Ana Sayfa > KÜLTÜR SANAT

Alevilik: Değişiyor mu, Kullanılıyor mu, Çözülüyor mu?
06 Aralık 2014
Hamza Türkmen'in Aleviler ve Alevilik yazı dizisinin ikincisi:
Fontu Büyült Fontu Küçült 100%

HAMZA TÜRKMEN / HAKSÖZ HABER

Aleviler ve Alevilik: -2

Alevilik, en genelde Şamanizm’in, Zerdüştlük’ün, Budizm’in, Hıristiyanlık’ın veya farklı pagan inançların taşıyıcısı olan Farisi, Kürdi, Türki, Rumi vd. gayrimüslim halkların Müslümanlaşma süreçlerinde yeterince terk edemedikleri eski inanış ve alışkanlıklarıyla, yeni dini telakkileri bağdaştırma, yorumlama ve bu eklektisizmi yaşama biçiminin adı olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede Alevilik, İslam’ın açık ve lâfzî hükümlerinin belirlediği ana akımından ziyade, İslam’ı ifade eden temel esaslardan kopuk veya bu esasları batini yaklaşımlarla yorumlayan (heterodoks) bir tutumu ifade etmektedir.

Aleviliğin ne olduğu ile ilgili tanımın, yalnız Aleviler tarafından yapılabileceğini belirten yaklaşımlar, bu konuda “ötekine” düşünme ve tahkik imkânı vermeme eğilimindedir. Ancak bu yasakçı refleksle karşı karşıya kalınsa da, bir “sır”ı ifade eden ve ancak Alevi dergâhının adap ve ritüellerine sahip olan “talip”lerin aşama aşama öğrenebileceği Alevilik tanımı, modernleşmeyi ifade eden şehirleşme süreci

ile birlikte kendini Aleviliğe nispet eden birçok Alevi ekol ve aydın tarafından farklı biçimlerde yapılmaktadır.

Etnik ve Marksist temelli marjinal veya zorlama görüşleri bir tarafta tutacak olursak, Aleviliği farklı anlayış ve biçimlerle tanımlayan yaklaşımların ortak yanlarını şu cümleyle özetleyebiliriz: Alevilik, İslam’ın Ehl-i Beyt sevgisine dayanan batini ve bağdaştırmacı (senkretik) yorum, ritüel ve sosyal ilişki biçimidir. Alevi inanç evrenini daha çok “Hak-Muhammed-Ali” üçlemesi temsil eder. Bu boyutuyla Alevilik,  özellikle tarihi bir kesit olarak eski dini kimliklerden İslam’a geçiş sürecini de ifade etmektedir.

Alevilik, kitabi eğitimden ziyade sözlü geleneğe bağlıdır. Modernleşme döneminden önceki Aleviliğin İslam algısını ise ancak yazılı kaynaklarından öğrenebiliriz ki, bu konuda çalışma yapan araştırmacılar da bu tür verilere dayanmaktadırlar. Bunlar Menâkıbnâmeler, Vilâyetnâmeler, Cenknâmeler ve Kerbela, Eba Müslim, Battal Gazi gibi anlatılardır. Makâlat, Buyruk ve Hüsniye gibi farklı Alevi-Bektaşi anlayışlarını tasvir eden eserler de en önemli kaynaklardır. Alevilik anlayışını yansıtan bu eserleri kavramaya çalıştığımızda, en önemli inanış şekli (kült) olarak Kur’an’daki kavramsal kullanımından farklı olarak ele alınan “veli”veya “evliyâ” ve “şafaat” kavramları karşımıza çıkmaktadır.

Zühd ve takva anlayışı şeklinde ortaya çıkan tasavvuf hareketi, her türlü fenalıktan korunma, duaların kabul olunması ve harikulade hal gösterme (kerâmet) lütfuna erme haline “velâyet makamı” adını verir.

Konuyu mutasavvıf Hâkim-i Tirmizi (öl. 908) “Hatmu’l-Vilâye” eserinde açıklamış, bundan sonra da veli ve velâyet kavramları vahyin bildirimleri dışında sürekli anlam farklılaşmalarına uğramıştır. Bu kavramlar Muhyiddîn b. El-Arabî’nin (öl. 1241) eserlerinde en uç noktaya varmıştır. Bir takım üstün vasıflarla teçhiz edilmiş velilik kültüne başından itibaren tevhid ve ıslah çizgisi Kur’an’ın insan tanımına aykırı olduğu için karşı çıkmıştır.

Şii tasavvufunda da, Sünni Tasavvufunda da, Alevi tasavvufunda da “veli”, “şefaat” gibi Kur’ani kavramlar büyük ölçüde Kur’an bütünlüğünde kullanılan anlamlarından uzaklaştırılmışlardır. Ve bu sufi akımlar Allah inancı konusunda da taşkın/sudur felsefesinden  etkilenerek Rabbimizin yetkileri konusunda aşırı gitmişler, tedlis inancını andırır  tarzda “Nuru Muhammedi – Hakikat-ı Muhammedi” telakkilerini paylaşmışlar; bu itikadi bağlama uygun olarak da kültürlerinde “şeriat-tarikat-marifet-hakikat” aşamalarını ifade eden 4 Kapı anlayışını barındırmışlardır.

Yazının Devamı >>>



Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*
E-posta*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)
Yorum*


(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 

Diğer KÜLTÜR SANAT Haberleri

Başlık Tarih
 
Müslüman tutsakların hikâyeleri belgesel oldu04 Eylül 2016
Nida Dergisi 174.Sayısı23 Mart 2016
NİDA DERGİSİ 173.SAYISI 28 Ocak 2016
Televizyonlardaki diziler evlilikleri çatırdatıyor07 Ocak 2016
NİDA DERGİSİ16 Aralık 2015
K.Maraş Bayırbucak’ta Yapılan Saldırıları Lanetledi23 Kasım 2015
Nusret Cephesi'nden "İzzetin Varisleri" Belgeseli07 Temmuz 2015
Nida Dergisi yeni tasarımıyla çıktı…02 Haziran 2015
Gazze'yi Gizlice Çizmek (FOTO)27 Şubat 2015
Evlilikler Azalırken Boşanmalar Artıyor09 Şubat 2015
Evliliğimiz ve düğünlerimiz, Rasulullah'ın sünnetine uygun olsun09 Şubat 2015
Noel Baba değil 'Derviş Nicholas'28 Aralık 2014
'Absürd Bir Tutsaklık Hikayesi'25 Kasım 2014
Nida Dergisi'nin 165. Sayısı çıktı!24 Kasım 2014
VİCTOR HUGO’NUN PEYGAMBERİMİZ İÇİN YAZDIĞI ŞİİR 13 Ağustos 2014
Karikatürler İsrail'i Anlatıyor19 Temmuz 2014
Grup Yürüyüş’ten Soma’ya Ağıt (VİDEO-KLİP)30 Mayıs 2014
“Gülen’in Ağlattığı Müslümanlar”29 Mart 2014
25 Ocak Mısır Devrimi Beyazperdede: “The Square”15 Şubat 2014
Yüksek öğretim öğrencilerine hafızlık eğitimi05 Haziran 2013
Dünyanın en uzun minaresi13 Mayıs 2013
"Akif Meali Sempozyumu" Bu Akşam07 Nisan 2013
Suriye Gerçeği Belgeseli (VİDEO) 03 Nisan 2013

En Çok Okunan
En Çok Yorumlanan
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Camilerde yapılan vaazlar hakkında ne dersiniz?

İlmi anlamda yetersiz
Faydalı olduğunu düşünüyorum
Dinleme ihtiyacı duymuyorum.
Hep aynı şeyler anlatılıyor
İlmi anlamda gayet yeterli buluyorum
Vaizlerin kendilerini geliştirmeleri lazım

Sonuçlar
..
Sayfalar
Arşiv Arama
 
Video Galeri
Foto Galeri
Takvim
Facebook Beğen

Hakkımızda | İletişim | Video Galeri | Foto Galeri
CH