• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Üyelik Girişi
TAKVİM

Palmer, Gazze Şeridi'ne istinaden İsrail'in Filistin topraklarını işgal etmesinin illegal olduğuna değinmemiş. İsrail'in işgali sanki meşruymuş veya yokmuş gibi yazıyor.

Palmer
Raporu: Alenen Asılsız / Dr. Mutaz M. Qafisheh

Geoffrey Palmer başkanlığında Gazze ablukası üzerine hazırlanan 105 sayfalık
"31 Mayıs 2010 Filo olayı hakkında Genel Sekreterlik Soruşturma Paneli Raporu"nu
okumak iki gün sürebilir ama raporun temelsiz iddialarını ve insanlık dışı
sonuçlarını keşfetmek kesinlikle 2 saniye sürecektir.

Muhtemelen tarihte ilk kez BM tarafından hazırlanan bir belge insan haklarını
açıkça ihlal eden bir durumu resmi olarak savunuyor ve teşvik ediyor.
Uluslararası bir avukat olarak Palmer Raporu'nun siyasi boyutları hakkında yorum
yapmayacağım. Bu değerlendirmeyi daha ziyade Raporun "Uygulanabilir Uluslararası
Hukuk Prensipleri" başlıklı Ek 1 kısmında yer alan yasal noktalarla sınırlı
tutacağım. Ek 1 bu değerlendirmede "çalışma" olarak anılacaktır.

Çalışmanın 27 sayfasını gözden geçiren birinin görebileceği dikkat çekici ilk
nokta çalışmanın hiçbir yerinde Gazze'ye veya Gazze ablukasına değinilmemesi.
Dolayısıyla insan, raporu hazırlayanların "İsrail'in Gazze'ye uyguladığı deniz
ablukası yasaldır" ve "abluka meşrudur... ve abluka uygulaması uluslararası
hukukun gereklilikleri ile uyum içindedir" sonucuna nasıl vardıklarını merak
ediyor (s. 4). Birinci paragrafta çalışma "deniz hukukunu, silahlı çatışma
hukukunu ve insan hakları hukukunu" inceleyeceğini belirtmiş. Gerçekte ise
çalışma sadece deniz hukukunu ve abluka hukukunu ele alıyor. Gazze'de insan
haklarına ise hiç değinmiyor. Uluslararası insani hukuku veya Birleşmiş
Milletlerin Gazze'deki duruma ilişkin hazırladığı diğer çalışmalara yer
vermiyor. Sonuç olarak çalışma teorik ve eldeki durumla ilişkisiz kalıyor ve
hepsinden öte yanıltıcı oluyor. Çalışma hakemli bir dergide yayınlanabilecek
bilimsel bir makale olarak uygun olabilir ama yasal/diplomatik olacağı düşünülen
bir BM belgesi olarak uygun değil. Muhtemelen çalışmayı bir BM stajyeri
hazırladı veya belki İsrailli bir bilim adamı basılması için bir makale
yazıyordu (çünkü çalışmanın format ve büyüklüğü bunu gösteriyor) ama bunu BM'ye
satmayı tercih etti. Yazara çalışmanın dilini Gazze'deki duruma veya BM'nin
dokümanlarında özellikle de insan hakları konusunda kullanmaya meyilli olduğu
dile uyarlaması için yeterince ödeme yapılmadığı (veya yeterli deneyimin
olmadığı) görülüyor.

Çalışma 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 110. maddesinde yer alan ve belirli
ve sınırlı şartlarda savaş gemilerine yabancı bayraklı gemilere müdahale hakkı
veren "ziyaret hakkına" değiniyor (5. Paragraf), ama bu şartları sıralamıyor.
Bunun nedeni 110. Maddede yer alan bu şartlardan (yani korsanlık, köle ticareti,
izinsiz yayın, geminin tabiiyetsiz olma durumu) hiçbirinin Türk filosu için
geçerli olmaması. Çalışma ziyaret hakkının bu durumda ilgisiz olduğunu
belirterek devam ediyor. Yedinci paragrafta çalışma Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin
88. maddesine istinaden açık denizlerde güç kullanımına yasak getirilen ülkeleri
açıkça belirtiyor. İlerleyen paragraflarda ise çalışma güç kullanımını meşru
kılmaya yelteniyor. Ancak bu çabasında kendiyle çelişiyor, örneğin devletlerin
"herhangi başka bir devletin siyasi bağımsızlığına veya toprak bütünlüğüne karşı
güç kullanmak veya tehdit etmekten" kaçınmasını zorunlu kılan Sözleşmenin 301.
maddesine atıfta bulunuyor. Muhtemelen Palmer'a Gazze'nin İsrail'in bir parçası
olduğu söylenmiş ve filo İsrail'in bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne karşı
şiddet hareketi oluşturuyordu!

Çalışma iki devlet arasında deniz hukukunun (genel kanun) geçerli olduğu
barışçıl ilişkilerin varlığını göz ardı ederek, İsrail-Türkiye ilişkilerine
uluslararası insani hukukun (özel kanun) uygulanabileceğini farz ettiği için de
sınıfta kalıyor. Türkiye ve İsrail 1982 Sözleşmesi'nin tarafları değiller ve
dolayısıyla bu nedenle gelen yükümlülükleri tartışmanın bir manası yok.
Sömürgeleşme döneminde geliştirilen miadı dolmuş deklarasyonlara (1856 Paris
Deklarasyonu ve 1909 Londra Deklarasyonu) ve bazı devletlerin tikel askeri
yönergelerine referans vererek Palmer İsrail ablukasını savunmaya çalışıyor
(19-39. paragraflar). Ablukanın "uluslararası bir çatışma durumu olduğu sürece"
meşru olduğunu söylüyor ve bu durum ona göre "birkaç yıl sürebilir" (26.
paragraf). Bu, insan hakları ihlalleri için su katılmamış bir tahrik
oluşturuyor.

Palmer için daha üzücü olan şey ise raporda alıntılanan el kitaplarının
kendisinin ablukayı meşrulaştırma çabasına ters düşüyor olması. Raporda 96 kere
bahsi geçen San Remo El Kitabı'nın açıkça belirttiği ve çalışmanın kendisinin de
işaret ettiği gibi (36. paragraf) "eğer sivil nüfusa verilen zarar veya
verilmesi beklenen zarar ablukanın uygulanması ile elde edilen somut ve direk
askeri avantajdan fazla ise abluka bir savaş yöntemi olarak illegaldir.
Dolayısıyla, sivil nüfusa verilen zarar askeri avantaja karşı
değerlendirilmelidir". (Palmer "il" ekinin bir yazım hatası olduğunu düşünmüş ve
düzeltip legal yapmış gibi görünüyor.) Görünüşe bakılırsa Palmer veya onun için
bu çalışmayı yürütenler ablukanın Gazze'deki sivillere verdiği zarara ilişkin
haberleri hiç duymamışlar veya herhangi bir BM belgesinde okumamışlar (Örneğin
2009 Goldstone Raporu veya işgal altındaki Filistin Toprakları'nda insan hakları
durumu raporları üzerine BM Özel Raportörü).

Çalışmanın da kabul ettiği gibi "ablukanın uygulanması uluslararası insani
hukuk'ta yer alan diğer kurucu kurallarla ters düşüyorsa abluka illegaldir. Bu
bağlamda önemli olan kolektif cezalandırmaların 4. Cenevre Sözleşmesi ve aynı
zamanda 1. ve 2. ek protokoller gereğince yasaklanmasıdır önemlidir ve bu
uluslararası teamül hukukunun kabul edilmiş bir parçasıdır" (37. paragraf).
Palmer'ın ablukanın neden olduğu uluslararası insani hukuk ihlallerini anlaması
için çalışmanın 129-132 numaralı dipnotlarında alıntıladığı belgelerin ilgili
hükümlerini okuması veya Uluslararası Kızılhaç Örgütü'nün 2006 yılındaki
çalışmasına ya da Örgütün Gazze ablukasıyla ilgili pozisyonuna göz gezdirmesi
yeterlidir.

Çalışmanın 40-42. paragraflarında BM sözleşmesinin 51. maddesine yapılan
referanslar aşikâr bir biçimde çelişki yaratıyor. Eğer İsrail'in meşru müdafaa
yapan taraf olduğunu düşünürsek İsrail 51. maddede belirtilen gerekliliklerin
hiçbirini karşılamamaktadır. Aslında, tüm dünyada iç hukukta kabul edilen 51.
madde veya meşru müdafaa mantığı doğru uygulanırsa, İsrail askerlerinin değil
Mavi Marmara'daki kişilerin meşru müdafaa yaptıkları görülür ki bu kişilerin
hareketleri gerçeklerin gösterdiği üzere orantılıdır. Çalışma BM sözleşmesinin
6. ve 7. bölümlerinde yer alan güç kullanımı usullerinin meşruiyetine referans
vermemiştir. "Deniz ablukasının meşru müdafaa durumunda uygulaması sözleşmenin
51. maddesinde belirtilen usuller altında Güvenlik Konseyine rapor edilmelidir"
(s. 5). İsrail 51. maddenin gerektirdiği gibi Güvenlik Konseyini hiçbir zaman
bilgilendirmemiştir. Görünen o ki raporun yazarları meşru müdafaanın
devletlerarasındaki durumlara uygulanmak üzere oluşturulduğunu anlamamışlar.
Aynı zamanda, yazarlar (s. 4) "filo çeşitli sayıdaki ülkeden katılımcılar ve
gemiler içeren bir sivil toplum girişimiydi" diyerek bunu kabul etmişlerdir.
Yazarların, 51. maddenin bir BM üyesine karşı düzenlenen silahlı saldırı
durumunda meşru müdafaaya izin verdiğini okumayı unuttukları açıktır; filonun
saldırıya uğrayan taraf değil "silahlı bir saldırı" olduğunu düşünmüş
olabilirler. Daha da kötüsü, çalışmanın 4. sayfasında "İsrail'in gemilere abluka
bölgesinden bu kadar uzakta bu derece güçle müdahalede bulunma kararı ve
müdahaleden önce son bir uyarı yapmaması aşırı ve mantıksızdır" diye
belirttikten sonra saldırının meşru müdafaa olduğunu iddia etmesi.

Palmer, Gazze Şeridi'ne istinaden İsrail'in Filistin topraklarını işgal
etmesinin illegal olduğuna değinmemiş. İsrail'in işgali sanki meşruymuş veya
yokmuş gibi yazıyor. Bu bir cevabı bile haketmiyor, dünyada herhangi bir hukuk
fakültesine giden birinci sınıf öğrencisi bile bu gerçeği bilir. Palmer
Gazze'deki insanların maruz kaldıkları, can kaybı, hareket sınırlamaları,
sağlık, yiyecek ve eğitim hakkı ihlalleri gibi, insani hakları ihlallerine
değinmeye bile zahmet etmemiş. İnsan haklarını koruma sorumluluğunun herkesi
kapsayan ve insani yardım gemileri ve konvoyları göndermek de dâhil olmak üzere
tüm devletlerin üzerine düşeni yapmasını gerektiren bir uluslararası hukuk
kuralı olduğunu herhalde hiç duymamış. Muhtemelen Palmer'ın insan hakları ve
devlet yükümlülükleri hukuku gibi küresel yasal gelişmelerden haberdar olması
için Yeni Zelanda çok uzak kalıyor. Ya da belki Palmer'a ödeme yapanlar böyle
söylemesini istediler.

Palmer'a BM Genel Sekreterliğinin verdiği görev yetki dışı çünkü İnsan
Hakları Konseyi aynı soruyu inceledi ve konu hakkında bir karar verdi (U.N. Doc.
A/HRC/15/21, 27 Eylül 2010). Konsey uluslararası toplumu temsil ederken Genel
Sekreter bir çalışan. Genel Sekreter çoktan yapılmış bir işi yürütmesi için
birini görevlendirip ona ödeme yapmamalıydı. Böyle bir iş fuzulidir. Yetki dışı
ve geçersiz bir görev olarak değerlendirilmelidir. Örgüt için zaman ve para
kaybıdır. Daha da önemlisi raporun Gazze ablukasının meşruiyeti üzerine karar
verme gücü yoktur. Eğer görev talimatına bakılırsa, soruşturma panelinin
ablukanın legal veya illegal olmasıyla ilgili karar vermesini gerektiren
herhangi bir noktanın olmadığı görülür. Raporun kabul ettiği gibi, "şunu
belirtmeliyiz ki bizden olayların yasal olup olmadığına karar vermemiz
istenmedi. Panel bir mahkeme değildir ve rapor bir hüküm görevi görmemektedir".
Bu durumda Palmer'ın Gazze ablukasının meşruluğunu neden ele aldığı merak
edilebilir. Ama İsrail'in raporu hoş karşılaması sürpriz değildir!

Son olarak, rapor "olayın sonuçları ışığında İsrail'in pişmanlık duyduğunu
uygun bir şekilde dile getirmesi gerekmektedir" sonucuna vardı. Ve "İsrail'in
ölen ve yaralanan kurbanlar ve ailelerine yardım yapmayı önermesi gereklidir"
diye ekledi (s. 6). Yasal abluka ve meşru müdafaa için İsrail'in neden pişman
olduğunu göstermesi ve ödeme yapması gereksin? Özür dilerim ama bu çok
saçma!

ZAMAN



136 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam16
Toplam Ziyaret117077
Anket
Kur'an'ı ne sıklıkla okursunuz?
Hava Durumu
Anlık
Yarın
27° 28° 12°
Saat