Ana Sayfa > YORUM-ANALİZ-RÖPORTAJ

BİD’AT, HURAFE ve XURAFELER
26 Eylül 2016
“Her bid’at bir hurafe ve her hurafe bir xurafedir.”
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%

(Din adına uydurulan her şey bir saptırma, her saptırma ise dini bozan ve zehirleyen bir felakettir.)

Sözlük anlamıyla bid’at: Yeni ortaya konulan her şeydir. Kalıp olarak bid’at: Tür mastarı (mastar bina-i nevi) dir. Manası: uydurulan bir çeşit yaşam ve anlayış demektir. Şer-i ıstılahta ise bid’at: Din ikmal olduktan sonra, İslam şeriatında aslı olmayıp da din ve dindarlık adına uydurulan her şeydir. Fakat İslam şeriatında aslı bulunan bir icat lügat anlamıyla bid’at kabul edilse de şer-i anlamda asla bid’at değildir.

Siyasi, ibâdî, ahlâkî, akidevi ve kültürel olarak din adına uydurulan bazı şeyler vardır ki dindenmiş gibi görünürler fakat temelde İslam ile çatışan çok tehlikeli birer bid’attirler.

İslam’ın Ruhu ile tanışmadan, özü ile kaynaşmadan, Kur’an ile buluşmadan, sünnet ile bütünleşmeden ve İslam’ın temel öğretilerini, mantık ve felsefesini kavramadan bubid’atleri hakkıyla görmek ve seçmek imkânsızdır. Zaten bunlardan habersiz olan bir insanın “bu bid’attir, şu bid’attir”  önermelerini kurması kadar abes bir şey yoktur. Özü itibariyle asri saadette var olan ancak şekli itibariyle olmayan birçok gelişmeye bidat deyip bir kaşık suda yüzen birçok insan bulunmaktadır. Yine o dönemde kendisi olup adı olmayan ve bu dönemde de adı olup da kendisi olmayan tasavvuf gibi gerçekler bulunmaktadır.

Çıkan her yeni şey kaçınılması ve uzak durulması gereken kötü bir bid’at olmadığı gibi savunulması ve imtisal edilmesi gereken İslami bir değerde değildir.  Allah Resulü  (sav) bir hadîs-i şerifte şöyle buyurmaktadır:

 “İslam’da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kimde İslam’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayrılır. Fakat onların günahından hiçbir şey noksanlaşmaz.” (Müslim, Zekât 69)

Bu hadis-i şerif  “Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez”(Necm,38)  ayetiyle çelişen bir hadis değildir. Çünkü her kes kendi yaptığının cezasını çekmektedir başkasının değil. Burada ifade edilmek istenen şey, Kimse kimsenin cezasını çekip onu suçsuz ve cezasız yapamaz, arındırıp, temizleyemez. Veya ben onun yerine cezalandırıldım, o artık temizlendi, cezalandırılamaz. Ve yahut falanca şahıs benim yerime cezalandırıldı, ben artık cezalandırılamam diyemez. Hadis-i şerifin “Fakat onların günahlarından da hiçbir şey noksanlaşmaz” bölümü bu hakikati ifade etmektedir. Aynı durum iyiler ve iyilikler için de söz konusudur. Bu durumu çok açık bir şekilde ifade bir hadis-i şerif nakletmek istiyoruz.

“Kıyamet gününde hasreti en şiddetli olan o adamdır ki Allah ona dünyada ilim arama imkânı verdiği halde aramaz. Birde o adamdır ki ilim öğretir, ondan dinleyenler  (amel edip) istifade ederlerde kendisi istifade etmez. (MuhtarulEhadis H.No:170)

Başka bir hadisi şerifte ise şöyle buyurmaktadır: “İnsanlara hayrı öğretip de kendini unutan âlim, insanları aydınlatıp da kendini yakan çıraya benzer.” (Muhtarul-Ehadis H.No:1099 Ayrıca bak: Tirmizi, Ebvabul-İlim H.No:2677)  Kur’an’ı kerimde ise bu durum şöyle ifade edilmektedir: “(Ey bilginler!) sizler kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?” ( Bakara,44)  “Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” ( Cuma,5)

Yüce Allah (cc) Nisa suresi 85.Ayet-i Kerime’de şöyle buyuruyor:

“Kim iyi bir işe aracılık ederse onunda o işten bir nasibi olur. Kimde kötü bir işe aracılık ederse onunda ondan bir payı olur…”

Hz.Aişe’den gelen bir rivayet şöyledir:

“Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir şey ortaya çıkarırsa o şey kabul edilmez.”

(Buhari, Büyü, 3/24; Müslim, Akdiye, 3/2343; Ebu Davud, Sünnet, 4/280)

Bu hadis din adına uydurulan şeylerden bahsetmektedir. Din ile alakası olmayan bir şeyi dindenmiş gibi lanse ettirmek ve dini görüntü vermek bid’atin ta kendisidir.

Şimdi okuduğum zaman bazı tarikatlarda küçük küçük taşlarla virt çekenlerin, hatme yapanların durumunu bana hatırlatan bir hadis-i şerifi değerli okuyuculara arz etmek istiyorum.

Ebu Musa el-Eş ’arî (r.a) anlatıyor:

– “Günün birinde Abdullah ibn-i Mesud’un (r.a) yanına uğradım ve kendisine dedim ki:

-“Ey EbaAbdirrahman! Biraz önce uğradığım bir mescitte çok yadırgadığım bir durum gördüm.” O da bana:

– “Hayırdır, ne gördün?” dedi. Bende ona:

-Yaşayacak olursan biraz sonra sende göreceksin,” dedim ve kendisine gördüklerimi şöyle anlattım:

– “Az önce mescitte halkalar halinde oturup namaz bekleyen bir topluluk gördüm. Her halkada bir yönetici ve halkada bulunan kişilerin ellerinde de çakıl taşları bulunmaktaydı. Halkanın başındaki yönetici onlara şöyle komutlar ve talimatlar veriyordu:

– “Yüz kere Allahu Ekber deyin!” onlarda yüz defa “ Allahu Ekber” diyorlardı.

-“Yüz kere Lailahe illallah deyin!” onlarda yüz kere “Lailaheillallah” diyorlardı.

-“Yüz kere Subhanallah deyin!” onlarda yüz kere “Subhanallah” diyorlardı, dedim. İbniMes’ud bana:

-“Peki, sen onlara ne dedin?” diye sorunca bende:

-“Senin görüşünü beklediğim için onlara bir şey demedim,” dedim. İbn-i Mes’ud buyurdu ki:

-“Onlara kendi kötülüklerini sayıp hesap etmelerini ve böylece yaptıklarının kendilerinden hiçbir şey eksiltmeyeceği konusunda garanti verseydin ya,” dedi. Sonra kalkıp mescide geldik. İbn-i Mes’ud o halkalardan birisinin başında durup şöyle seslendi:

-“Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? ”dediler ki:

-“Ey EbaAbdirrahman! Bunlar çakıl taşları. Allah-u Ekber, Lailahe illallah, Subhanallah deyişlerimizi sayıyoruz. Bunun üzerine İbn-i Mes’ud onlara:

-“Yazıklar olsun size ey ümmet-i Muhammed! Rasulullah’ın ashabı hala fazlasıyla içinizde iken sizler ne çabuk helak oldunuz? İşte Rasulullah’ın elbiseleri henüz eskimemiş! İçinden yemek yediği kaplar henüz kırılmamış! Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler ya Muhammed’in (sav) dininden daha doğru bir din üzerindesiniz veya kesinlikle dinde bir sapıklık kapısını açmaktasınız,” deyince, onlar:

-“Vallahi Ey Ebu Abdirrahman! Biz bu yaptıklarımızla hayırdan başka hiçbir şey kastetmemiştik” dediler o da onlara:

-“Hayrı elde etmek isteyen nice insanlar vardır ki, onu hiçbir zaman elde edemeyeceklerdir. Zira din Allah Resulü ’nün ortaya koyduğu dindir. Kimsenin onda olmayan bir şeyi çıkarmaya hakkı yoktur. Sizler bid’atçilerin ta kendilerisiniz!” diyerek tepkisini dile getirmiştir.

Bu hadisi rivayet eden şahıs (Amr bin seleme) diyor ki: “Vallahi bu halkalardaki bid’atçilerin hepsini Nehrevan savaşında Haricilerle beraber bize karşı savaşırken gördüm.”   (Sünen-i Darimi,1/281)  Allah’a yemin olsun ki bütün bid’atçıların varacağı nokta burasıdır. Bu gün İslam dünyasında yaşanan kargaşaların temelin de dindarlık adı altında bu tür dinsizlikler yatmaktadır.

Başka bir hadiseyi Abdullah ibn-i Abbas anlatıyor:

“Bir gün Allah Resulü  (sav) ashabıyla beraber otururken, yakıcı güneşin altında ayakta duran bir adam gördü. “Bu adam ne yapıyor böyle? ”diyerek etrafındakilere sorunca, dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Bu adam Ebu İsrail adında bir şahıstır. Dindarlık olsun diye oturmamayı, gölgelenmemeyi, konuşmamayı ve oruç tutmayı kendisine nezir etmiştir”  Bunun üzerine Allah Resulü:

“Söyleyin ona, konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu devam ettirsin.”  (Buhari, Eyman, H.NO:6704)

Bu ve buna benzer hadiselerle karşılaştıktan sonra Allah’u Teâlâ’nın Şura suresi 21. Ayetteki buyruğunu daha iyi anlıyoruz:  “Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhâl aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır.”Maazallah

Allah Resulü  (sav)’in din adına uydurulmaya çalışılan bir bid’atin önüne nasıl geçtiğini Enes b. Malik bize rivayet ediyor: “Allah Resulü  (sav)’nün evine üç kişi gelip Resulullah’ın hanımlarına ibadetleriyle ilgili soru sordular. Allah Resulü  ’nün hanımları kendilerine peygamberin (sav) ibadetini anlatıp sorularını cevaplayınca, Allah Resulü ’ nün ibadetini adeta azımsayıp kendilerine şöyle dediler: “Biz Resulullah ile bir miyiz? Kaldı ki onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmıştır. Onlardan biri şöyle dedi: “Artık bundan sonra ben geceleri sürekli namaz kılacağım”. Bir diğeri şöyle dedi: “Ben de ömür boyu oruç tutacağım ve hiç iftar etmeyeceğim”. Bir başkası ise: “Artık bundan sonra kadınlardan uzaklaşacak ve hiç evlenmeyeceğim” dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav) yanlarına gelip şöyle buyurdu: “Size gelince: ‘Şöyle şöyle konuşanlar siz misiniz’? Allah’a yemin ederim ki içinizde Allah’tan en çok korkan ve takva sahibi olanınız benim.  Fakat buna rağmen oruç tuttuğum gibi tutmadığımda oluyor. Hem namaz kılar hem de uyurum, dinlenirim. Aynı zamanda kadınlarla da evleniyorum. Bu söylediklerime rağmen kim benim sünnetimden yüz çevirirse o benden değildir.” (Buhari, Müslim) Diyerek dindarlık adına oluşacak olan bir bid’at’ın önüne geçmiştir.

İşte bid’at böyle bir şeydir ve tarih boyunca da başlangıç safhasında varlığını bu şekilde ortaya koymuştur. Bu ibda’, tahrîf ve taxrif girişimlerine karşı tevhid, tecdit ve tashih mücadelesi de olmayınca sonunda kapanmayan yarıklar, dikilmeyen yırtıklar, iyileşmeyen yaralar ve önü alınamayan tufanlar meydana gelmiştir. Günümüzde olduğu gibi…

Söz konusu hadis-i şerifte Peygamberin (sav) tepkisi iyi niyetle dine sokulmak istenen bir tür ruhbaniyet bid’atınadır. Bu hadisten anlaşılacağı gibi din adına uydurulan her şey bid’at ve dindarlık adına uydurulan herbid’at ise kaçınılması gerekli olan bir sapıklıktır.

Hiç kimse peygamber kadar takvalı olmadığı ve peygamber kadar bu dini bilmediği için, hiç kimsenin herhangi bir konuda onun önüne geçmeye hakkı yoktur. İslam dinini ve İslam peygamberini yalanlarla ve iftiralarla yüceltmeye ve büyütmeye de hiç gerek yoktur. Zira onlar buna ihtiyaç duymayacak şekilde büyüktürler. Yüce Allah (cc) Hucurat suresi 1. Ayet-i Celile de buyuruyor ki: “Ey iman edenler Allah ve Resul’ünün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah işiten ve bilendir.”Ve yine Hucurat suresi 16.Ayette buyuruyor ki:“De ki: siz dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” Allah’a dindarlığı bildirmeye veya din öğretmeye cüret etmek dinde nasipsiz olmaktan kaynaklanmaktadır. Dinden olmayan bir şeyi dine eklemek, dinde olan bir şeyi dinden çıkarmak kadar tehlikelidir.

Şu gerçeği ifade etmekte yarar vardır:  ‘İslam dininin iyi niyetli olan cahil sevenleri tarafından uğradığı tahribat ve aldığı darbeler, art niyetli düşmanları tarafından uğradığı tahribat ve aldığı darbelerden daha fazladır’. Unutmamak gerekir ki saptırmak için övmek, yermekten daha tesirli ve daha tehlikelidir. Sağdan, iyi niyetle yaklaşmak tahrifat için en kolay yoldur. Yüce Allah Fussilet suresi 42. Ayeti Celile’de şöyle buyuruyor:

“Ona önünden de( iyi niyetle/ sağından)ardından da( kötü niyetle/ solundan)batıl gelemez…”

YineSaffat suresi 28. Ayette ise şöyle buyurmaktadır:

 “(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan(iyi tarafımızdan/ hak taraftarları olarak görünüp)gelirdiniz derler”. Şu gerçeği de ifade etmeden geçmeyelim: Müşrikleri şirke düşüren en büyük sebep, Allah’a yakınlaşmak için iyi niyetle araya şefaatçi koymalarıdır. Allah’a yakın olma düşüncesi kadar başka bir iyi niyet var mıdır acaba? İyi niyet, kötü ameli meşrulaştırmadığı gibi, kötü niyet de, iyi ameli Allah katında makbul kılmaz. Tamda bu noktada“Aldatıcı (şeytan) sizi Allah adına aldatmasın” ayeti kerimesi bize yol göstermektedir. Zira şeytan bazen Allah’a götürmeyi gösterip helake götürür.

İmam Ali’ye nispet edilen bir söz vardır:

“Benim belimi iki kişi kırar. Dini terk eden âlim ve dine sarılan cahil”

Hakikaten cahil din adamları ve dinsiz âlimler veya şöyle ifade edelim: dinde indirime giden âlimler ve dine zam yapan cahiller, insanlığı felakete sürükleyen en tehlikeli figürlerdir. Biri kırdırmakla diğeri arttırmakla dine zarar vermektedir. Fransız filozof Jean Jack Rousseau şöyle demektedir: Elitler hakikati bilirler fakat istemezler. Halkın kahir ekseriyeti hakikati ister fakat onu bilmez.

Başta “din ikmal olduktan sonra, din adına uydurulan her şey bidattır” demiştik. Şimdi Maide suresindeki ikmal ayetini vermek istiyoruz.

Yüce Allah (cc) Maide suresi 3. Ayette şöyle buyurmaktadır: “İşte bugün sizin için dininizi kemale erdirdim ve sizin üzerinize nimetimi tamamladım…” ( Maide, 3)   Şunu unutmayalım: İslam dini ne nakıstır ki ikmale ihtiyacı olsun, ne de zaittir ki ihraca ihtiyaç duysun.

İslam’ın kendisine özgü bir yaşayış biçimi vardır. Örneğin günde beş vakit namaz farz kılınmışsa daha dindar ve takvalı görünmek için dine zam yapıp onu altıya veya daha fazlaya çıkaran biri Allah’a daha yakın bir kul olmayacağı gibi tam aksine daha da uzaklaşan bir bid’atçi olur.  Mesele şudur: Resulullah’ın (sav) çizdiği yolun üstüne de çıksan altında da kalsan o yolda değilsin. Sünnetten (yoldan) çıkmışsın demektir. Zaten bugün sünnet tefsiriyle Kur’an’ı anlamayanların ortaya koydukları sünnet, (yol/ anlayış/metot) gerçekte bid’at olup bir katliam olarak bize geri dönmektedir. Bugün ümmet olarak biz bu günahın cezasını çekmekteyiz.

Ancak burada bir gerçek daha vardır ki: Her yeni gelişmeye bid’attir denilerek bid’at adı altında Müslümanlar yok edilmeye ve birçok güzellikten mahrum bırakılmaya çalışılıyorlar. Müslümanlar velâyet, siyâset, hâkimiyet, ticaret ve teknoloji alanından tecrit ve tahliye ediliyorlar. Bid’at adı altında Müslümanlara kurulan binlerce tuzak vardır. Esas bid’at Müslümanların bu alanları bırakmasıdır. Müslümanlar bu tuzaklara düştükleri için bugün her bir Müslümanın kafası bir yerde ezilmektedir. İslam lezzetli ve temiz bir süt misali kan ile işkembe arasından akan bir dindir. Ne kana bulaşmalı nede işkembeye… Yani ne bid’ata bulaşmalı nede bid’ata kurban edilmelidir.

Günümüz şartlarında Müslümanların teknoloji ile barışıp ilerlemelerini engellemek için her bid’at delâlettir sloganını Müslümanlardan daha fazla canlı tutan İslam düşmanları da bulunmaktadır. Müslümanların buna son derece dikkat etmeleri gerekir. İslam’ı, İslam ve iman ile vurmaya, hayat ve varoluş sahasından tahliye etmeye çalışıyorlar. Maalesef bunda şimdilik başarılıda oldular.

