• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi
TAKVİM

“Toplumsal değişimlerde halka güç veren değerlerin kaynağının maddi medeniyetin kriterleriyle kavranamayacağı bir vakıa.”

Cihan
Aktaş
, Taraf gazetesinde
daha önce Yıldıray Oğur, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar tarafından yapılan Mavi
Marmara “özeleştirisi” ile ilgili yazdı. Mavi Marmara katliamını kınayan mezkûr
yazarlar, İsrail vahşetini kınamanın yanı sıra Mavi Marmara organizasyonunun da
da kendi iç muhasebesini yapması gerektiğini yazmış ve neden İsrail askerlerine
karşı direnilerek bu kadar insanın ölümüne sebebiyet verildiğini sormuşlardı.
Aktaş, bugünkü yazısında o yazılara cevap verdi:


cihan_aktas.jpgMavi
Marmara’yı niye tartışıyoruz


Cihan Aktaş / Taraf


Günlerdir Taraf gazetesinde son zamanlarda Mavi Marmara üzerine yayımlanan
yazılar üzerine neler düşündüğümü soran e-mesajlar alıyorum. Aslında bu konuda
ne düşündüğüm, bu köşede yazdığım yazılar veçhesinde apaçık.


Başından itibaren Mavi Marmara yolcularının Hazreti Hüseyin’in mesajının
izinden gittiğine inancımı dile getiriyorum. Mavi Marmara yolcuları seferlerinin
sivil niteliğine o kadar güvenmiyor olabilirlerdi, İsrail saldırganlığına aşina
oldukları için. Böyleyken İsrail katliam yapabilir diye bu haklı yolculuğa
çıkmaktan sakınmak, zalimin zulmünün sürmesine bir tür katkı anlamına gelmez
mi... Hem gemideki yolcular reşit insanlardı ve bu iyilik yolunu kimsenin
baskısı olmaksızın seçmişlerdi. Böyle “ölümcül” bir sefere katılmanın
sebeplerinin içyüzüne kolaylıkla karar verilemez, dışarıdan bir bakışla.

Gazze yolculuğu ve Arap halk hareketlerinde somutlaştığı üzere, toplumsal
değişimlerde halka güç veren değerlerin kaynağının maddi medeniyetin
kriterleriyle kavranamayacağı bir vakıa. Adam Ferrarisini niye sattı, nasıl
bilge oldu sonra, bu soruların cevabını derketmiş olduğunuzu varsaydıran
kriterler, Mavi Marmara seferini irrasyonel olarak işaretlemenin de fizibilite
raporlarını hazır etmişlerdir çoktan.

Sol kökenli liberal ve seküler aydınların bir problemi bu: Che Guevara olmak
yüceltilir, ancak onun tuttuğu yoldaki içinde canını feda etmeyi de getiren zor
mücadele rasyonel bulunmayarak sorgulanır. Oysa Che’yi posterlerindeki romantik
direnişçi imajını bütünleyen beresinden, kıvırcık saçlarından önce,
bakışlarındaki kararlılığı oluşturan sebeplerle anlamak gerekir.

Ahmet Altan’ın zaman zaman İslamiyet ve Müslümanlar bağlamında sohbet ederken
tanığı olduğum bir coşkusu var ki bende yükseklerde bir yere bağlanmaya
hazırlandığı bir yolculuğun içinden seslendiği izlenimini uyandırıyor. Gerek
Ahmet Altan ve Yasemin Çongar olsun, gerek Yıldıray Oğur olsun birkaç yıldır
Türkiye’de hele Taraf’ın ilk çıktığı zamanlarda daha da zorlu olan bir riski
üstlenmeyi gerektiren bir bağlamda gazete çıkartıyor, yazılar yazıyorlarsa, bu
onların kendini feda etmeyi göze aldıran değerlere inancının göstergesi.
Altan’ın Ali Şeriati ve Aliya İzzetbegoviç okumasını çok isterdim. Şeriati’nin
Hüseyin’in kıyamı üzerine yorumlarının onun epik ruhunda bir karşılık bulacağını
sanıyorum. Bir dönemde uzak ülkelerde kalabalıklara halkların kardeşliği ve
sınırların izafiliği temalarına açılan “devrimci” konuşmalar yapmış olan
Yasemin’den de alternatif Mavi Marmara yazıları umuyor gönlüm.

Şehit Furkan Doğan’ın geçen mart ayında Kayseri’de ziyaret ettiğim ailesiyle,
ardından mayısta New York’ta karşılaştığım babası Ahmet Bey’le yaptığım
konuşmalarda da bu konu hep vurgulandı: Furkan’ın yolculuğu Hazreti Hüseyin’in
yolculuğuna benziyor bir yerde.

Hüseyin zalimlerle yaşamak zulmün ta kendisi olacağı için, ucunda ölüm
olduğunu bile bile Küfe’ye doğru yola çıkmıştı. Mavi Marmara yolcuları için ise
Gazze’nin kapalı yollarını açmak işte böylesine her ihtimali göze aldırtan
kaçınılmaz bir yolculuk anlamına geliyordu.

Gazze seçimle işbaşına gelmiş meşru bir hükümete sahip her açıdan, ama bir
yandan da hukukun apaçık ihlal edildiği zalimce bir abluka altında. Hiçbir
yardımın ulaşılmasına izin verilmiyor bölgeye, İsrail yüksek duvarlarla
kendisinden ayırıyor Gazzelileri ve aynı zamanda karadan denizden ablukayla
tecrit edilmelerini sağlamaya çalışıyor. Gazze halkı ise etrafında yükseltilen
çelik duvarlara rağmen direnişini sürdürüyor. Kimileri o duvara rağmen normal
hayatını sürdüremeyeceğini, duvarı yakından görmeden tek kelime yazamayacağını,
okuyamayacağını düşünüyor, “The Wall” sorgulamasını işte bu yolla geliştiren
Pink Floyd gibi. “İşgale ihtiyacımız yok, ırkçı bir duvara ihtiyacımız yok”
diyebilmek için, Roger Waters misali o duvarı yakından görmek gerek...

Zahide Tuba Kor’un büyük emek vererek İngilizce ve Türkçe olarak hazırladığı
Küresel Vicdanın Dilinden Özgürlük Filosu isimli, Özgürlük Filosu yolcularıyla
yapılan söyleşilerden oluşan kitapta 2008’de Gazze’ye iki küçük tekne götüren
hareketin kurucu üyelerinden olan Amerikalı bilim adamı Paul Larudee’nin ifade
ettiği gibi: Mavi Marmara’nın yolculuğu bölgedeki özgürlükçü hareketleri
cesaretlendirdi, bu hareketler ivme kazandırdı. (İHH yayını, Mayıs 2011)
“Umut... Umut ve dünyanın Filistin’i unutmadığını ve yüzüstü bırakmadığını
göstermek.” Bu cümleyi de New York doğumlu bir gezgin, David K. Scehermerhorn
aktarıyor Tuba Kor’a, senelerce Batı Şeria’da çalışan hemşehrisi bir doktorun
dilinden, Gazze’ye gitmenin anlamı bağlamında.

Gazze direnişine destek sunan Küresel Halk Hareketi, İsrail’in sömürgeci
ırkçı projesine yönelik büyük bir tehdit, Amerikan ve İsrail vatandaşlığı olan
bir Filistinlinin, Huwaida Arraf’ın ifadesiyle.

Mazlumlarla dayanışmada söylemle mi kalıyorsunuz, yoksa bu sizin için eyleme
dönüşmeden yapılamayacak kadar hayati bir problem mi, Mavi Marmara işte böyle
ciddi bir sorunun tecessümü olduğu için de tartışma konusu olmaya devam
ediyor.



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   
105 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret112906
Anket
Kur'an'ı ne sıklıkla okursunuz?
Hava Durumu
Anlık
Yarın
5° -3°
Saat