Ana Sayfa > YORUM-ANALİZ-RÖPORTAJ

Allah Rasulünü Nasıl Sevmeliyiz?
23 Mart 2016
Bu haber 979 kez okundu
Sizden biriniz, ben kendisine babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli/sevgili olmadığım müddetçe tam iman etmiş olamaz.”( Buhârî, İman, 2; Müslim, İman, 69; Nesâî, İman,114)
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%

Nasıl sorusu meselenin usulünü anlamamız için sorulması gereken bir sorudur.Bu soruya verilecek doğru cevaplar,Efendimiz’e (sas) karşı ortaya konması gereken sevginin daha sıhhatli ve daha istifadeli olmasını sağlayacaktır.Eğer “vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzden” kaynaklanıyorsa;yani hedefe varamamamızın en önemli sebebi usulün olmayışı ya da bu noktadaki eksikliklerimiz ise yapılması lazım olan şey, sevginin usulünü de belirlemektir.Öyleyse buyurun “Efendimiz’i nasıl sevmeliyiz?” sorusunun altında, bu alanın usulüne ait en temel ilkeleri de anlamaya çalışalım.“ Efendimiz’i neden sevmeliyiz?” sorusunu yedi madde ile cevaplamakla sınırlandırdığımız için,“Efendimiz’i nasıl sevmeliyiz?”sorusuna da sadece yedi madde ile cevap vereceğiz. 

  • Efendimiz’i (sas) sevmek, hiçbir şeyi O’nun kadar sevmemekle mümkündür.

Bu ilke çok önemli olduğu için, biz de en başa bunu aldık.  Çünkü Efendimiz’i (sas) sadece sevmemiz yetmez, Allah (cc) dışında hiçbir şeyi O’nun kadar sevmemek, tabir caiz ise sevgide O’nu rakipsiz kılmak şarttır.Bu tespiti biz heyecandan ya da hamasetten kaynaklanan duygusal bir hal ile söylemiyoruz; bunun böyle olduğunu bize öğreten bizzat Rabbimiz’dir; bizzat sevmek zorunda olduğumuz Efendimiz’dir.

Kur’an, bu konuda birkaç ayette Efendimiz’e (sas) tahsis edilmesi gereken sevginin boyutuna dair açıklamalarda bulunur.Bu ayetlerden biri Ahzab Sûresi 6. ayettir. Ayette Rabbimiz şöyle buyurur:“Peygamber, müminlere kendi öz canlarından daha evladır, önceliklidir ve onun hanımları müminlerin anneleridir…” (Ahzab Sûresi, 33/6Kur’an’ın bu açık beyanı, peygamber ile inanan insan arasındaki sevginin boyutunun hangi seviyede olması gerektiği konusunda çok net bir bilgi vermektedir.

Bu konuda Efendimiz’in (sas) beyanlarına gelince; Efendimiz her zaman olduğu gibi, bu konuda da adeta Kur’an’daki ifadeleri tefsir ve tebyin edecek nitelikte açıklamalarda bulunur.O der ki: “Sizden biriniz, ben kendisine babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli/sevgili olmadığım müddetçe tam iman etmiş olamaz.”( Buhârî, İman, 2; Müslim, İman, 69; Nesâî, İman,114)

İşte bu ayet ve hadisin beyanlarından anlıyoruz ki sadece Efendimiz’i (sas) sevmek yetmez, bu sevginin her şeyden ama her şeyden daha fazla olması gerekmektedir.

  • Efendimiz’i (sas) sevmek, hayatın her anında ve her alanında O’nu tartışılmaz rehber edinmekle mümkündür.

Gerçek sevginin nasıl olacağına dair söylenecek ikinci ilke budur. Seven sevdiğinin yolunda olur; seven sevdiğinin istediği şekilde olur; seven sevdiğinin hoşlanacağı işleri yapar; seven sevdiğinin sevmediklerini terk eder… Dolayısı ile hem sevdiğini söylemek, hem de sevdiğinin kabul edemeyeceği işleri yapmak, o sevgiyi sadece dilde kalan bir hâle düşürür.

Rabbimiz gönderdiği elçisini bize tanıtırken, O’nunla aramızdaki hukukun nasıl olması gerektiğini öğretircesine şöyle buyurur:  “And olsun ki Allah’ın Resulü’nde, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örneklik vardır.” (Ahzab Sûresi, 33/21)

Ayette geçen “üsve-i hasene” ifadesine; “güzel örnek, kâmil misal, ideal duruş, numune-i imtisal, mükemmel örnek” ve daha nice anlamlar verilmiştir. Ama biz, bu Kur’anî ifadeye: “hayatın her anının ve her alanının tartışılmaz rehberi” şeklinde bir anlam yüklüyoruz. Böyle bir anlamlandırmanın mesajı şudur:  Efendimiz’in (sas) rehberliği bir zaman ve mekân ile sınırlı değil, zamanlar ve mekânlar üstüdür. Hayatın hangi alanında olursa olsun ve zaman itibari ile hangi zaman diliminde olursa olsun, Efendimiz (sas) tüm zaman ve mekânlarda mutlak söz sahibi olandır. O’nu sevdiğini ifade eden her iddia sahibi de bu iddiasını hayatında Efendimiz’i ne kadar rehber edindiğini göstererek ispat etmiş olur. Gerçek sevgi ancak böyle bir rehberiyete kayıtsız ve şartsız tâbi olmak ile mümkündür.

  • Efendimiz’i (sas) sevmek, O’nun verdiği hükümlere tam anlamı ile teslim olmakla mümkündür.

