• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi
TAKVİM

“Sorumluluk duygusu sahibi insan, vaktinde kılamadığı namazının vebalini sırtında bir dağ ağırlığında hep hissetmelidir.”

Ahmed Şahin, Zaman’daki köşesinde “Gece gusletmesi gereken kimse birazcık
uyuyup da sonra yıkansa olur mu?” sorusuna cevap veriyor ve Sabah namazını
vaktinde kılmanın ehemmiyetine dikkat çekiyor:

 

Gece gusletmesi gereken kimse ne kadar uyuyabilir?

 

Ahmed Şahin / Zaman

 

Soru: Gece gusletmesi gereken kimse birazcık uyuyup da sonra
yıkansa olur mu? Yoksa gusül yapması gereken kimsenin yıkanmadan uyuması günah
mı olur? Sorduğum kimseler farklı cevaplar verdiler. Cünüpken hemen yıkanmayıp
kirli halde uykuya dalan kimse, şeytan çapmasına uğrar, diyen de oldu? Konuyu
aydınlatacak bilgi verirseniz şüpheden kurtulacağız. Yıkanmadan uyunamaz mı?

 

***

 

Cevap: Kendisine gusül farz olan kimse bu haliyle manen
kirli sayılır. Her kirli insan da bu halde iken huzursuzluk hisseder, kirlilik
halinden bir an önce kurtulmayı ister.

 

Bu sebeple yıkanması gereken kimse bir an önce guslünü yapıp kirlilik
hissinden kurtulmayı tercih etmelidir. Sıyanet (koruma) melekleri de korudukları
insanın kirlilik halinin kısa sürmesini ister, bu hassasiyetten memnun
olurlar.

 

Bununla beraber, ihtiyaç duyan kimse bu haliyle de uyuyabilir. Ancak bu
uyumanın sınırı, sabah namazını vaktinde kılma ile çizilir. Bu sebeple birazcık
uyuduktan sonra hemen kalkıp guslünü yapar, sabah namazını da vaktinde kılarsa
bir mahzur söz konusu olmaz. Şeytan çarpmasına filan da maruz kalmaz. Yeter ki
uykuyu uzatıp da sabah namazını vaktinde kılma fırsatını kaçırmasın.

 

Bu sıralarda dikkat edilecek en önemli tehlike, uykuyu uzatıp da namazı
kaçırma tehlikesidir. Buna özel bir dikkat göstermek gerekir.

 

Çünkü sabah namazını kaçırma mahrumiyeti, göze alınacak basit bir mahrumiyet
değildir. Nitekim şafakta kılınan iki rekat namazın önemi konusunda Efendimiz
(sas) Hazretleri'nin unutulmayacak uyarısı vardır. Buyurur ki:

 

- Fecir vaktinde kılınan iki rekat namaz, dünyadan da, içindekinden de
hayırlıdır!..

 

Evet, vakitlerin eşrefi olan şafak vaktinde kılınan iki rekat namaz dünyadan
da içindekinden de hayırlıdır.

 

Çünkü dünya ve içindeki mal, mülk ahirette geçer akçe değildir. Ancak iki
rekat sabah namazı ahirette geçer akçedir. Malı mülkü, altını gümüşü ile
ahirette kendini kurtaramayan adam, şafakta kıldığı iki rekat namazı ile kendini
kurtarabilir...

 

Sonuç böyle olunca, sabah namazını vaktinde kılmanın muhteşem değeri ortaya
çıkar..

 

Bundan dolayı denir ki: Geceleri yatsıdan sonra hemen yatıp sabah erken
kalkmaya özel bir dikkat göstermeli, sabah namazını güneş doğmadan önce tam
vaktinde kılarak kazaya bırakma mahrumiyetine maruz kalmamalıdır.

 

Ancak bütün bu hassasiyetlere rağmen insanlık halidir bu, hiç arzu edilmediği
halde kalkamaz da, namazı güneşten sonraya kalırsa ne olacak? Artık her şey
mahvoldu bitti gibi bir ümitsizliğe kapılmak da doğru olmaz elbette.

 

Bu durumda yapılacak ilk iş nedir? Güneşin çıkmasıyla başlayan 45 dakikalık
kerahet vakti bitince, önce sabahın sünnetini sonra da farzını kaza niyetiyle
kılıp namaz borcundan kurtulmaktır. Böylece vaktinde kılma gibi önemli bir
görevini yerine getirme fırsatını kaçırmış insan, hiç olmazsa hemen kaza etmekle
namaz borcuyla kalmamış olur.

 

Bu durumda namazını kazaya bırakma günahından dolayı derin üzüntü duymak,
tövbe, istiğfar halinde olmak da gerekir.

 

Gerçekten de sorumluluk duygusu sahibi insan, bu gibi ihmallerinin üzüntüsünü
duymalı, vaktinde kılamadığı namazının vebalini sırtında bir dağ ağırlığında hep
hissetmelidir.

 

İhmal ettiği ibadetlerinin ezikliğini duymayıp vicdan azabı çekmemek, aynı
hataları küçük görüp tekrar etmeye sebep olur! Böylesine duyarsız insan,
günahını büyük gören mümin hassasiyetini yitirip küçük gören mücrim durumuna
düşebilir.

 

Bu durumu Efendimiz (sas) şöyle ifade buyurmuştur:

 

- Mümin günahını üzerine yıkılacak dağ gibi büyük görür, üzüntü hisseder.
Mücrim ise burnu ucuna konmuş sinek gibi basite alır, önemsemez olur!.

 

Öyle ise insan, maruz kaldığı günahlarını üzerine yıkılacak dağ gibi büyük
gören mümin vasfını korumalı, burnu ucuna konmuş sinek gibi basite alıp da
tekrar etme temayülüne giren mücrim duyarsızlığına düşmemeye gayret
göstermelidir.



100 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam36
Toplam Ziyaret115760
Anket
Kur'an'ı ne sıklıkla okursunuz?
Hava Durumu
Anlık
Yarın
27° 28° 12°
Saat