Şimdi biz Müslümanlar yeni bir akıl, yeni bir içtihat, yeni bir okuma ve bütün benliğimizi saran yeni bir intifada ile hayat ve hüküm alanına yeniden ve daha güçlü olarak inmeliyiz. Düşünerek, üreterek, direnerek ve tabi ki değerlerimize bağlı kalmak suretiyle yenilenerek…

Sanırım şunu söylemeye herkesten daha fazla hakkımız vardır:“Durun! Bizde varız, bizimde dünyaya söyleyecek sözümüz vardır. Sunacak projelerimiz ve programlarımız vardır.”

İlahi! İsa’ya kelimetullah (Allah’ın sözü/sesi) dedin. O yeryüzünde senin dininin sesi, soluğu, nefesiydi. Biz Müslümanlara yeniden İslam’ın sesi, soluğu ve nefesi olmayı nasip eyle ve İsa’yı diri tutan o Kudüs( kutsal) ruhtan bizlere de pay ver. Âmin

Yüce Allah (cc) Fussilet suresi 33.Ayette dünyaya en güzel sözü söyleyenin kimler olduğunu bize bildirmektedir.

(insanları) Allah’a davet eden, iyi iş yapan ve ‘Ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?”

Evet, Rabbimizin bu fermani sorusu üzerine tüm dünya halklarına sesleniyoruz: Dünyada dünyaya adil ve hak söz söyleyecek olan kimdir?

Dünyaya hak, adalet ve özgürlüğü taşıyacak olan tek toplum Müslümanlardır. Fakat onlarda dahenüz yokluğun girdabında varoluş mücadelesini vermektedirler. Bu varoluş mücadelesini verirken düşünmekten korkmayan, aklına tapmadığı gibi onu köleleştirmeyen, yeni paradigmalar (değerler) oluşturan ve çağdaş hastalıklara çağdaş reçeteler sunabilen bir ulema tipolojisine acilen ihtiyacımızvardır. YeniKindi’lerin, Afgani’lerin, Abduh’ların, Kutup’ların, Mutahhari’lerin, Burucerdi’lerin ve Şeltut’ların yetiştirilmesine derhal ihtiyaç duyulmaktadır. Ve bunun için İslami üniversitelerin açılmasını, birikimli âlimlerin hizmete alınmasını bütün İslami cemaatlerden ve İslami düşüncesi olan yöneticilerden temenni ediyor, daha sorumlu ve hassas davranmalarını öneriyoruz. Yeni Müslüman bilim adamları yetiştirilmeden bizim dünyada var olmamız ve söz söylememiz mümkün değildir. İslami fikriyatta yokluk ölümle değil, zillet ve cehaletle meydana gelir. Hayat ise izzet ve ilimile olur. İmam Ali’ye nispet edilen bir söz şöyledir: “ Hayat; ölmek ve zafer kazanmaktır. Ölüm ise başkalarının gölgesinde zillet ile yaşamak demektir.”

Şunu unutmamalıyız ki bid’atın baş mimarı olan şeytan çıkardığı bid’at ile iki cepheden İslam’a savaş açmıştır: Birincisi; Müslümanlara illetli bir din yaşatmak suretiyle gerçek dini erişilmez kılmak.İkincisi;aslında bid’at olamayan hayati birçok değere bid’at kılıfı giydirip Müslümanların uzak durmasını sağlamak ve böylece kendi yaverlerini onlara galip getirmek.

Görülen o ki şeytan birçok şeyde olduğu gibi bid’atla da Allah adına aldatmaktadır. Müminlerin en zayıf noktası olan itikat hassasiyeti ile onları oyalamaktadır. Yüce Allah (cc)  “Aldatıcı (şeytan) sizi Allah adına aldatmasın” buyuruyor…

Bu ayeti Celilede çok önemli hakikatler ifade edilmektedir. Ey Müminler! Kendinize gelin, lehinizde ve aleyhinizde olanları bilin. Aksi takdirde şeytanın elinde bir oyuncak haline gelirsiniz. Bu durum ise sizin için çok acıklı bir azap olur. O çok sinsi şeytana karşı uyanık olun. Zira şeytan bazen Müslümandan daha fazla İslamcı davranmaktadır. Fakat onun asıl amacı Müslümanlara komplo, hile ve tuzak kurmaktır. Bugün İslam dünyası olarak biz bu tuzakların neticesini yaşamaktayız. Dikkat edilirse şeytan bugün Müslümanlara siyaset bid’at, parlamento bid’at, bankalar bid’at,  tedaş bid’at,  sigortacılık bid’at vs. deyip Müslümanları fildişi sahillerine, mağaralara ve evlere mahkûm etmektedir. Müslümanlar uyanmasalar şeytan bu bid’at kavramından daha çok malzeme çıkaracaktır. Allah-u Teâlâ’nın her çıkan yeni nimetine müminler herkesten daha fazla layıktır. Bu nimetlerden yararlanmak en çok müminlerin hakkı olmasına rağmen maalesef bugün tam tersi olmaktadır. Müslümanlara dar bir perspektif, sınırlı bir düşünme alanı sunularak, onları camilere hapsetme ve çizilen sınırların dışına çıkmanın bid’at olduğu onların inanç dünyasına yerleştirilerek dünyadan el etek çektirilmek istenmektedir. Ancak bunu amaçlayan şeytanın yaverleri bütün bu alanlarda ilerlediler ve insanlığın başına bela oldular. Son söz, sonsuz rahmet sahibi olan Allah’a aittir.

 “De ki; Allah-u Teâlâ’nın kendi kullarına çıkardığı ziyneti ve temiz rızkı kim yasaklayabilir?”

*



Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer YORUM-ANALİZ-RÖPORTAJ Haberleri

Başlık Tarih
 
Haccı Protesto Etmek; Allah'ı Protesto Etmektir!24 Haziran 2017
Yetkililerini Rabb edinenler14 Mart 2017
Kur'an'ı anlamanın yolu, onun hükümlerini yaşamaktan geçer13 Mart 2017
"Kutlu doğum" ne zaman?08 Ocak 2017
Yetkililerini Rabb edinenler08 Ocak 2017
Nazar Boncukları (Günümüzün Putları)05 Aralık 2016
Kur’an da Selamlaşma04 Aralık 2016
Türbe Ziyaretleri ve İsteklerin Yerine Gelmesi…03 Aralık 2016
İlah(lar)ımız…02 Aralık 2016
Boş, Lüzumsuz, Anlamsız Sözlerden Yüz Çevirmek…01 Aralık 2016
Türbeperestler…30 Kasım 2016
Farkında Olmadan Şeytanı Dost Edinmek…29 Kasım 2016
Sünneti Doğru Anlamak28 Kasım 2016
İNANDIK, BİTTİ Mİ?28 Kasım 2016
İlahî Kelam O’nu (s.a.v) Anlatıyor21 Kasım 2016
Allah’a Dini Öğretmek mi; Dini Allah’tan Öğrenmek mi?20 Kasım 2016
Muhteşem Bir Ahlak19 Kasım 2016
Ahlak kahramanları03 Kasım 2016
Dini, Hurâfeler Yığını Haline Getirmek, Yozlaştırmak; Tahrif Çabasıdır18 Kasım 2016
Taklit ve Taklitçilik17 Kasım 2016
Bid’at; Anlam ve Mâhiyeti16 Kasım 2016
Çeşitli Hurâfe ve Bâtıl İnanışlara Örnekler15 Kasım 2016
Muska ve Muskacılık14 Kasım 2016
Bazı Yanlış Kabuller13 Kasım 2016
Gaybdan Haber Vermeye Bağlı Hurâfeler12 Kasım 2016
Günlerle İlgili Hurâfeler11 Kasım 2016
Ölüler ve Kabirlerle/Türbelerle İlgili Hurâfeler10 Kasım 2016
Hurâfe-Atalar Dini İlişkisi09 Kasım 2016
Hurâfe; Anlam ve Mâhiyeti08 Kasım 2016
Atalar Kültü07 Kasım 2016
Atalar Kültü; Sosyal Çevre ve Geleneğin Putlaştırılması06 Kasım 2016
Kur'ân-ı Kerim'de Atalar Yolu İle İlgili Âyetler05 Kasım 2016
Atalar Yolu, Her Dönemdeki Câhiliyyenin Temel Dinidir04 Kasım 2016
Atalar Yolu; Anlam ve Mâhiyeti03 Kasım 2016
Yozlaştırılan Din21 Ekim 2016
Hakkın Dini Ile Halkın Dini.....20 Ekim 2016
Allah’ın Dini Mi, Toplumun Dini Mi?19 Ekim 2016
Heykel Karşısında Saygı Duruşu Ve Atalar Dini18 Ekim 2016
Şamanizm'den gelen Türk adetleri17 Ekim 2016
ÖLMÜŞ İNSANLARDAN YARDIM İSTENİR Mİ?13 Ekim 2016
Cennet Satan Şeyhler ve Papazlar12 Ekim 2016
PEYGAMBERİMİZİ DOĞRU ANLAMAK12 Ekim 2016
EYVAH KEŞKE FALANI DOST EDİNMESEYDİM!11 Ekim 2016
KURAN NASIL TERK EDİLİR?10 Ekim 2016
KURAN ALFABESİ Mİ, AHLAKI MI?09 Ekim 2016
TASAVVUFUN İSLAM’A VERDİĞİ ZARARLAR NELERDİR?08 Ekim 2016
TASAVVUF KİTAPLARINDAKİ UYDURMA HADİSLER07 Ekim 2016
ŞEYH MURİDİ KURTARABİLİR Mİ?06 Ekim 2016
TASAVVUF BU MUDUR?05 Ekim 2016
SÜNNETİ DOĞRU ANLAMAK04 Ekim 2016
HIRKA-İ ŞERİF HURAFESİ03 Ekim 2016
CEVŞEN HURAFESİ02 Ekim 2016
FİLANIN YÜZÜ-SUYU HÜRMETİNE DİYE DUA EDİLİR Mİ?01 Ekim 2016
TÖVBE ALMA VE GÜNAH ÇIKARMAK00 0000
SALAVAT KAMPANYALARI DÜZENLEMEK DOĞRU MU?30 Eylül 2016
KIL TAPINMACILIĞI29 Eylül 2016
CÂMİLERDEKİ BİD’ATLER VE CÂMİLERİN YENİDEN İHYÂYA İHTİYACI28 Eylül 2016
AĞAÇ TAŞ VB. ŞEYLERDEN MEDET UMMAK!27 Eylül 2016
TÜRBE ZİYARETLERİ VE İSTEKLERİN YERİNE GELMESİ!27 Eylül 2016
ŞİFA TANRILARI VE “DİLEK AĞACI”, MÜBAREKLER, TÜRBE, VS26 Eylül 2016
HZ. MUHAMMED VE KUR’AN YERİNE MEVLÂNÂ VE MESNEVÎ19 Eylül 2016
Yusuf Kaplan’dan ‘Kemalist tehlike’ uyarısı: 15 Temmuz’un 2. ve 3. dalgaları geliyor!19 Eylül 2016
TEKKELİ DARBENİN TEOLOJİK-SİYASİ ZİHİN KODLARI23 Ağustos 2016
Cumhuriyet Aydını/Yarım Porsiyon Aydınlık ve Millî İrade23 Ağustos 2016
MEVLÂNÂ’NIN ALLAH DOSTU BİR EVLİYÂ ZANNEDİLMESİ18 Ağustos 2016
Darbe Bildirisinin İdeolojik Dayanağı Atatürkçülük18 Ağustos 2016
MEVLANA’NIN AYKIRI GÖRÜŞLERİ16 Ağustos 2016
Laik Eğitim Olsaymış Darbe Olmazmış!16 Ağustos 2016
HANGİ MEVLANA, GERÇEK MEVLANA?15 Ağustos 2016
Türkiye’de Din Profesyonel Meczupların Elinde12 Ağustos 2016
MEVLANA’NIN GERÇEK YÜZÜ!12 Ağustos 2016
Ve-l Cematten “The Cemaate” Fetullah Gülen Hareketi12 Ağustos 2016
MEHDİ İNANCININ İSLAM’DA OLMADIĞINA DAİR BİLGİLER11 Ağustos 2016
BİR SÖMÜRÜ NESNESİ OLARAK: MEHDİ VE HZ. İSA KONUSU11 Ağustos 2016
ALLAH TARAFINDAN YAZDIRILDIĞI İDDİA EDİLEN KİTAPLAR!11 Ağustos 2016
Emin Güneş: Artık Bu ülkede Allah'tan başkasının adı yüceltilmemeli, Allah'tan başka büyükler tanınmamalıdır08 Ağustos 2016
Demokrasi dininin vurgusu giderek pekişiyor; Laik, batıcı, Kemalist, ırkçı bir yapı...'08 Ağustos 2016
Siz de uyanın: Kürtler, Aleviler, solcular, tarikatlar...05 Ağustos 2016
Sadece FETÖ'cü Değil, Kemalist Darbecilere de Karşı Çıkmalıyız!02 Ağustos 2016
Neden Batı İslam Dünyasında Darbelere Sempati Duyuyor?02 Ağustos 2016
“Dünya, Halep'e Kör ve Sağır"02 Ağustos 2016
Yusuf Kaplan: Fosilleşmiş, kaskatı, militan bir laiklik ve Kemalizm ideolojisi pompalanıyor01 Ağustos 2016
GENÇLER!! Hangi Fethullah Gülen'in gerçek olduğunu biliyor musunuz?29 Temmuz 2016
KUR'AN'IN HAYATI DİZAYN ETMESİ13 Temmuz 2016
HZ. PEYGAMBER’İN MESAJINI DOĞRU ANLAMAK12 Temmuz 2016
DUANIZ OLMASA12 Temmuz 2016
Kemalist Devrimlerin Maksadı Halkı İslam’dan Koparmaktı11 Temmuz 2016
Namaz kanserden koruyor11 Temmuz 2016
İslam'a en büyük zararı onlar verdi11 Temmuz 2016
Sabetayistler rahatsız, İHH'yı hedefe koyacaklar30 Haziran 2016
Genel Özellikleri ile Ramazan-ı Şerif24 Haziran 2016
Hem Müslüman hem "Tüketim çılgını"(!) 23 Haziran 2016
İhsan Süreyya Sırma: Gençler, Barcelona futbol takımını tanıdığı kadar peygamberini ve onun sahabesini tanımıyor23 Haziran 2016
İslami Şahsiyetin,Etkisizleştirilen Yapıtaşları22 Haziran 2016
RAMAZAN ve MÜSLÜMANLAR…22 Haziran 2016
Dine Karşı Din ve İslam’ın Tahrifi21 Haziran 2016
Ramazan'ın Festivalleştirilmesine Karşı Çıkalım14 Haziran 2016
Dava ve Müslümanların Parayla İmtihanı14 Haziran 2016
Akif Emre: Siyonistlerin yeni haritası Kudüs'ün Yahudileştirilmesi stratejisinin artık resmi olarak ilanıdır14 Haziran 2016
RAMAZAN AYINI KUR'ANİ BİR İNKILABIN BAŞLANGICI KILMALIYIZ10 Haziran 2016
RAMAZAN AYI VE BİR FARKINDALIĞI ŞAHİTLİĞE DÖNÜŞTÜRME ZORUNLULUĞUMUZ10 Haziran 2016
Her Eylem, Bir İbadettir -Bilincini Kuşanmak-10 Haziran 2016
Peygamberimiz ve Gençlik…08 Haziran 2016
Ramazan İbadeti08 Haziran 2016
Ramazanda Bunları Tekrar Hatırlayalım08 Haziran 2016
Ramazan yıllık manevi bakım mevsimdir08 Haziran 2016
Kurşun Yemek Orucu Bozar mı?08 Haziran 2016
Ramazan Niçin Zam Ayı Oldu?06 Haziran 2016
Modern Kadınına Ağır Gelen Rabbani Ölçü: Kocaya İtaat02 Haziran 2016
'Tesettür bir kimliğin dışa vurumudur'02 Haziran 2016
'14 senelik Ak Parti iktidarında ‘Atatürkçülük’ söyleminin azalması umulurdu; ancak bu işin önde gideni oldular!'02 Haziran 2016
TÜRKİYE’DE ATALAR DİNİ (Müslümanlık)27 Mayıs 2016
Ramazanla İmar Olmak24 Mayıs 2016
KÜFRÜN İSLAM'A KARŞI BİRLİĞİ24 Mayıs 2016
DEFİLETÜ’L TİCARET CİNAYETÜ’L TESETTÜR23 Mayıs 2016
19 Mayıs Bayramı”nın Hikâyesi ve Bitmeyen Faşizm20 Mayıs 2016
Çıplaklık18 Mayıs 2016
"Emperyalizm Müslümanları birbirine düşürdü; Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın korunması bir başına Filistinlilere bırakıldı"18 Mayıs 2016
Şenlikoğlu: Renklerde İslam bir renk sınırı getirmemiştir 17 Mayıs 2016
Haksal’dan ‘İsrail’le ortaklık’ yazısı: İran’ı, Hamas’ı, Hizbullah’ı bitiririz, İHH da kuzu kuzu oturur sesini çıkar(a)maz!13 Mayıs 2016
KUR’AN’IN MODEL İNSAN TİPİ: MÜ’MİNLER12 Mayıs 2016
KADİM ŞİRK FELSEFESİ: TASAVVUF10 Mayıs 2016
''Ergenekon yoktu(r)' demek 28 Şubat süreci yaşanmadı-yalandı demekle eş anlamlı olmaz mı?'06 Mayıs 2016
'Türkiye’nin Onayı ile İsrail NATO’da'06 Mayıs 2016
Dersim katliamı emrini Mustafa Kemal mi verdi?06 Mayıs 2016
"Müslüman mıyız, Ehl-i Sünnet mi?"02 Mayıs 2016
'28 Şubat döneminde tutuklanan, zindanlardaki Müslümanları unutmak Gayretullah’a dokunur'02 Mayıs 2016
Laiklik, “tasma”! Özgürlükse, ayartıcı maskesi!29 Nisan 2016
'Resmi bayramlarda eşli danslarla, açık saçık kıyafetlerle çocuklara ahlaksızlık aşılanıyor'29 Nisan 2016
Ali Haydar Haksal: Sanırım ‘paralel’den sonra sıra, çıkar furyasına kapılmayan, derdi ve ideolojisi olan İslamcılarda!28 Nisan 2016
Laiklik: Tartışmak Yasak Benimsemek Mecburi28 Nisan 2016
Peygamberimizin İdrarı Değil İdrakı Şifadır27 Nisan 2016
Müslüman ve laiklik bir arada olur mu? 27 Nisan 2016
İTAAT VE İSYAN YOLUYLA DÜŞÜLEN ŞİRK26 Nisan 2016
“Kutlu Doğum“ Vesilesiyle Peygamberimiz Anlatılacaksa Bu Pasta Kesilerek Değil, Putları Kaldırarak Olmalıdır'25 Nisan 2016
Böyle Buyurdu Kutsal Devlet:Peygamber Kutlaması Bitti,Yerine Atatürk Versek25 Nisan 2016
Ergenekon Çuvalı: Herkes İçeri, Herkes Dışarı!22 Nisan 2016
Akif Emre: Dünya sistemine entegre olmaya razı olanların ahlak ve toplumsal çözülmeden şikâyet etmeye hakları olamaz22 Nisan 2016
Şehadeti'nin 20. Yıl dönümünde Cevher Dudayev'i Rahmetle Anıyoruz..22 Nisan 2016
23 NİSAN HÜZÜN DOLUYOR İNSAN21 Nisan 2016
'Müslümanlar asli bilgilerinden beslenmek yerine, kendilerine empoze edilene itibar ediyorlar'21 Nisan 2016
"Dün ‘Kâbe işgal altında’ diyenler bugün Türkiye ve Suud’un birlikte İslam dünyasını birleştireceğinden söz ediyor"21 Nisan 2016
Cuma Namazı ve Allah’ı Kandırmaya Çalışmak ?22 Nisan 2016
Mü’min’lerin Kur’an da geçen 15 özelliği21 Nisan 2016
Kur’an Müslümanların Hayatlarının Neresinde ?20 Nisan 2016
GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TİPLERİ20 Nisan 2016
YALANLARIMIZ/ALDANIŞIMIZ19 Nisan 2016
Malı Temizleyen ve artıran ibadet ZEKÂT!19 Nisan 2016
Peygambersiz Din Olur Mu?19 Nisan 2016
NEREDESİN VE NEREYE GİDİYORSUN EY MÜSLÜMAN?18 Nisan 2016
SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİM DİNİM BANA15 Nisan 2016
İslam Ordusu uyduruk bir örgüt15 Nisan 2016
Peygamberimizin Kıyafeti mi Karakteri mi?15 Nisan 2016
Halimize bakılırsa önce Vahyin doğumunu kutlamak gerekmez mi?14 Nisan 2016
Bir Oryantalist Daha!!08 Nisan 2016
"Çocukların genetiğiyle oynanıyor" 06 Nisan 2016
Birikim ekseninden adil bölüşüme 05 Nisan 2016
Abdurrahman Arslan: 30 sene önce Müslümanlar siyasal, sosyal ve dini olanı ayrıştırmazdı, şimdi ayrıştırıyorlar05 Nisan 2016
Akın: Diplomanın bu denli kutsandığı bir dönemde, gençlerin Sezai Karakoç, Cemil Meriç gibi isimleri bilmeleri ne mümkün!05 Nisan 2016
Faruk Beşer: Moda ve gösteriş tarzındaki tesettür modernliğin ve dünyevileşmenin bir tezahürüdür01 Nisan 2016
Televizyonlar üzerinden nesil İslam'dan uzaklaştırılıyor29 Mart 2016
Alpat: Tesettür örtüden ibaret değildir25 Mart 2016
Allah Rasulünü Nasıl Sevmeliyiz?23 Mart 2016
Hz.Peygamber’in (sas) Yahudilerle Mücadelesi21 Mart 2016
Yusuf Kaplan: Türkiye'de genç kuşakların İslâm'la ilişkisi sıfırlanmak üzere!21 Mart 2016
Kemalist Mitolojinin Çanakkale’yi İstilası21 Mart 2016
Hz. Peygamber'in Davasında Ashabın Misyonu18 Mart 2016
'Kürtler için izzet İslam'dadır'18 Mart 2016
Kudüs el birliğiyle alınır18 Mart 2016
İslamı Hayata Taşımada Peygamber Örnekliği17 Mart 2016
O’NU TANIYOR MUYUZ?04 Mart 2016
İSLAMI HAYATA TAŞIMADA PEYGAMBER ÖRNEKLİĞİ04 Mart 2016
FAİZDEN UZAK DURUN!02 Mart 2016
'Cezaevlerinde Kardeşlerimiz Var'01 Mart 2016
Culani: “Bu, Allah ve Resulü’nün Bize Vaadidir!” 01 Mart 2016
YALANI HAYATIMIZDAN ÇIKARMAYA NE DERSİNİZ?29 Şubat 2016
DÜNYA HAYATI BİR İMTİHAN YERİDİR!26 Şubat 2016
'Müslüman laik olmaz, olmak zorunda bırakılamaz'23 Şubat 2016
Ümmeti Kuşatan Fitne Ateşine Düşmeyelim!16 Şubat 2016
Hayatını imanına şahit kılan bir şehid: Hasan el Benna... 15 Şubat 2016
Bayır Bucak bir Kobani olamadı14 Şubat 2016
Obama’nın Temsilcisinin Ardından Gülen Medyası da Kobani’de!08 Şubat 2016
Kur’ân’ın Anlattığı Peygamber05 Şubat 2016
Peygamberimizi Sevmek04 Şubat 2016
CENNET İKRAMI03 Şubat 2016
NAMAZ KILMAMAK - BİR KÖTÜLÜK DEĞİL, BİN KÖTÜLÜKTÜR !02 Şubat 2016
NAMAZA KOŞMAK01 Şubat 2016
SAHABE'NİN NAMAZI29 Ocak 2016
İman Sıdk, Küfür Yalandır!29 Ocak 2016
Flash İddia!! Gaffar Okan’ın ‘İşkence’ Mağdurları Anlatıyor29 Ocak 2016
NAMAZ KILMAYI SEVİYOR MUYUZ?28 Ocak 2016
'İslamofobiyi üretenler ikinci aşamaya geçmek istiyor' 28 Ocak 2016
ANNE - BABA VE NAMAZ26 Ocak 2016
PKK itirafçısı: Örgütün birinci misyonu İslam'ı yok etmek26 Ocak 2016
NAMAZ İÇİN AĞLANIR MI?25 Ocak 2016
Nusra 'Terör Örgütü' mü?25 Ocak 2016
NAMAZ ANNE KUCAĞIDIR22 Ocak 2016
NAMAZ BİR TEVHİD EYLEMİDİR21 Ocak 2016
Şenlikoğlu: Kadını pavyon kadınına dönüştürüyorlar 21 Ocak 2016
Başörtülüler "Hem örtülüyüm hem modernim" imajı oluşturmaya çalışıyor11 Ocak 2016
Bir tarafta gökdelenlerin yükseldiği, diğer tarafta açlığın olduğu bir sistemin ebediyen sürmesi mümkün değil11 Ocak 2016
"Laikçiler Atakta"11 Ocak 2016
Mezhep ateşinin fitilini Rand Corporation yaktı07 Ocak 2016
Silah satmak için mezhep savaşı!06 Ocak 2016
Mezhep Çatışması Filmini Daha Önce Görmedik mi?06 Ocak 2016
Özyönetim Değil, Kürt Halkına Boyun Eğdirmek İstiyorlar28 Aralık 2015
Islahatçı Bir Kur'an Şairi Olarak Mehmet Akif Ersoy28 Aralık 2015
'Mehmet Akif'e Müslüman olduğu için değer vermediler'28 Aralık 2015
"ODTÜ Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği"27 Aralık 2015
"Ümmet Şuuru Nerede Kaldı?"27 Aralık 2015
Menemen’in Yalan Tarihi ve Şeyh Esad Erbili24 Aralık 2015
Selvi: PKK'ya verilen yeni görev...21 Aralık 2015
Esed'e Razı, İsrail'e Mecbur Edebilirler mi?21 Aralık 2015
"Rusya'nın Selameti, Putin'in Zaferi İçin Okunan Hutbeler"14 Aralık 2015
Ey 'Hendeklerden ve Barikatlardan Bildiren' Adam!04 Aralık 2015
PKK Artık Deşifre Olmuştur…03 Aralık 2015
HDP Pişkinliği ya da Hırsızın Hiç mi Suçu Yok?01 Aralık 2015
Ulustan Ümmet’e Yürüyebilmek…25 Kasım 2015
KÜRESEL TERÖRÜN (KAFİRLERİN) HEDEF ALDIĞI DİN: İSLAM 24 Kasım 2015
“HAYATI” KUR’AN’LA ŞEKİLLENDİRMEK Mİ? MUHAFAZAKARLIK’ MI? 30 Kasım 2015
“VAHYİN LİDER’LİĞİNE MUHTACIZ”29 Kasım 2015
RABBİMİZİN LAYIK GÖRDÜĞÜ İLE ANILMAK28 Kasım 2015
“SAĞLAM DİN, LAÇKALAŞMIŞ DİN(Lİ)DARLAR”!27 Kasım 2015
“ŞEHADET/ŞEHİDLİK RAST GELE BİR KAVRAM DEĞİLDİR.”26 Kasım 2015
MODERN ÇAĞLARIN ŞİRKİ25 Kasım 2015
KULLUK MU İDEOLOJİ Mİ?24 Kasım 2015
Bir Mühendislik Projesi Olarak Gülenizm24 Kasım 2015
"Dini İbni Arabi ya da Mevlana Üzerinden Öğrenmek"23 Kasım 2015
Atatürk Kur'an'la ve Peygamberle nasıl alay etti! (Belge)11 Kasım 2015
Kur’an’da “Muhacirler” Lafzı05 Kasım 2015
Irkçılık kanserinin ilacı Malcolm X'in mektubunda05 Kasım 2015
KUR’AN VE TOPLUM ARASINDAKİ DUVARLAR !20 Kasım 2015
İNSANLARDA İLGİ ÇEKME HASTALIĞININ NEDENİ…19 Kasım 2015
İNANÇ SÖMÜRÜSÜNDE SON NOKTA…18 Kasım 2015
GENÇLERE TAVSİYELER17 Kasım 2015
TİŞÖRT YAZILARI ve KÜLTÜR YOZLAŞMASI16 Kasım 2015
MODERN MÜSLÜMAN KADIN15 Kasım 2015
MÜSLÜMAN, PARA ve İKTİDAR14 Kasım 2015
BAŞÖRTÜSÜNÜN DESENLERİ: HİCAP, TEVAZÜ ve RIZA13 Kasım 2015
DİN PAZARINDA “TESBİHAT”12 Kasım 2015
SAHİ! BU DİN KİMİN?11 Kasım 2015
SOSYAL MEDYA KÖLELİĞİ10 Kasım 2015
İNSANLARI DÜŞÜNMEYE DAVET EDEN AYETLER09 Kasım 2015
MODA VE KOZMETİĞİN İĞRENÇ YÜZÜ!08 Kasım 2015
HANIMLAR İNTERNETTEKİ RESİMLERİNİZ KÖTÜYE KULLANILIYOR07 Kasım 2015
SALAVAT DİLENCİLERİ06 Kasım 2015
ÇOCUĞUNUZUN RESMİNİ İNTERNETE KOYMAYIN05 Kasım 2015
ŞİFA TANRILARI VE “DİLEK AĞACI”, MÜBAREKLER, TÜRBE, VS04 Kasım 2015
MODERN ÇAĞDA UNUTULAN ROL “ANNELİK”03 Kasım 2015
NAMAZ VE İNSAN03 Kasım 2015

En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH