• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi
TAKVİM

"Okul"u madem ki zararlı "milli" unsurlardan arındırmaya karar verildi, "Andımız"ın da sonu gelsin artık...

Bugün yeni eğitim-öğretim sezonu başladı. Kürşat Bumin, Yeni Şafak'taki
köşesinde yine okulları ve müfredattaki sorunları yazdı:

Tekrar MEB'in yeni amacı üzerine


Kürşat Bumin / Yeni Şafak


Ama doğrusu, ne işe yaradığını okuyanlar gibi okula
gönderenler ve okutanların da doğru dürüst anlamadığı bir "Okul" sistemi.

Üstelik yeni "yatırımlar" da yolda. Yakında "dijital
tahta"larla donanmış sınıflar, bunun hemen ardından her öğrenciye birer "tablet
bilgisayar". Bu "yatırımlar"ın devlete-topluma kaç paraya mal olacağını siz
hesap edin... Konuyla ilgili kuruluşlar çoktan sıraya girmiştir herhalde...


Peki bütün bu kaynak ve gayretler ne için? Bütün bu
kaynak ve gayretler düne (yani ilgili KHK'ye kadar) öğrencileri her şeyden önce
"Atatürk ilke inkılapları, anayasada ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine bağlı
Türk milletinin milli, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen,
koruyan ve geliştiren;ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye
çalışan" vatandaş kalıbına dökmek içindi.

Tamam, yeni KHK'nin çizdiği yeni amaçlar sıralanırken
"küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve
becerilerle donatarak" diye dile getirilen görev biraz fazla "ekonomizm"
kokuyor. Ama olsun, MEB'i yukarıda sıraladığım yüzyıllık görevlerinden kurtarmak
"cesaret" ister doğrusu... Her cenahtan "millici" çevrelerin "Okul"dan hep
beraber ve sürekli şikayet etmelerine rağmen "veliler"in ve hatta öğrencilerin
karşısında...

Türk Milli Eğitimi gerçekten şaşırtıcı işler
başarmıştır. 6. sınıftan başlayarak en az altı yıl boyunca haftada en az 4-5
saat derse devam ettirdiği öğrencileri lisenin sonunda üç aylık kursa devam eden
birinin düzeyince bir İngilizce ile mezun etmek kolaylıkla başarılabilecek
işlerden değildir mesela!


Demek ki ortada herkesin (ama herkesin) bildiği bir
"okulculuk oyunu" sahneye konmaktadır.


Her sabah "Andımız" okunsun, İstiklal Marşı okunurken
haylazlık yapanlar önce kaş göz sonra daha ciddi biçimde ikaz edilsin,
ilkokuldan başlayan bir "Tarih" ve "Türkçe" müfredatı her yıl üzerine üç beş
sayfa konarak 11-12. sınıfa kadar okutulsun, 10 Kasım'da gözyaşı döküp sırasında
sinir krizleri geçirilsin (uydurmuyorum, şahidiyim), bayramların iki ay önceden
"provalar"ı başlasın, yani sonuç olarak Türk aşağı Türk yukarı yıllar hızla
akıversin...


"Okul"u mevcut haliyle bir törenler alanına iterek
"başarılı olma"nın direksiyonunu ele geçiren "dershane sistemi"ni
hatırlatmıyorum bile...


Bu öyle bir "Okul" ki, müfradatına soktuğu her şeyden
öğrencileri nefret ettirmeyi çok iyi beceriyor. "Tarih" mi dediniz, öğrencilerin
fikri "aman eksik olsun"dan ibaret; "Edebiyat" mı dediniz, öğrencileri okuma
zevkinden uzaklaştırmayı çok iyi başaran bir ders; "Matematik" mi dediniz,
öğrencilerin pek çoğunun gözünde korkulu bir rüyadan farkı yok...


Ayrıca unutmayalım ki bu "Okul"un devlete ait olanı
ile "özel"i fark etmiyor. "Özel"in bazı avantajları yok değil tabii ki; daha
zengin çeşitler barındıran kantinler, daha az öğrencinin ders gördüğü
dershaneler, üst-baş ve üniformalar daha özenli filan... Ama unutmayın ki
"Tevhid-i Tedrisat Kanunu" gereği (ne ilgisi varsa öyle diyorlar!) hepsinde o
aynı bıktırıcı müfredat.


Biliyorsunuz, Türkiye'de sadece "Okul"un kendisi
değil, "Okul"u konu edinen tartışmalar, konuşmalar, paneller vs de büyük ölçüde
sıkıcı.


Demek ki bu alana ilişkin (biz kalkışana kadar
"Okulsuz toplum"a geçilmez ise!) büyük bir silkinme gerekiyor. "Reform" filan
demiyorum, çünkü önümüzdeki "şey" reforme edilebilecek türden değil. Dolayısıyla
bu alana ilişkin olarak bizim başka bir şey yapmamız lazım. Bu işin ne derece
zor olduğunu hatırlatmaya bile gerek yok sanırım. Bu hantal yapı hantallığından
dolayı yenilikler karşısında çok da dirençli çünkü.


Fırsat bulmuşken "Okulumuz"u önümüzdeki günlerde
birkaç yazıya daha konu ederiz herhalde. Ben yazıyı –unutmadan- söz konusu
KHK'den hareketle Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer üzerinden Kararname'yi
yayınlayan hükümete yönelik bir soru ile bitirmek istiyorum.


Kararname MEB'in amacını olması gereken yola sokarken,
"Okul"dan farklı bir şey olan üniversitelerin, yani "Yükseköğretim"in amacının
bugün ilgili kanunda yazdığı gibi koruması bir tutarsızlık örneği değil midir?
Üstelik, Anayasa'nın yüksek öğretime ilişkin maddeleri -MEB'in alanına giren
eğitim/öğretime ilişkin maddelerin aksine- "Atatürk ilkeleri", "milliyetçilik",
"aile-vatan" gibi konulara girmemişken. Yüksek Öğretim Kanunu'nun
"Yükseköğretimin amacı" başlıklı gerçekten "müzelik" 4. maddesini hatırlayalım
isterseniz:


Madde 4 – Yükseköğretimin amacı:


a) Öğrencilerini;


(1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda
ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı,


(2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve
kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,


(3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan,
aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu,


(4) Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı görev ve
sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren,


(5) Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya
görüşüne sahip, insan haklarına saygılı,


(6) Beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından
dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş,


(7) İlgi ve yetenekleri yönünde yurt kalkınmasına ve
ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim ve mutluluğunu sağlayacak
bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahip, vatandaşlar
olarak yetiştirmek,


b) Türk Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir
bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve
kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak,
çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini
sağlamak,


Ömer Dinçer -doğrudan ilgisi olması da- bu konuyu da
yeni bir KHK konusu yapmaya niyetlidir umarım... Bu yeni kararnameye -Anayasa
değişikliği filan gerektirmeyen- "Andımız"ın okullardan ihracına ilişkin bir
madde de eklenebilir pekâla. "Okul"u madem ki zararlı "milli" unsurlardan
arındırmaya karar verildi, "Andımız"ın da sonu gelsin artık...



103 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret113213
Anket
Kur'an'ı ne sıklıkla okursunuz?
Hava Durumu
Anlık
Yarın
28° 31° 13°
Saat