Efendimiz, bir şâri’/hüküm koyucudur. O esasen Allah’ın koymuş olduğu hükümleri tebliğ ve tebyin etmiş, bazen de Allah’ın kendisine verdiği izin ve sınır çerçevesinde bazı hükümler ortaya koymuştur. Müminlere düşen, artık hiçbir itiraza kapı açmadan, şüphe ve tereddütlere kapılmadan, acabalı sorular sorarak, vazedilen hükmü yerine getirmemek için kılıflar bulmaya çalışmadan o hükümlere teslim olmak ve gereklerini yerine getirmektir.  Böyle bir teslimiyet gerçek sevginin de en önemli gereğidir. Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:  “Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin bir erkek ve kadına artık o işi kendi isteklerine göre yapma hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulü’ne karşı gelirse apaçık sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab Sûresi,  33/36Nur Sûresinde de Rabbimiz şöyle buyurur: “Aralarında hükmetmek üzere Allah’a ve Resulü’ne davet olunduklarında müminlerin sözleri ancak: ‘İşittik ve itaat ettik.’ demektir. İşte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”(Nûr Sûresi, 24/ 51) Rabbimiz’in bu açık mesajlarını Efendimiz’de şöyle beyan etmektedir: “Benim söylediklerime, hevalarını tâbi kılmayan, bütün arzuları ile teslim olmayan tam anlamı ile iman etmiş sayılmaz.” (Beyhakî, el-Medhal ilâ Kitabi’s-Sünen, 188; Deylemî, Firdevsü’l-Ahbâr, 7791)

İşte bu ilahî ve nebevî beyanlardan öğreniyoruz ki Efendimiz’i (sas) gerçek manada sevmek, ancak O’nun verdiği hükümlere tam anlamı ile bütünüyle teslim olmakla mümkün olabilmektedir.

  • Efendimiz’i   sevmek, sadece akıl ile değil; hem akıl hem kalp ile ama özellikle de kalp ile mümkündür.

Sevgi akıl işi değil, kalp işidir. Her sevgi böyledir; çünkü sevginin ana yatağı akıl değil, kalptir. Modern dünyanın Müslümanları olarak bizler ne yazık ki bu hakikati bilerek ya da bilmeyerek bazen ihmal etmekteyiz. Her şeyi kalplerimiz ile severken, iş Allah (cc) ve Resulü’ne gelince en büyük akılcı kesilir, bu meseleyi akla havale etmeye çalışırız. Ancak unutmamamız gereken bir hakikat var ki muhabbet sadece aklın işi değil, kalbin ve yüreğin işidir. Kişi aklı ile anlar, tanır, kavrar; ama yüreği ile sever.

Bu gerçeği bir peygamber sevdalısı şair-filozof Muhammed İkbal şöyle dile getirir:

Aklı rehber edinme,

Binbir tuzakla doludur o.

Sen aşka gel,

Gayesindeki mükemmellik ve şaşmazlıkla dolup taşan!

Aşk yoluna,

Aklın rehberliğinde mi gireceksin?

Güneşi aramaya,

Titrek bir mum ışığının aydınlığında mı koyulacaksın? (K. G. Saiyidain, İkbal’in Eğitim Felsefesi, s. 85)

Bu hakikatten dolayıdır ki Rabbimiz, Efendimiz (sas) ile müminler arasındaki hukukun nasıl işletilmesi gerektiği konusunda bir uyarı niteliğinde şöyle buyurur: “Hayır; Rabbine and olsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklar hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükme karşı, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın bu hükmü tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olamazlar.”(Nisa Sûresi, 4/65)

Bu ilahi beyanda Rabbimiz şöyle bir hakikate vurgu yapıyor: İnsanın içinde oluşması imkân dâhilinde olan şeylere – özellikle nefsani arzularına– söz geçirebilmesi için ancak kalbinde büyük bir sevgi ve muhabbetin olması şarttır. Yoksa bir anda hem aklını ikna etmesi hem yüreğini tam anlamı ile tatmin etmesi mümkün değildir. İnsan diline söz geçirebilir ama asla kalbine söz geçiremez. Kalbe söz ancak muhabbetle geçer. İşte bundan dolayı diyoruz ki Efendimiz’i sevmek, sadece akıl ile değil; hem akıl hem kalp ile ama özellikle de kalp ile mümkündür.

  • Efendimiz’i (sas) sevmek, O’nun adımının önüne adım, sesinin üzerine ses yükseltmemekle mümkündür. 

Kur’an, bir yönü ile ahlak sûresi, diğer bir yönü ile peygamber ile kurulacak insanî ilişkilerin ilahî ölçülerinin neler olduğuna dair en temel esasları verdiği için nebevî hukuk sûresi olan Hucûrât Sûresi’nin ilk ayetlerinde şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah’ın ve Resûlü’nün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah işiten ve bilendir. Ey iman edenler! Peygamberin sesinin üstüne ses yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygambere yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkında olmadan amelleriniz boşa gidiverir. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah’ın kalplerini takva ile (donatarak) imtihan ettiği kimselerdir. Onlara büyük bir mağfiret ve büyük mükâfatlar vardır.” (Hucûrât Sûresi, 49/1-3)

Bu ayetlerin Efendimiz (sas) ile birlikte yaşama bahtiyarlığına eren o ilk neslin dünyalarına söylediği mesajlar bellidir. Özellikle ayetlerin sebebi nüzûllerine baktığımızda ya da bu ayetlerin ilk muhataplarda nasıl yankılandığına müracaat ettiğimizde bunların nasıl olduğunu görebilmekteyiz. (Buhari, Tefsir, 4; Tirmizi, 3266; Nesâî, Kadâ, 6;  Vâhidî,  Esbabü’n-Nüzûl, s. 273; Çetiner, Bedreddin,Fatiha’dan Nâs’a Esbâb-ı Nüzûl, c. 2,s. 817-820)

Meselenin bizim dünyamıza söylediklerine gelince, Efendimiz’in (sas) önüne geçmemek, sesinin üzerine ses söylememek, birbirlerimiz ile konuştuğumuz gibi O’nunla konuşmamak,  Efendimiz’in  mirasına yani sünnetine karşı takınılacak tavır ile alakalıdır. O’nun mübarek bedeni aramızda yoktur ama O’nun mirası, misyonu, bıraktığı değerleri taptaze olarak varlığını sürdürmektedir. Sevginin en büyük alameti işte O’nun yürüdüğü bir yolda öne geçmemek, O’nun konuştuğu bir meselede o söz üzerine söz söylememek, acaba deyip işin içine şahsi yorumlar katmamak, şöyle de olur, böyle de olur deyip, o nebevî terekeyi basite almamaktır.  Dolayısı ile Efendimiz’i (sas) hakkı ile sevebilmek, O’nun insanlığa miras olarak bıraktığı değişmez değerler olan Kur’an ve sünnete sahip çıkıp, onları tüketmekle değil, üretmekle, yani asrın idrakine söyleterek yaşamakla gerçek manada mümkündür.  Zaten Efendimiz bunu şöyle beyan etmiyor muydu? “Size, sarıldığınız müddetçe asla dalalete düşmeyeceğiniz iki emanet bıraktım. Biri, Allah’ın Kitabı, diğeri ise benim sünnetimdir.” (İmam Mâlik, Muvattâ, Kader, 3O’nun adımının önüne adım atmamak, sesinin üzerine ses yükseltmemek; işte bu büyük iki emanetin gereğini yerine getirmektir.

  • Efendimiz’i (sas) sevmek, O’nu sadece tatlı bir hatıraya dönüştürmeden, O’nunla canlı bir bağ kurmakla mümkündür.

Miladi 6. yüzyılda yaşayıp, her beşer gibi bir hak olan ölümü tadıp giden Efendimiz ile bugünün dünyasında canlı bir bağ kurmak mümkün müdür?  Elbette mümkündür. Çünkü aziz kitabımız Kur’an:

“Va’lemû enne fi kûm Resulallah…/İyi bilin ki, Allah Resulü sizin içinizdedir…” demektedir. (Hucûrât Sûresi, 49/7) Bu ilahî beyanın sahabe nesli için anlamı belliydi. Bizler için anlamına gelince Kur’an’ın burada söylemek istediği hakikat, Efendimiz’in (sas) mirasının taptaze varlığını muhafaza etmesidir. Elbette, Efendimiz’in (sas) mübarek bedeni aramızda yok; ancak mirası, mesajları, emanet ettiği hakikatleri dipdiri avuçlarımızda durmaktadır. O’nunla aynı zamanı ve aynı mekânı paylaşmalarına rağmen o hakikatlere kulak tıkayıp, peygamber yokmuş gibi davrananlar o gün vardı. Bugün de Efendimiz ile aynı zamanı aynı mekânı paylaşmamalarına rağmen, sanki O varmış gibi davrananlar da olmalıdır. Çünkü Efendimiz, inanan bir insan için asla tarihte yaşamış gitmiş, tatlı bir hatıraya dönüşmüş, efsanevi bir kişilik kazanarak hayatın dışına itilmiş biri değildir; olmamalıdır da…

O, evrensel mesajların sahibi olarak nebevî terekesi ile canlı olan ve canlı bir iletişim isteyen biridir.

O’nunla aynı zamanı ve aynı mekanı paylaşmasına rağmen, sadece O’nu isim ve konum itibari ile bilip, O’ndan nasiplenemeyen bahtsızlar o günlerde vardı. Ama bugün O’nunla aynı zamanı ve aynı mekanı paylaşmamasına rağmen, Efendimiz’i  hakkı ile tanıyan, mesajlarını hakkı ile anlayan, gereklerini hakkı ile kavrayan ve aradaki mekan ve zaman fasılalarına takılmadan O’nunla beraber yaşayan; böyle olup da “Peygamber görmeden sahabî olma” (“Peygamber görmemiş sahabî” ifadesi, İslam tarihinde ilk kez Etbâ-i Tabiîn’in büyük imamlarından Abdullah b. Mübarek için kullanılmıştır. Böyle bir ifade Sahabî ufkunun bir kez daha yakalanabileceğinin en büyük işaretidir. Bkz: Zehebi,Siyeru a’lâmi’n-nübelâ, c. 8, s. 390) şerefine nail olanlar olmalıdır. İşte böyle bir şerefe nail olabilmek ancak Efendimiz’i (sas) hakkı ile sevebilmek ve O’nu sadece tatlı bir hatıraya dönüştürmeden, O’nunla canlı bir bağ kurmakla mümkündür.

  • Efendimiz’i (sas) sevmek, her şeyi ile ama her şeyi ile O’nu razı ve memnun etmekle mümkündür.

Rabbimiz, âlemlere rahmet olarak gönderdiği son elçisi ile müminler arasındaki hukuku netleştirme adına çokça bilinen, ancak hep eksik anlaşılan bir ayette şöyle buyurmuştur: “Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de salât edin ve tam bir teslimiyet ile O’nun getirdiklerine teslim olun.” (Ahzab Sûresi, 33/56)

Ayette geçen salât kavramı ne yazık ki hep bir manaya indirgenmiş ve işin sadece kâl/söz boyutu ile gündemde tutulmuştur. Sanki bu ayette Rabbimizin bizden istediği, sadece ve sadece Efendimiz’in (sas) adı anıldığında, O’na yakışacak ihtiram cümlelerinin kullanılması olarak anlaşılmıştır.  Bu doğru değildir; ayette beyan edilen salavât kavramı çok daha geniş bir anlam ihtiva etmektedir. Dolayısı ile bu ayette geçen mesaj, sadece kâl/söz ile sınırlandırılmamalı; dilin, aklın, kalbin, bedenin, ailenin, toplumun salavâtı olarak anlaşılmalıdır. Nasıl mı?

Dilin salavâtı: Efendimiz’in (sas) adı anıldığında her türlü ihtiram ve edeple anılması, O’nun şanına yakışacak ifadeler kullanılmasıdır.

Aklın salavâtı: Aklı O’nun hizmetine verip, sahabî hasbiliğinde bir zihin geliştirerek, şüphe ve tereddütlere kapıları kapatarak, mutlak bir teslimiyet gösterilmesidir.

Kalbin salavâtı: Yüreğe O’ndan başkasını konuk etmemek, gönül tahtında tartışılmaz sultan olarak O’nu bilmek, mirasına karşı yürekte en ufak bir tatminsizlik taşınmamasıdır.

Bedenin salavâtı:  Hayatı O’nun gösterdiği gibi yaşamak, hayatın her alanında ve her anında O’nun rehberliğine müracaat ederek yürünmesidir.

Ailenin salavâtı: Evde O’nu hakem tayin etmek, aileyi O’nun cihana bıraktığı mesajlar çerçevesinde diri tutmaya çalışmaktır.

Toplumun salavâtı: Efendimiz’in  mirasına sahip çıkmak, O’nun risalet davasına destek olmak, topluca O’nun emanetlerini miraslarını korumaya çalışmak ve gereklerini yerine getirmektir.

İşte bizden istenilen salavât budur; ancak böyle bir salavât Efendimiz’i gerçek manada razı ve memnun edecektir. Muhammed Emin Yıldırım



Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer YORUM-ANALİZ-RÖPORTAJ Haberleri

Başlık Tarih
 
İslam yolunun, kralları değil kuralları vardır25 Eylül 2017
BİR TARTIŞMANIN SÖYLEM ÇÖZÜMLEMESİ VE KADİM SORU: TARTIŞMAYI KİM KAZANDI? 12 Ağustos 2017
Haccı Protesto Etmek; Allah'ı Protesto Etmektir!24 Haziran 2017
Yetkililerini Rabb edinenler14 Mart 2017
Kur'an'ı anlamanın yolu, onun hükümlerini yaşamaktan geçer13 Mart 2017
"Kutlu doğum" ne zaman?08 Ocak 2017
Yetkililerini Rabb edinenler08 Ocak 2017
Nazar Boncukları (Günümüzün Putları)05 Aralık 2016
Kur’an da Selamlaşma04 Aralık 2016
Türbe Ziyaretleri ve İsteklerin Yerine Gelmesi…03 Aralık 2016
İlah(lar)ımız…02 Aralık 2016
Boş, Lüzumsuz, Anlamsız Sözlerden Yüz Çevirmek…01 Aralık 2016
Türbeperestler…30 Kasım 2016
Farkında Olmadan Şeytanı Dost Edinmek…29 Kasım 2016
Sünneti Doğru Anlamak28 Kasım 2016
İNANDIK, BİTTİ Mİ?28 Kasım 2016
İlahî Kelam O’nu (s.a.v) Anlatıyor21 Kasım 2016
Allah’a Dini Öğretmek mi; Dini Allah’tan Öğrenmek mi?20 Kasım 2016
Muhteşem Bir Ahlak19 Kasım 2016
Ahlak kahramanları03 Kasım 2016
Dini, Hurâfeler Yığını Haline Getirmek, Yozlaştırmak; Tahrif Çabasıdır18 Kasım 2016
Taklit ve Taklitçilik17 Kasım 2016
Bid’at; Anlam ve Mâhiyeti16 Kasım 2016
Çeşitli Hurâfe ve Bâtıl İnanışlara Örnekler15 Kasım 2016
Muska ve Muskacılık14 Kasım 2016
Bazı Yanlış Kabuller13 Kasım 2016
Gaybdan Haber Vermeye Bağlı Hurâfeler12 Kasım 2016
Günlerle İlgili Hurâfeler11 Kasım 2016
Ölüler ve Kabirlerle/Türbelerle İlgili Hurâfeler10 Kasım 2016
Hurâfe-Atalar Dini İlişkisi09 Kasım 2016
Hurâfe; Anlam ve Mâhiyeti08 Kasım 2016
Atalar Kültü07 Kasım 2016
Atalar Kültü; Sosyal Çevre ve Geleneğin Putlaştırılması06 Kasım 2016
Kur'ân-ı Kerim'de Atalar Yolu İle İlgili Âyetler05 Kasım 2016
Atalar Yolu, Her Dönemdeki Câhiliyyenin Temel Dinidir04 Kasım 2016
Atalar Yolu; Anlam ve Mâhiyeti03 Kasım 2016
Yozlaştırılan Din21 Ekim 2016
Hakkın Dini Ile Halkın Dini.....20 Ekim 2016
Allah’ın Dini Mi, Toplumun Dini Mi?19 Ekim 2016
Heykel Karşısında Saygı Duruşu Ve Atalar Dini18 Ekim 2016
Şamanizm'den gelen Türk adetleri17 Ekim 2016
ÖLMÜŞ İNSANLARDAN YARDIM İSTENİR Mİ?13 Ekim 2016
Cennet Satan Şeyhler ve Papazlar12 Ekim 2016
PEYGAMBERİMİZİ DOĞRU ANLAMAK12 Ekim 2016
EYVAH KEŞKE FALANI DOST EDİNMESEYDİM!11 Ekim 2016
KURAN NASIL TERK EDİLİR?10 Ekim 2016
KURAN ALFABESİ Mİ, AHLAKI MI?09 Ekim 2016
TASAVVUFUN İSLAM’A VERDİĞİ ZARARLAR NELERDİR?08 Ekim 2016
TASAVVUF KİTAPLARINDAKİ UYDURMA HADİSLER07 Ekim 2016
ŞEYH MURİDİ KURTARABİLİR Mİ?06 Ekim 2016
TASAVVUF BU MUDUR?05 Ekim 2016
SÜNNETİ DOĞRU ANLAMAK04 Ekim 2016
HIRKA-İ ŞERİF HURAFESİ03 Ekim 2016
CEVŞEN HURAFESİ02 Ekim 2016
FİLANIN YÜZÜ-SUYU HÜRMETİNE DİYE DUA EDİLİR Mİ?01 Ekim 2016
TÖVBE ALMA VE GÜNAH ÇIKARMAK00 0000
SALAVAT KAMPANYALARI DÜZENLEMEK DOĞRU MU?30 Eylül 2016
KIL TAPINMACILIĞI29 Eylül 2016
CÂMİLERDEKİ BİD’ATLER VE CÂMİLERİN YENİDEN İHYÂYA İHTİYACI28 Eylül 2016
AĞAÇ TAŞ VB. ŞEYLERDEN MEDET UMMAK!27 Eylül 2016
TÜRBE ZİYARETLERİ VE İSTEKLERİN YERİNE GELMESİ!27 Eylül 2016
ŞİFA TANRILARI VE “DİLEK AĞACI”, MÜBAREKLER, TÜRBE, VS26 Eylül 2016
BİD’AT, HURAFE ve XURAFELER26 Eylül 2016
HZ. MUHAMMED VE KUR’AN YERİNE MEVLÂNÂ VE MESNEVÎ19 Eylül 2016
Yusuf Kaplan’dan ‘Kemalist tehlike’ uyarısı: 15 Temmuz’un 2. ve 3. dalgaları geliyor!19 Eylül 2016
TEKKELİ DARBENİN TEOLOJİK-SİYASİ ZİHİN KODLARI23 Ağustos 2016
Cumhuriyet Aydını/Yarım Porsiyon Aydınlık ve Millî İrade23 Ağustos 2016
MEVLÂNÂ’NIN ALLAH DOSTU BİR EVLİYÂ ZANNEDİLMESİ18 Ağustos 2016
Darbe Bildirisinin İdeolojik Dayanağı Atatürkçülük18 Ağustos 2016
MEVLANA’NIN AYKIRI GÖRÜŞLERİ16 Ağustos 2016
Laik Eğitim Olsaymış Darbe Olmazmış!16 Ağustos 2016
HANGİ MEVLANA, GERÇEK MEVLANA?15 Ağustos 2016
Türkiye’de Din Profesyonel Meczupların Elinde12 Ağustos 2016
MEVLANA’NIN GERÇEK YÜZÜ!12 Ağustos 2016
Ve-l Cematten “The Cemaate” Fetullah Gülen Hareketi12 Ağustos 2016
MEHDİ İNANCININ İSLAM’DA OLMADIĞINA DAİR BİLGİLER11 Ağustos 2016
BİR SÖMÜRÜ NESNESİ OLARAK: MEHDİ VE HZ. İSA KONUSU11 Ağustos 2016
ALLAH TARAFINDAN YAZDIRILDIĞI İDDİA EDİLEN KİTAPLAR!11 Ağustos 2016
Emin Güneş: Artık Bu ülkede Allah'tan başkasının adı yüceltilmemeli, Allah'tan başka büyükler tanınmamalıdır08 Ağustos 2016
Demokrasi dininin vurgusu giderek pekişiyor; Laik, batıcı, Kemalist, ırkçı bir yapı...'08 Ağustos 2016
Siz de uyanın: Kürtler, Aleviler, solcular, tarikatlar...05 Ağustos 2016
Sadece FETÖ'cü Değil, Kemalist Darbecilere de Karşı Çıkmalıyız!02 Ağustos 2016
Neden Batı İslam Dünyasında Darbelere Sempati Duyuyor?02 Ağustos 2016
“Dünya, Halep'e Kör ve Sağır"02 Ağustos 2016
Yusuf Kaplan: Fosilleşmiş, kaskatı, militan bir laiklik ve Kemalizm ideolojisi pompalanıyor01 Ağustos 2016
GENÇLER!! Hangi Fethullah Gülen'in gerçek olduğunu biliyor musunuz?29 Temmuz 2016
KUR'AN'IN HAYATI DİZAYN ETMESİ13 Temmuz 2016
HZ. PEYGAMBER’İN MESAJINI DOĞRU ANLAMAK12 Temmuz 2016
DUANIZ OLMASA12 Temmuz 2016
Kemalist Devrimlerin Maksadı Halkı İslam’dan Koparmaktı11 Temmuz 2016
Namaz kanserden koruyor11 Temmuz 2016
İslam'a en büyük zararı onlar verdi11 Temmuz 2016
Sabetayistler rahatsız, İHH'yı hedefe koyacaklar30 Haziran 2016
Genel Özellikleri ile Ramazan-ı Şerif24 Haziran 2016
Hem Müslüman hem "Tüketim çılgını"(!) 23 Haziran 2016
İhsan Süreyya Sırma: Gençler, Barcelona futbol takımını tanıdığı kadar peygamberini ve onun sahabesini tanımıyor23 Haziran 2016
İslami Şahsiyetin,Etkisizleştirilen Yapıtaşları22 Haziran 2016
RAMAZAN ve MÜSLÜMANLAR…22 Haziran 2016
Dine Karşı Din ve İslam’ın Tahrifi21 Haziran 2016
Ramazan'ın Festivalleştirilmesine Karşı Çıkalım14 Haziran 2016
Dava ve Müslümanların Parayla İmtihanı14 Haziran 2016
Akif Emre: Siyonistlerin yeni haritası Kudüs'ün Yahudileştirilmesi stratejisinin artık resmi olarak ilanıdır14 Haziran 2016
RAMAZAN AYINI KUR'ANİ BİR İNKILABIN BAŞLANGICI KILMALIYIZ10 Haziran 2016
RAMAZAN AYI VE BİR FARKINDALIĞI ŞAHİTLİĞE DÖNÜŞTÜRME ZORUNLULUĞUMUZ10 Haziran 2016
Her Eylem, Bir İbadettir -Bilincini Kuşanmak-10 Haziran 2016
Peygamberimiz ve Gençlik…08 Haziran 2016
Ramazan İbadeti08 Haziran 2016
Ramazanda Bunları Tekrar Hatırlayalım08 Haziran 2016
Ramazan yıllık manevi bakım mevsimdir08 Haziran 2016
Kurşun Yemek Orucu Bozar mı?08 Haziran 2016
Ramazan Niçin Zam Ayı Oldu?06 Haziran 2016
Modern Kadınına Ağır Gelen Rabbani Ölçü: Kocaya İtaat02 Haziran 2016
'Tesettür bir kimliğin dışa vurumudur'02 Haziran 2016
'14 senelik Ak Parti iktidarında ‘Atatürkçülük’ söyleminin azalması umulurdu; ancak bu işin önde gideni oldular!'02 Haziran 2016
TÜRKİYE’DE ATALAR DİNİ (Müslümanlık)27 Mayıs 2016
Ramazanla İmar Olmak24 Mayıs 2016
KÜFRÜN İSLAM'A KARŞI BİRLİĞİ24 Mayıs 2016
DEFİLETÜ’L TİCARET CİNAYETÜ’L TESETTÜR23 Mayıs 2016
19 Mayıs Bayramı”nın Hikâyesi ve Bitmeyen Faşizm20 Mayıs 2016
Çıplaklık18 Mayıs 2016
"Emperyalizm Müslümanları birbirine düşürdü; Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın korunması bir başına Filistinlilere bırakıldı"18 Mayıs 2016
Şenlikoğlu: Renklerde İslam bir renk sınırı getirmemiştir 17 Mayıs 2016
Haksal’dan ‘İsrail’le ortaklık’ yazısı: İran’ı, Hamas’ı, Hizbullah’ı bitiririz, İHH da kuzu kuzu oturur sesini çıkar(a)maz!13 Mayıs 2016
KUR’AN’IN MODEL İNSAN TİPİ: MÜ’MİNLER12 Mayıs 2016
KADİM ŞİRK FELSEFESİ: TASAVVUF10 Mayıs 2016
''Ergenekon yoktu(r)' demek 28 Şubat süreci yaşanmadı-yalandı demekle eş anlamlı olmaz mı?'06 Mayıs 2016
'Türkiye’nin Onayı ile İsrail NATO’da'06 Mayıs 2016
Dersim katliamı emrini Mustafa Kemal mi verdi?06 Mayıs 2016
"Müslüman mıyız, Ehl-i Sünnet mi?"02 Mayıs 2016
'28 Şubat döneminde tutuklanan, zindanlardaki Müslümanları unutmak Gayretullah’a dokunur'02 Mayıs 2016
Laiklik, “tasma”! Özgürlükse, ayartıcı maskesi!29 Nisan 2016
'Resmi bayramlarda eşli danslarla, açık saçık kıyafetlerle çocuklara ahlaksızlık aşılanıyor'29 Nisan 2016
Ali Haydar Haksal: Sanırım ‘paralel’den sonra sıra, çıkar furyasına kapılmayan, derdi ve ideolojisi olan İslamcılarda!28 Nisan 2016
Laiklik: Tartışmak Yasak Benimsemek Mecburi28 Nisan 2016
Peygamberimizin İdrarı Değil İdrakı Şifadır27 Nisan 2016
Müslüman ve laiklik bir arada olur mu? 27 Nisan 2016
İTAAT VE İSYAN YOLUYLA DÜŞÜLEN ŞİRK26 Nisan 2016
“Kutlu Doğum“ Vesilesiyle Peygamberimiz Anlatılacaksa Bu Pasta Kesilerek Değil, Putları Kaldırarak Olmalıdır'25 Nisan 2016
Böyle Buyurdu Kutsal Devlet:Peygamber Kutlaması Bitti,Yerine Atatürk Versek25 Nisan 2016
Ergenekon Çuvalı: Herkes İçeri, Herkes Dışarı!22 Nisan 2016
Akif Emre: Dünya sistemine entegre olmaya razı olanların ahlak ve toplumsal çözülmeden şikâyet etmeye hakları olamaz22 Nisan 2016
Şehadeti'nin 20. Yıl dönümünde Cevher Dudayev'i Rahmetle Anıyoruz..22 Nisan 2016
23 NİSAN HÜZÜN DOLUYOR İNSAN21 Nisan 2016
'Müslümanlar asli bilgilerinden beslenmek yerine, kendilerine empoze edilene itibar ediyorlar'21 Nisan 2016
"Dün ‘Kâbe işgal altında’ diyenler bugün Türkiye ve Suud’un birlikte İslam dünyasını birleştireceğinden söz ediyor"21 Nisan 2016
Cuma Namazı ve Allah’ı Kandırmaya Çalışmak ?22 Nisan 2016
Mü’min’lerin Kur’an da geçen 15 özelliği21 Nisan 2016
Kur’an Müslümanların Hayatlarının Neresinde ?20 Nisan 2016
GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TİPLERİ20 Nisan 2016
YALANLARIMIZ/ALDANIŞIMIZ19 Nisan 2016
Malı Temizleyen ve artıran ibadet ZEKÂT!19 Nisan 2016
Peygambersiz Din Olur Mu?19 Nisan 2016
NEREDESİN VE NEREYE GİDİYORSUN EY MÜSLÜMAN?18 Nisan 2016
SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİM DİNİM BANA15 Nisan 2016
İslam Ordusu uyduruk bir örgüt15 Nisan 2016
Peygamberimizin Kıyafeti mi Karakteri mi?15 Nisan 2016
Halimize bakılırsa önce Vahyin doğumunu kutlamak gerekmez mi?14 Nisan 2016
Bir Oryantalist Daha!!08 Nisan 2016
"Çocukların genetiğiyle oynanıyor" 06 Nisan 2016
Birikim ekseninden adil bölüşüme 05 Nisan 2016
Abdurrahman Arslan: 30 sene önce Müslümanlar siyasal, sosyal ve dini olanı ayrıştırmazdı, şimdi ayrıştırıyorlar05 Nisan 2016
Akın: Diplomanın bu denli kutsandığı bir dönemde, gençlerin Sezai Karakoç, Cemil Meriç gibi isimleri bilmeleri ne mümkün!05 Nisan 2016
Faruk Beşer: Moda ve gösteriş tarzındaki tesettür modernliğin ve dünyevileşmenin bir tezahürüdür01 Nisan 2016
Televizyonlar üzerinden nesil İslam'dan uzaklaştırılıyor29 Mart 2016
Alpat: Tesettür örtüden ibaret değildir25 Mart 2016
Hz.Peygamber’in (sas) Yahudilerle Mücadelesi21 Mart 2016
Yusuf Kaplan: Türkiye'de genç kuşakların İslâm'la ilişkisi sıfırlanmak üzere!21 Mart 2016
Kemalist Mitolojinin Çanakkale’yi İstilası21 Mart 2016
Hz. Peygamber'in Davasında Ashabın Misyonu18 Mart 2016
'Kürtler için izzet İslam'dadır'18 Mart 2016
Kudüs el birliğiyle alınır18 Mart 2016
İslamı Hayata Taşımada Peygamber Örnekliği17 Mart 2016
O’NU TANIYOR MUYUZ?04 Mart 2016
İSLAMI HAYATA TAŞIMADA PEYGAMBER ÖRNEKLİĞİ04 Mart 2016
FAİZDEN UZAK DURUN!02 Mart 2016
'Cezaevlerinde Kardeşlerimiz Var'01 Mart 2016
Culani: “Bu, Allah ve Resulü’nün Bize Vaadidir!” 01 Mart 2016
YALANI HAYATIMIZDAN ÇIKARMAYA NE DERSİNİZ?29 Şubat 2016
DÜNYA HAYATI BİR İMTİHAN YERİDİR!26 Şubat 2016
'Müslüman laik olmaz, olmak zorunda bırakılamaz'23 Şubat 2016
Ümmeti Kuşatan Fitne Ateşine Düşmeyelim!16 Şubat 2016
Hayatını imanına şahit kılan bir şehid: Hasan el Benna... 15 Şubat 2016
Bayır Bucak bir Kobani olamadı14 Şubat 2016
Obama’nın Temsilcisinin Ardından Gülen Medyası da Kobani’de!08 Şubat 2016
Kur’ân’ın Anlattığı Peygamber05 Şubat 2016
Peygamberimizi Sevmek04 Şubat 2016
CENNET İKRAMI03 Şubat 2016
NAMAZ KILMAMAK - BİR KÖTÜLÜK DEĞİL, BİN KÖTÜLÜKTÜR !02 Şubat 2016
NAMAZA KOŞMAK01 Şubat 2016
SAHABE'NİN NAMAZI29 Ocak 2016
İman Sıdk, Küfür Yalandır!29 Ocak 2016
Flash İddia!! Gaffar Okan’ın ‘İşkence’ Mağdurları Anlatıyor29 Ocak 2016
NAMAZ KILMAYI SEVİYOR MUYUZ?28 Ocak 2016
'İslamofobiyi üretenler ikinci aşamaya geçmek istiyor' 28 Ocak 2016
ANNE - BABA VE NAMAZ26 Ocak 2016
PKK itirafçısı: Örgütün birinci misyonu İslam'ı yok etmek26 Ocak 2016
NAMAZ İÇİN AĞLANIR MI?25 Ocak 2016
Nusra 'Terör Örgütü' mü?25 Ocak 2016
NAMAZ ANNE KUCAĞIDIR22 Ocak 2016
NAMAZ BİR TEVHİD EYLEMİDİR21 Ocak 2016
Şenlikoğlu: Kadını pavyon kadınına dönüştürüyorlar 21 Ocak 2016
Başörtülüler "Hem örtülüyüm hem modernim" imajı oluşturmaya çalışıyor11 Ocak 2016
Bir tarafta gökdelenlerin yükseldiği, diğer tarafta açlığın olduğu bir sistemin ebediyen sürmesi mümkün değil11 Ocak 2016
"Laikçiler Atakta"11 Ocak 2016
Mezhep ateşinin fitilini Rand Corporation yaktı07 Ocak 2016
Silah satmak için mezhep savaşı!06 Ocak 2016
Mezhep Çatışması Filmini Daha Önce Görmedik mi?06 Ocak 2016
Özyönetim Değil, Kürt Halkına Boyun Eğdirmek İstiyorlar28 Aralık 2015
Islahatçı Bir Kur'an Şairi Olarak Mehmet Akif Ersoy28 Aralık 2015
'Mehmet Akif'e Müslüman olduğu için değer vermediler'28 Aralık 2015
"ODTÜ Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği"27 Aralık 2015
"Ümmet Şuuru Nerede Kaldı?"27 Aralık 2015
Menemen’in Yalan Tarihi ve Şeyh Esad Erbili24 Aralık 2015
Selvi: PKK'ya verilen yeni görev...21 Aralık 2015
Esed'e Razı, İsrail'e Mecbur Edebilirler mi?21 Aralık 2015
"Rusya'nın Selameti, Putin'in Zaferi İçin Okunan Hutbeler"14 Aralık 2015
Ey 'Hendeklerden ve Barikatlardan Bildiren' Adam!04 Aralık 2015
PKK Artık Deşifre Olmuştur…03 Aralık 2015
HDP Pişkinliği ya da Hırsızın Hiç mi Suçu Yok?01 Aralık 2015
Ulustan Ümmet’e Yürüyebilmek…25 Kasım 2015
KÜRESEL TERÖRÜN (KAFİRLERİN) HEDEF ALDIĞI DİN: İSLAM 24 Kasım 2015
“HAYATI” KUR’AN’LA ŞEKİLLENDİRMEK Mİ? MUHAFAZAKARLIK’ MI? 30 Kasım 2015
“VAHYİN LİDER’LİĞİNE MUHTACIZ”29 Kasım 2015
RABBİMİZİN LAYIK GÖRDÜĞÜ İLE ANILMAK28 Kasım 2015
“SAĞLAM DİN, LAÇKALAŞMIŞ DİN(Lİ)DARLAR”!27 Kasım 2015
“ŞEHADET/ŞEHİDLİK RAST GELE BİR KAVRAM DEĞİLDİR.”26 Kasım 2015
MODERN ÇAĞLARIN ŞİRKİ25 Kasım 2015
KULLUK MU İDEOLOJİ Mİ?24 Kasım 2015
Bir Mühendislik Projesi Olarak Gülenizm24 Kasım 2015
"Dini İbni Arabi ya da Mevlana Üzerinden Öğrenmek"23 Kasım 2015
Atatürk Kur'an'la ve Peygamberle nasıl alay etti! (Belge)11 Kasım 2015
Kur’an’da “Muhacirler” Lafzı05 Kasım 2015
Irkçılık kanserinin ilacı Malcolm X'in mektubunda05 Kasım 2015
KUR’AN VE TOPLUM ARASINDAKİ DUVARLAR !20 Kasım 2015
İNSANLARDA İLGİ ÇEKME HASTALIĞININ NEDENİ…19 Kasım 2015
İNANÇ SÖMÜRÜSÜNDE SON NOKTA…18 Kasım 2015
GENÇLERE TAVSİYELER17 Kasım 2015
TİŞÖRT YAZILARI ve KÜLTÜR YOZLAŞMASI16 Kasım 2015
MODERN MÜSLÜMAN KADIN15 Kasım 2015
MÜSLÜMAN, PARA ve İKTİDAR14 Kasım 2015
BAŞÖRTÜSÜNÜN DESENLERİ: HİCAP, TEVAZÜ ve RIZA13 Kasım 2015
DİN PAZARINDA “TESBİHAT”12 Kasım 2015
SAHİ! BU DİN KİMİN?11 Kasım 2015
SOSYAL MEDYA KÖLELİĞİ10 Kasım 2015
İNSANLARI DÜŞÜNMEYE DAVET EDEN AYETLER09 Kasım 2015
MODA VE KOZMETİĞİN İĞRENÇ YÜZÜ!08 Kasım 2015
HANIMLAR İNTERNETTEKİ RESİMLERİNİZ KÖTÜYE KULLANILIYOR07 Kasım 2015
SALAVAT DİLENCİLERİ06 Kasım 2015
ÇOCUĞUNUZUN RESMİNİ İNTERNETE KOYMAYIN05 Kasım 2015
ŞİFA TANRILARI VE “DİLEK AĞACI”, MÜBAREKLER, TÜRBE, VS04 Kasım 2015

En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH