02 Şubat 2016
Bilim dünyasını şaşırtan 'en büyük keşif'28 Ocak 2016
SubhanAllah! Kainat'ı birde böyle izleyin (Tefekkürlük)10 Ocak 2016
Akıllı telefon ve tablet kullananlar tehlikede!15 Aralık 2015
SELİMİYE CAMİİ’NİN MİMARİSİNDEKİ 7 MÜTHİŞ SIR10 Ağustos 2015
Sanal Alem Tehlikesi04 Ağustos 2015
İzinsiz reklam SMS'leri ve mail şikayet adresi23 Temmuz 2015
Müslümanları Sosyal Medyada bekleyen tehlike23 Temmuz 2015
Hz. Peygamber dönemine ait Kur'an bulundu06 Nisan 2015
Facebook, Twitter'ı boşverin asıl takipçimiz Allah!09 Mart 2015
Televizyon27 Şubat 2015
Cep Telefonları Pil Tüketimine Bakılarak İzlenebiliyor24 Şubat 2015
NSA Bilgisayarlara Casus Yazılım Gizledi19 Şubat 2015
BURSA YEŞİL CAMİİ’NDE DEPREM ETKİSİ TERAZİYLE ÖLÇÜLÜYOR 18 Aralık 2014
Sosyal medyada kendinizi nasıl korursunuz?12 Aralık 2014
Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı Artıyor10 Kasım 2014
Milyon Yılda Bir Görülen Gök Olayı 22 Ekim 2014
Kamuda artık Microsoft yerine Pardus kullanılacak19 Eylül 2014
DÜNYÂYA İBRET GÖZÜYLE NASIL BAKABİLİRİZ? 25 Ağustos 2014
“BAŞINI KALDIR DA SEMÂYA İBRETLE BİR BAK!” 13 Ağustos 2014
İNSANIN ANATOMİK YAPISINDAKİ İLÂHÎ SANAT 13 Ağustos 2014
GÖKLERDEN HAYAT YAĞIYOR 08 Ağustos 2014
12-18 yaş arası internet bağımlısı08 Ağustos 2014
ŞÜPHESİZ Kİ BU HABERDE AKLINI KULLANANLAR İÇİN İBRETLER VAR! 26 Haziran 2014
Telefonunuz kapalı olduğu halde kontrol edilebiliyor09 Haziran 2014
Tayland'da kablosuz elektrik devri başlıyor10 Mayıs 2014
43 Saniyede Ateizmin Çöküşü (VİDEO)24 Şubat 2014
Akıllı Telefonlar Takip Altında28 Ocak 2014
Akıllı TV izlerken izleniyor olabilirsiniz!07 Ocak 2014
Su, artık bir salisede kaynayacak!17 Aralık 2013
İletişim Çağı mı Teknolojik Felaket mi?27 Kasım 2013
'Dünya gibi 8.8 milyar gezegen var'07 Kasım 2013
Biyolojik çarkları olan tek böcek şaşırtıyor 26 Eylül 2013
Kayıp kimlik kabusu bitiyor22 Eylül 2013
İlk 'pembe' gezegen keşfedildi09 Ağustos 2013
Ay, Dünya’ya Hiç Bu Kadar Yakın Olmamıştı!24 Haziran 2013
'Güneş ışığı kalp krizini önlüyor'04 Haziran 2013
Yıldızların patlaması31 Mayıs 2013
Bitki Üç Kat Daha Fazla Büyüdü23 Mayıs 2013
Güneş'te yılın en şiddetli patlaması 16 Mayıs 2013
Halkalı güneş tutulması yaşandı13 Mayıs 2013
Namaz, Alzheimer Hastalığına Şifa11 Mayıs 2013
3 boyutlu yazıcı nedir? Ne işe yarar?28 Nisan 2013
Yıldızlar...25 Nisan 2013
Geleceğin Enerjisine Yerli Adım25 Nisan 2013

En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH